CHP grup toplantısına 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın yıl dönümünü hatırlatarak başlayan Genel Başkan Özgür Özel, geçtiğimiz hafta Sivas’ta olduklarını belirterek, “31 yıllık bir insanlık ayıbının 31. yılında ama birinci yılındaki kadar tepkili, yüreğinde acıyı hisseden ve adalet arayışındaki inancımızla Sivas'ta hep birlikteydik. Buradan, Madımak'ta katledilen 33 canımızı ve o günden bu yana acıyı yüreğinde hisseden aileleri, davayı ilk günden itibaren büyük bir sabırla, kararlılıkla takip eden hukukçu dostlarımızı, Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanındaki canlarımızı ve o canların can dostu tüm insanlarımızı saygıyla selamlıyoruza” açıklaması ile geçirilen günlerin acısından bahseden Özel, ”Madımak katliamında daha ateş soğumamışken yüreğimize bir ateş daha düştü. Öyle bir plan vardı ki, sanki Sivas'taki canlar ve o canların ölümünden canı yananlar, güya bir başka yerdeki bir acıya duyarsız kalacaklardı, hatta birilerinin zihin altına 'misilleme' gibi kazınacaktı. Bu sefer Erzincan Başbağlar'da 28'i kurşuna dizilerek, 5'i köyü bütün evleri ateşe verildiği için yanarak, yine 33 kişi öldü. Sivas'ta semaha duranları yaktılar diye, orada camiden çıkanları kurşuna dizdiler, evleri yaktılar. Ve bir tek amaç vardı, Türkiye'de bir mezhep çatışmasını tetiklemek, ,insanlar arasına nifak tohumları saçmak, kutuplaştırmak ve bu ülkeyi bir zaafiyet içinde bırakarak kolayca ele geçirmek. Sivas'ı yakan zihniyet ne kadar kara, ne kadar kötü, alçaksa; Başbağlar'ı da kurşuna dizip yakanlar aynı kötülükte, aynı alçaklıktadır. Türkiye'de Aleviler ile Sünniler, Türklerle Kürkler kardeştir, onları birbirine düşürmeye çalışan kim varsa da kalleştir. Tüm Türkleri, Kürtleri, Alevileri, Sünnileri birlikte selamlıyoruz. Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın Aleviler ile Sünnilerin kardeşliği. Ve buradan bir kez daha eşit yurttaşlığa, anayasa önündeki eşitliğe, bir mezhebin bütün ihtiyaçları karşılanıyorken, diğerini görmeyen devlet anlayışına dikkati çekiyoruz; cemevleri ibadethane sayılıncaya kadar, devlet Alevilik inancını Sünnilik inancından ayırmayana kadar bu mücadelenin takipçisiyiz” açıklamasında bulundu.

Yoksulların karnını doyurmak, eşitlikçi politikalar üretmek bizim işimiz

Konuşmasına, "Toplumu bölüp, nefret üretenler Avrupa'da güçlenerek, faşizmi hortlatarak aşırı sağı yükselmeye çalışıyorlar. Bunun formülü soldadır. Yoksulların karnını doyurmak ve eşitlikçi politikalar üretmek bizim işimiz.

31 Mart'ta biz sizinle kavga etmeyeceğiz, yoksullar için, asgari ücretliler için, emekliler için kavga eden CHP'nin başarısı bugün sosyalistin cümleleridir. Pedro Sanchez, başardı. İngiltere İşçi Partisi Parlamentoda büyük çoğunluğu sağladı. Paris'te aşırı sağ tehlikesi varken, Avrupa'da en çok soydaşımızın olduğu üç ülkeden biri Fransa. Fransa'da demokrasi güçleri birleşti. İlericiler, solcular birinciliği elde etti. Türkiye'de formülü bütün Avrupa'ya ve dünyaya bir kere daha hatırlatıyorum. Dünyanın bütün demokratları bir araya gelecek faşizmi eninde sonunda yenecek. Sosyalist enternasyonel, dünyadaki akraba partilerle çok ağırlıklı bir yapıdır” diyerek CHP iktidarında 10 yıl sonra yaşanacakları sıraladı.

CHP’nin iktidarında kurulacak olan hükümette 10 yıl sonra, “AK Parti'nin yaptığı gibi biz de 0 atacağız. O bir 0'ı etiketten atacağız, fiyatlardan atacağız ama maaşlardan artmayacağız. Cebinizdeki paranın 10 kat değerli olduğunu göreceksiniz. Elektrik faturasının 500 değil 50 lira olduğunu göreceksiniz. Biz vergide adaletsizliği kaldırın diyoruz ama onlar vatandaşı değil yandaşı düşünüyor. Yapılacak ilk genel seçimde partimiz iktidar olacak, Türkiye zenginleşecek, herkes rahatlayacak” dedi.

“Ölüm çiçeği yakamızda”

Özgür Özel, “Şüphesiz perşembe günü sizlerin de yakalarında olacak olan, her sene yakamıza taktığımız artemisin, ölüm çiçeğini, hafıza çiçeğini bugünden yakama takmak istedim. Çünkü yarın Saraybosna'ya gidiyoruz. Bu çiçekte 11 yaprak var. Bu 11 yaprak 11 temmuz gününü sembolize ediyor. Yeşil umudu, beyaz masumiyeti temsil ediyor. Ve katliamdan 3 yıl önce Sırp kuşatmasındaki Bosna'ya ateş altında, Mostar'a ilk ziyareti genel başkanımız Deniz Baykal gerçekleştirdi. Deniz Baykal, o gün tüm dünyayı uyardı; tedbir almazsak burada büyük bir felaket, soykırım yaşanacak dedi. Deniz Bey'i dinlemediler. Aynı şimdi Filistin'e yaptıkları gibi, hepsinin bir bahanesi vardı. Ama şimdi BM 11 Temmuz'u Srebrenitsa Soykırımı'nı Anma Günü ilan etti. Biz, Sivas'ı, Başbağlar'ı, Srebrenitsa'yı unutturmayacağız, Filistin'i yalnız bırakıp bu felaketin sürmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

“Ayşe Hanım barış için tatile çıkmıştı”

Genel Başkan, “20 Temmuz'da hep birlikte Kıbrıs'ta olacağız. Önceki dönem genel başkanlarımızla, 1974 Barış Harekatı'nda bakan olan Sayın Önder Sav ile, sağlığı el verirse Sayın Erol Çevikçe ile beraber ve yine Ayşe Ayata yani dönemin dışişleri bakanının kızıyla birlikte Kıbrıs'ta olacağız. Ayşe Hanım, barış için tatile çıkmıştı. Harekatın 50. yılında Ayşe Hanım'la bilikte adada barış, yurtta barış, dünyada barış demek üzere bir kez daha Kıbrıs'a gidiyoruz. Buradan bir kesim gerilim yükseltmeye çalışıyor. Sayın Erdoğan'a uçakta ‘Çağırdınız, Özgür Bey geliyor mu?’ diye sordular. O da ‘Birlikte gitmeyi teklif ettik. Kendi uçaklarıyla gideceklerini söylediler’ demiş. Kişi kendi gibi bilir herkesi, 13 tane uçağı olunca herkesin uçağı var sanıyor. AJet'teki, THY'deki tüm uçaklar CHP'nin uçağıdır. Kendi uçağımızla gidiyoruz. İhtiyaç olursa, çok zorda kalınırsa güçlüklerle kiralanır. Ama biz bir yıl önceden beri Kıbrıs'a 1974 Kıbrıs gazisi ile birlikte gitmek için çalışıyoruz. En son 174 gazi götürmek için Kıbrıs makamlarıyla mutabakata vardık. İki gün önce gidiyoruz. Ve gittiğimizde Kıbrıs'ın yaşayan, görev yapmış tüm başbakanlarına ve cumhurbaşkanlarına, mevcut görevdekilere, kardeş partimiz CTP'ye gidiyoruz. O yüzden burada ‘Erdoğan çağırdı, Özgür Özel reddetti. Onun uçağı, bunun uçağı’ yok. Bir daveti reddetmek değil, çok önceden planladığımız şekilde, o davete kendi heyetimizle iki gün önceden gideceğiz. Ancak oradaki resmi törenlerde Türkiye'nin ana muhalefet partisini, CHP'nin 3. Genel Başkanı (Bülent Ecevit) ve o günden bu yana 50 yıldır Kıbrıs davasının arkasında duran partinin genel başkanı olarak gidiyoruz” açıklamasında bulundu.

“Devlet olarak sana ne, kadınlar kendi karar verir”

Meclis gündeminde yer alan Torba Yasa’da kadının soyadı ile ilgili düzenleme ile ilgili, “Anayasa Mahkemesi hangi soyadını kullanacağına kadın karar verir diyor. Bunun üzerine AK Parti şunu diyor, Kadın kocasının soyadını kullanır fakat isterse kendisininkini de kullanır. Kadınların anayasal kazanımını tekrar ellerinden almaya çalışıyor. Avrupa'da hiçbir yerde kalmamış bu uygulamayı kullanmaya çalışıyorsunuz. Devlet olarak sana ne, kadınlar kendi karar verir” değerlendirmesini yaptı.

“Yusuf Tekin’e bu emeği yedirmeyeceğiz”

Bugün meclis gündeminde olan Öğretmenlik Meslek Kanunu hakkında da görüşlerini grup toplantısında açıklayan Özel, “Bu zihniyetin MEB şubesi. AK Parti'nin en çok değiştirdiği iki bakanlıktan biri. MEB komisyon başkanı öğretmenlik meslek kanunu getirdi. Önceki yardımcısı şimdiki bakan öğretmenlik meslek kanununu yeniden getiriyor. Bir kez daha bir olmadık değişiklik daha getiriyor. Bu sefer iş bilmezlik yok hatta ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar. 2002'de Erdoğan Ecevit'te ‘68 bin öğretmeni atamayacaksan niye okuttun’ dedi ya bugün 1 milyon. Yusuf Tekin büyük bir suç işledi. 1 milyonu öğretmenin diplomasına kapkaç yapacaklar. 1 milyon kişiye diploma vermiş olmadı çocuklar diyorlar. Atanamayan öğretmenin diplomasına el koymak en büyük emek hırsızlığıdır. Öğretmen adayı 1 milyon kişi, 20 bini 2 yıl boyunca fanusta. Bakalım reisimize bağlı mı, 4 parmakla mı selam veriyor, 5 parmakla mı? Yusuf Tekin şöyle dedi: Kanunu hazırladık, saraya sunduk yakında milletvekillerinin imzasına açılacak. Yusuf Tekin'e bu evlatlarımızın geleceğini yedirmeyeceğiz” şeklinde sert eleştirilerde bulundu.

Türkiye’ye zam eylemi çağrısı

Dün, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısından sonra açıklamalarda bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, en düşük emekli maaşı hakkında henüz bir karara varılmadığı vurgulanmıştı. Emeklilerin ise karar ve zamlardan memnun olmadığı ile ilgili açıklamalar yapan Özel, son başlık olarak, “Gelelim emeklilere... Ne diyorlar? Biz ‘Türkiye normalleşsin’ diyoruz. Almanlarla konuşurken ‘Türkiye'de emekli maaşı 270 euro’ diyorum, Alman yetkili beni düzeltiyor ‘2 bin 700 mü?’ diyor. Alınan emekli maaşının Almanca'ya tercümesi yok. En düşük emekli maaşı halen daha 10 bin lira. Ocak ayından beri, meydan meydan, 111 meydanda en düşük emekli maaşının asgari ücret kadar olmasını savunduk. Dinlemediler, yapmadılar. Şimdi kök maaşa enflasyon farkı koyuyor. En düşük emekli maaşının asgari ücret olmasını savunuyoruz, hükümet halen daha 3 maymunu oynuyor. Emekliyi görmüyor, duymuyor, emekli için bir şey söylemiyor. Bugün 3 işçi konfederasyonunun sayın genel başkanları, 3 maymunu oynayanlara karşı ağızlarını açtılar. Enflasyon zammını istediler. Döndüler, emekliye de en az asgari ücret verilmeli dediler. Bugün, verilmeyen enflasyon zamamını ve emekliye asgari ücret kadar aylık talep eden tüm sendika başkanlarına teşekkür ediyorum, üyelerinin mücadelesinin karşısında saygıyla eğiliyorum.

İktidar sözcüsü çıkmış, çalışma yapılıyor, alınmış bir karar yok diyor. Asgari ücrete geçen sene seçim vardı, ‘4 zam yapmayı düşünüyoruz’ diyorlardı. Mart'ta, Temmuz'da, Ekim'de, Aralık'ta. Şimdi seçim geçti ama hiç zam yapmadan, geçen ocaktaki asgari ücretle bu sene aralıkta geçinin diyorlar. Şimdiden asgari ücret 3 bin 800 lira eridi. Emeklilere asgari ücretin verilmesi, asgari ücrete zam yapılması lazım.

Bakan Fidan: Suriyelilerin güvenli bir şekilde ülkelerine dönmesi gerekiyor Bakan Fidan: Suriyelilerin güvenli bir şekilde ülkelerine dönmesi gerekiyor

Bütün Türkiye'ye sesleniyorum. Bu akşam saat 21.00'de ayağa kalk. Eğer zam istiyorsan, emekliye zam istiyorsan, asgari ücrete zam istiyorsan, ışıkları yakın ve kapatın. Uzaydan görünecek. Hep birlikte sesimizi duyuracağız. Zammı söke söke alacağız. Ya zam olacak, geçim olacak ya da hiç yolu yok seçim olacak!” diyerek çağrıda bulundu.

Editör: Kardelen Başol