Karşıyaka 3 maç aradan sonra galibiyete kavuştu. Geçen hafta bardağı taşıran mağlubiyetin ardından Ersin Aka'yla yollar ayrılmıştı. Birçok isimle görüşülmesine rağmen, takımın başına bir teknik direktör bulunamadı. Kelkit Hürriyet Spor karşısında antrenör Recep Umut’a geçici olarak görev verildi. Karşılaşmayı ilk 10 dakikada atılan gollerle 2-0 kazanarak, alnının akıyla çıkmayı başardı.

***
İzmir'de yazın ardından en kötü hava koşulları mevcuttu. Sabah başlayan şiddetli yağmur öğlene kadar devam etmişti. Ilıman sıcaklıklar varken, birdenbire kış gelivermişti. Her ne kadar 10 derecenin üzerinde bir sıcaklık olsa da aniden gelen soğuma eksi dereceler gibi hissettirdi bizlere. Gümüşhane ekibinin bu hava koşullarına biraz daha alışık olacağını düşündüm. Çok daha yağmurlu ve çok daha soğuk bir şehrin takımı. 
***
Maç saatinde yağmur dinmişti. Saha zemininde, yeni bakımdan çıktığı için oynamayı zorlaştıracak bir durum yoktu.
Karşılaşmaya Kelkit Hürriyet daha iyi başladı. Rakip kale önünde sık sık göründü. Ama Karşıyaka 7. dakikadaki ilk atağında golle buluştu. 10. dakikadaki köşe vuruşunda Batuhan Uçan kendi kalesine gol atınca fark 2'ye çıktı. Ev sahibi takım oyun üstünlüğünü ele geçirmiş gibi olsa da Adem Büyük'ün 36. dakikada 2. sarı karttan oyundan atılması, seyri değiştirdi.
Özellikle 2. yarı konuk takım topla daha çok oynadı. Pozisyonlara girmekte zorlanınca gol atmayı başaramadı. Yeşil kırmızılı takım hızlı hücumlarla gol aradı. Fatih Taşdelen ileride tek başına kaldı. Bunu gören Recep Hoca forvet Yasin Ozan'ı destek vermesi için oyuna sürdü. Bu pek fazla işe yaramasa da penaltı kararıyla farkı 3'e çıkarma şansını yakaladı; olmadı.
***
Karşıyaka her geçen hafta daha kötü bir oyun ortaya koyuyordu. Bu da son 3 hafta puanlar kaybedilmesini getirdi. Antrenör Recep Umut'un elinde sihirli değnek yok. Takıma farklı bir hava vermesini bekleyemezdik, öyle de oldu. Eksilmeden önce de pek iyi bir performans gösterememişti. 2 gol atsa da bunu yeteneğe ve rakibinin kendi kalesine atmasına borçluydu.
Paslaşma kötüydü. Takım oyuncuları yine birbirine yabancı gibiydi. Defans arkasına pas atıldı, koşulmadı, koşuldu, pas atılmadı. Sadece bu değil. Akıl da konamadı. Örnek olarak taş atışında herkes markajdayken Yasin Ozan anlık kurtulup, topu aldı. Kalabalık içerisinden tek başına çıkamaz. Ayağında top da tutamaz, kaptırır. Dokunur dokunmaz pas vermeli. Herkes onu izledi ve markajdan kurtulup, pas almaya giden olmadı. Her zaman dediğim bir şey vardır. Bir kişi pas almaya gittiğinde, gidene dahi yaklaşılmalı. Bu, top kaptırılmadan pas yapılmasını sağlar ve böylece pas ağı oluşur. Sonuç olarak kaleye daha rahat gidilir ve pozisyonlara sık sık girilir. Süper Lig’de bile yapamayan çok ekip var. Bu genç takımlarda hiç öğretilmiyor mu acaba? Zor bir şey değil.
Kanatları kullanma konusunda pek eleştiri yapamam. Eksik oynamanın verdiği dezavantaj ve rakibin gol için yüklenmesi oyun sistemini çok değiştirdi. 2. yarıda özellikle Ferdi Burgaz sol tarafı çok kullandı ve o tarafta oynayan Fatih'le pozisyonlar yakalandı. Ferdi gollük paslar da verdi, değerlendirilemedi. Sağ taraf pek fazla işlemedi. Yasin o tarafa alındı fakat yeterince canlılık katamadı.
Hakem Muhammed Selim Özbek'e çok itiraz ettiler. Öndeyken böyle davranılması tamamen gereksiz bir durumdu. Öyle ki 48. dakikada kapılan topla rakip gafil avlanmışken, Barış Sağır atağa katılmayıp, hakeme, rakip oyuncunun elle oynadığı gerekçesiyle itiraz etmeyi tercih etti. Maça çok fazla stres altında çıkmışlarcasına bir hava vardı. Aslında son haftalardaki kötü sonuçlardan sonra bu gayet normal.  
***
Kelkit Hürriyet biraz amatör görüntüsü verdi. İyi pas yapamadılar, basitçe top kaybettiler. Rakibinin çok adamlı defansını aşmakta başarılı olamadılar. Örnek olarak bir ataklarında ceza alanı yakınında sağ tarafta Hamza İpekci defans arkasına koşu yaptı. Arkadaşı ona pas atmak istedi ama ilkinde başaramadı. Top önünde kaldı. Rahatça atabilecekken diğer tarafa döndü. Atsa kaleciyle karşı karşıya bırakmış olacaktı. Rakibi gibi onlarda da takım olamama ve birbirini tanıyamama sorunu vardı. Şut çekmeye yeltendiler. Genellikle mesafe uzaktı ve de vuruşlar çok kötüydü.
İlk kez kaleyi 42. dakikada tutturdular ama onda kaleci hiç zorlanmamıştı. İlk tehlikesi de 49. dakikada geldi. Sercan Besler'in çaprazdan yakın mesafeden kaleciyle karşı karşıya şutunda defans araya girdi.
Adam adama oynamada sorun yaşadı. Rakip oyuncuları boş bıraktıkları oldu. Defans arkasına da çok adam kaçırdı.
Bu futbolla tek hedefleri olabilir o da küme düşmemek. Ancak ilk kez izlediğim bir takım. Az ihtimal de olsa diğer maçlarında farklı oynuyor olabilirler. Yorumum sadece bu müsabakada gösterdiği performansla sınırlı. 
***
Adem Büyük'ün göğsüyle önüne alıp, şut çekip attığı gol tam bir yetenek işiydi. Karşıyaka takımdaşlıktan çok yetenekle goller atabiliyor. Deneyimli golcü büyüklüğünü gösterse de gereksiz yere itirazından ilk sarısını ve yaptığı acemice faulle de 2. sarısını alıp, arkadaşlarını eksik bırakması hiç iyi olmadı.
Fatih Taşdelen ileride genellikle tek kaldı. Çok çabaladı, çok koştu ve de çok da yoruldu. Gözüme batan oyuncuların başında geldi.
Penaltıyı kullanan Yasin Ozan yerden yavaş bir şekilde köşeye vurdu. Kaleci doğru tarafa yatınca kurtarmayı başardı. Gol olma olasılığı düşük bir vuruştu. Sanırım şimdiye kadarki en kötü penaltılarından birini attı.
Karşıyaka goller dışında 3 kere daha ağları sarsmıştı ama öncesinde ofsayt bayrağı kalkmıştı. VAR olsa erkenden düdük çalmaz karar sonra verilir ve inceleme beklenirdi.
2. gol kornerden gelmişti. Yardımcı hakem kalenin diğer tarafında kalsa da kornere çıktığına hükmetti. Ama bana çıkmadı gibi gelmişti. Kelkitli oyuncuya baskı yapan rakibi de itiraz etmeden oyuna devam etmişti.