Şirketler denetim altına alınmalı
Türkiye'deki tarımın kooperatifleşme temelinde olması gerektiğini söyleyen Kaymakçı, "Türkiye, 2012 yılında tarım ithalatçısı olma özelliğini sürdürdü. Kırmızı ette, Türkiye havlu atmış durumda. Bitkisel yağ açığımız 3 milyar dolar. Pamuğuyla bilinen İzmir pamuk ithalatçısı oldu. Bunlar tarım politikasının açmazlarını gösteriyor. Geçtiğimiz yıl 3 milyar tarım toprağı ekilmedi. 2 milyon insan tarımı bırakarak kente göç etti. Tüketiciler ise kentlerde kaliteli tarım ürünlerine ucuz ve kolay bir şekilde ulaşamıyor. Bunun nedeni izlenen tarım politikalarının çıkmazı. Tarım ve gıda şirketleri denetim altına alınmalıdır" dedi.
Rekabet eksenli tarım amaçlanıyor
2013-2017 yıllarını kapsayan stratejik plan hakkında da bilgi veren Kaymakçı, "Stratejik Plan'da, tarımsal ve ekolojik kaynakları korumak, üretimde verim ve kaliteyi artırmak için uygun yöntem ve teknolojiler geliştirmek ve tarım ürünleri ile gıda maddelerinde sunum güvenliğini sağlamamak amaçlanıyor. Rekabet eksenli tarım sektörü oluşturulması hedefleniyor. Planda; tarımda gelir dağılımı açısından dengeli bir büyüme yerine ekonomik büyüme ön plana çıkarılmakta, toplam etmen verimliliği yerine verimlilik temel alınmakta. İhracat hedeflenerek, aslan payının zengin ve güçlülerde kalmasına yardımcı olan uygulamalar öngörülmekte. Çiftçinin kendi tohumunu ekmesine bile yasak getiren, sertifikalı tohumluk kullanmayı özendiren ve zorunlu tutan uygulamaların sürdürüleceği gözlemlenmekte. Biyoçeşitliliğin kullanım alanı firmalara verilmiş bulunuyor" diye konuştu.
Sözleşmeli tarımın yaygınlaştırılmak isteniyor
Zirvede sunulan çalışma gruplarının önerilerinde kooperatifçilerin ve tabandan gelen çiftçi örgütlerinin temsilcilerinin yer alamadığını ifade eden Kaymakçı, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Çalışma gruplarına kimi kooperatif temsilcileri süs olarak alınmış. Çiftçinin örgütlenmesi yok. Çiftçilerin sanayi kartelleri ve AVM'ler karşısında haklarını koruyacak herhangi bir önerme yok. Hiçbir çalışma grubu raporunda Türkiye'nin neden tarım ürünleri ithalatçısı olduğuna dair bir durum tespiti yok. Özetle, İzmir Tarım ve Gıda Zirvesi'nde de, ihracat hedeflenerek, aslan payının zengin ve güçlülerde kalmasına yardımcı olan uygulamalar öngörülmekte ve sözleşmeli tarımın yaygınlaştırılması ön plana çıkarılmakta."
Çiftçi sanayici ayrımı ortadan kaldırılmalı
Kaymakçı, İzmir Tarım ve Gıda Zirvesi Çalışma Grupları'nın önermelerine karşılık şu önerilerde bulundu: "Bakan sütün satış fiyatını müjdeleyerek '95 kuruş' dedi. Ancak bu ücret maliyeti karşılamıyor. 125-135 kuruş bir maliyet söz konusu. AB'de çiftçiye yapılan desteklemeler neyse burada da o yapılmalı. Çiftçi sanayici ayrımı ortadan kaldırılmalı. Çiftçi kendi ürününü satabilmeli. Küçük ve dağınık işletmeler büyütülmeli ve birleştirilmeli. Üreticilerin hızla kooperatifleşmesi ve kooperatiflerin de sanayi tesislerini kurması sağlanmalıdır. Kooperatifler, tüketiciler ile organik bağlar kurmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da toprak reformu yapılmalıdır. Tarım Yasası yeniden düzenlenmelidir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı çalışmalarına ve yönetimine üreticilerin örgütlü katılımı ve denetimi sağlanmalıdır. Tarımsal araştırma, yayım ve denetim hizmetleri, yabancıların denetimlerinden çıkarılmalı ve güçlendirilmelidir. Bitki ve hayvan sağlığı, insan sağlığı etkinlikleri ile birlikte ele alınmalı ve sağlık bir kamu hizmeti olarak gerçekleştirilmelidir. Gıda üreten kooperatifler kendileri pazarlama birimlerini kurabilirler, burada belediyeler gerekli alt yapıyı sağlayabilirler. Tüketiciler ya tüketim kooperatifleri ve/ya da kooperatifler ile doğrudan bağlantı kurarak ürünleri edinebilirler. Bu doğrultuda sayısız modeller üretilebilir."





