Ne kadar çok sevmişiz?


C. Şefik KOLDAŞ

C. Şefik KOLDAŞ

06 Mart 2019, 09:28

Hiç unutamadığım anılarım vardır. Kemeraltında oğlumun market türü bir iş yeri vardı. Bir baba olarak özellikle alışverişlerde yardımcı olmam kadar doğal bir durum olamazdı sanırım.
Biz işyerini açmazdan az bir zaman önce paramızdan altı sıfır atılmış olmakla beraber gerek müşteriler gerekse satıcılarımız yeni sisteme bir türlü alışamamışlardı.
Ne bileyim, belki; benim kusurum sayılabilir. Ben biraz şekilciyimdir. Bakınız bu özelliğimden bir örnek vereyim. Mal aldığımız Oktay adlı bir arkadaşımız vardı. Ödeme yaptıktan sonra sorardım; Oktay'cığım ne kadar borcumuz kaldı? Oktay, defterine bakar söz gelimi" borcumuz (50.25) ise yanıtı (Elli milyon iki yüz elli bin) olurdu. Gülerdik, Yahu Oktay sen nerelerdesin; derdim. Derdim, ama Oktay'ın yanıtları hep aynı türdeydi. Defterindeki kayıtlar da 50.25 değil 50.250 şeklindeydi.
Yalnız Oktay mı? Müşterilerle olan ilişkilerimizde de 1 liralar 1 milyon olarak tanımlanmaktaydı. Buna bağlı olarak müşterilerimiz için 25 kuruşlar 250 bin lira, 10 kuruşlar 100 bin liraydı. 2017 yılında biz işyerimizdeki çalışmamızı sonlandırırken de durum değişmemişti. Sanırım şimdi de değişmemiştir.
Elbette; yılların getirdiği alışkanlıklardan vazgeçmenin kolay olmadığını kabullenmek zorundayız. Bütün zorluklarına karşın toplum olarak milyonlara, milyarlara ve hatta daha ötelerine trilyonlara, katrilyonlara alışmışız. Kim bilir, bu alışkanlık belki de bazıları için zenginlik göstergesi de sayılmaktadır (!)
Oysa işin gerçeğinde sıkıntılar dayanılacak gibi değildiler. Rakamlar akaryakıt pompalarına, yazar kasalara sığmamaktaydı. Muhasebeciler için ticari defterlerin kolonları, satıcılar için faturaların tutar bölümleri hep yetersiz kalmaktaydı. Devletin resmi makamları bile hesaplarını son ÜÇ rakamları olmaksızın yapmaktaydılar. Bankacılar ve benzer finans kurumları hesaplardaki yapay şişmelerden yakınıp durmaktaydılar. Gündelik hesap makinaları kullanılamaz duruma dönüşmekteydiler.
Geçmişte hesaplarda kullanılan "kuruş", kavram olarak kaybolup gitmişti. O günlerdeki gençlere kuruşu tanımlamakta zorluk çektiğimi anımsıyorum. (1) kuruşlar, (5) kuruşlar ne demekti, ne işe yararlardı? Kimseleri suçlamamak gerekir, doğrusu bu ya kullanılmayan para ne işe yarayacaktı?
Her kesimdeki sıkıntılar dayanılmaz noktalara ulaşınca galiba 2004 yılıydı o günlerin hükümeti çok radikal bir karar alarak paradan (Altı) sıfırın atılmasını kararlaştırdı. Uygulama olarak 01.01.2005 tarihinde "Yeni Türk Lirası" adıyla yeni para birimi dolaşımı başlayacaktı. Nitekim, oldu yani başladı da. Bir yıl böyle devam ettikten sonra 2007 yılına bu kere doğrudan TL tanımıyla girildi.
Bu uygulama ile birlikte; biz eskiler (1), (5), (10), (25), (50) kuruşlar ile (1) liralık bozuk paraları da yeniden görebilme şansına kavuştuk. Kâğıt paralar da Merkez Bankası tarafından (1), (5), (10), (20), (50) ve (100) liralık Kupürlerle dönüşüme sokulmuşlardı.
Enflasyon denen canavar durur mu? Hele bizim ülkemizde durur mu? Rahmetli Oktay Akbal'ın "Önce Ekmekler Bozuldu" kitabının adını anımsatırcasına "Önce (1) Kuruşlar kalktı" piyasadan. 2009 yılında (1) liralık banknotlar dönüşümden çekildiler, buna karşın (200) liralık yeni banknotla tanıştık. Güya bu para yalnızca bankalar arasındaki işlemlerde kullanılacaktı (!) Çıktığının belki de altıncı ayında yırtılmış olanları ellerde dolaşmaktaydı.
Bu arada şimdilerde; 5 liralık kağıt paraların bankaların ATM'lerinde kullanılamadığını yazarak bu bölümü sonlandırayım isterseniz.
***
Bilesiniz ki; bu kadar açıklamayı anılarımı anlatmak ya da malûmatfüruşluk amacıyla yapmadım. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımızın son Karadeniz gezisindeki miting konuşmalarında verdiği bazı yatırım rakamlarındaki tanımlama farklılığı dikkatimi çekti. Elbette bu son söylenenler ilginçti ama aklıma geçen sene söylenenler de takılıverdi.
Haydi o zaman geçen sene söylenip görsel ve yazılı medyaya yansıyanlara kısaca değinelim. Aynen: "Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2005 yılında Türk Lirası'ndan 6 sıfır atılmasını hatırlatarak, 'Tuvalete 1 milyon liraya gidiyorduk, nasıldı o günler. 6 sıfırı attık, 1 milyonluk tuvalet 1 liraya düştü. Mesele bu. İş bilenin, kılıç kuşananındır' dedi".
Elhak; söylenenlerin tamamı doğru, ne diyeceğimiz olabilir?
Ama; dikkat ettiniz mi? Ardahan ve Artvin'den başlayan siyasi mitinglerde bazı yatırım rakamlarının dile getirilişi dikkatimi çekti. Giresun'dakine kulak misafiri olmuş, biraz şaşırmıştım. Ama Samsun mitingindeki konuşmasını baştan sona dinleme şansım (!) oldu. Bakınız; Sn. Erdoğan neler demiş, tam olmasa da önemli saydığım bölümlerini aktarayım sizlere. Samsun için 29 katrilyon evet yanlış duymadınız 29.000.000.000.000.000 lira yatırım yapılmış. Dahası da var, gene Samsun'a; çevre yolu için 2,5 katrilyon yani 2.500.000.000.000.000 lira  ve tarım desteği için 2.000.000.000.000.000 lira ödenek ayrılmış.
İşte böyle; AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Sn. R.T. Erdoğan'ın Türk Lirasından 6 sıfırın atılmasıyla ilgili yaklaşımlarını yansıttım, değerlendirme sizlerindir.
Esenlikle kalınız...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
LEVENT DİKER - 7 ay önce
Teşekkürler Sayın Şefik KOLDAŞ Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Sevgiler saygılar.