Picasso'nun Gösteri Sanatı


Begüm TATARİ

Begüm TATARİ

29 Aralık 2019, 16:44

Günlük güzergahım üzerinde olduğu için sık sık önünden geçtiğim Arkas Sanat Merkezi'nin kapısında, üç aydır uzun kuyruklar görüyorum. Ziyaretçiler, "Picasso: Gösteri Sanatı" sergisi için sabır ve merakla sıralarını bekliyorlar. 

Bu görüntü bana, Kasım 2013'te, Paris'teki Grand Palais'nin önünde, Georges Braque retrospektif sergisini görmek için buz gibi bir havada yaklaşık 1,5 saat beklediğim kuyruğu hatırlatıyor. Kendi kendime, "acaba Picasso ile birlikte kübizmi icat eden Braque'ın İzmir'de bir sergisi olsa, bu denli çekici bulunur muydu" diye düşünüyorum. Ne de olsa Picasso, bir yıldız; ilk ünlü ressam olarak anılıyor. 

Pablo Picasso, dans, sirk, boğa güreşi ve bizzat kendisini konu alan mizansenlerle gösteri sanatlarına duyduğu canlı ilgiyi sanat hayatı boyunca ortaya koymuştur. İzmir'deki ilk Picasso sergisi, sanatçının tüm yaşamına nüfuz eden gösteri sanatlarına olan tutkusu çevresinde kurgulanmış. Paris-Picasso Ulusal Müzesi, Fondation Julio Gonzalez, Opera Garnier ve Kontaxopoulos-Prokopchuk Koleksiyonu'ndan 83 eserin olduğu sergide, Picasso'nun birçok önemli tablosu, tasarladığı kostümler, eskizler, heykeller ve yaşamına dair fotoğraflar bulunuyor. Arka planda ise, sanat tarihinde olağanüstü devinim ve dönüşümlerin görüldüğü dönemlerden birinde yaşayan Picasso'nun, sanatçılar, yazarlar, şairler, müzisyenler, tiyatrocular gibi dönemin diğer yaratıcı figürleriyle kurduğu yakın ilişkiler sunuluyor.

Sergide bana, sanatçının çarpıcı yağlıboya tabloları ve tasarladığı capcanlı, renkli kostümlerden daha fazla hitap eden birkaç eser oldu. İkinci katta sergilenen, Picasso'nun grafiti kalemiyle çizdiği, ressam Léon Bakst'ın portresi, sağlam çizgileri ve yalınlığıyla bana göre son derece güçlü bir anlatıma sahip. 

Bakst portresiyle aynı odada bulunan, Picasso'nun bir başka meslektaşı ve arkadaşının, heykeltıraş ve ressam Julio González'in kurşun kalemle çizdiği "Endişeli Marie-Thérèse" adlı küçücük portrenin karşısından bir süre ayrılamadım. González, II. Dünya Savaşı esnasında Naziler'den kaçmak için ailesiyle birlikte Le Lot'a yerleşir. Burada heykel yapma olanağı olmadığı için taslaklara ve resme döner. Eşini, gökyüzünü kaygılı bir bakışla incelerken betimlediği bu eser, yaşadıkları durumun acı ve şiddetini derin bir şekilde ifade ediyor.  

Alt katta sergilenen, sadece bisiklet selesi ve gidonundan oluşan "Boğa Kafası", Picasso'nun yaratıcılığı, cüretkarlığı ve oyunbazlığını belki de en iyi cisimleştiren eserlerden. 

Dora Maar'a, üzerinde mayosu, elinde bir sığırın kafatasıyla kumsalda bir dizi teatral poz veren Picasso'nun bu fotoğraflarına bakarken ise, sanatçının bizzat gösteri yapmaktan hoşlandığı geçiyor aklımdan. Belki de serginin başlığı, Picasso'nun hayatı yaşama biçimine de atıfta bulunuyor. 

Komünist Partisi'ne ve Barış Hareketi'ne dahil olan Picasso, savaş sonrası dönemde önemli bir politik ve entelektüel figür haline geldi. Fransa, Avrupa ve ABD'de açılan retrospektif sergilerinin yanı sıra Côte d'Azur'deki şatafatlı yaşantısı, birçok kadınla ilişkisi ve Henri-Georges Clouzot'nun onu çalışırken gösteren "The Mystery of Picasso" (Picasso'nun Gizemi) adlı filmi nedeniyle, sanatçının şöhreti giderek arttı. Picasso, medyayı ve imajını yönetme konusunda da maharetliydi; 70'lerinde olmasına karşın ruhu genç olan bir sanatçı imajı oluşturdu. Birçok fotoğrafçıyla arkadaşlığı sayesinde, gündelik yaşamından sahneler sunan yayınlar hazırlandı. 

Picasso ile 1907-14 yıllarında ayrılmaz bir ikili olan Braque ise, farklı bir kişiliğe sahipti. Sanatında mantık ve dengeden yanaydı, ilgi odağı olmaktan kaçındı, hayatı boyunca aynı kadınla evli kaldı... Kübizm akımı her ne kadar Picasso ile özdeşleşmiş olsa da o yıllarda, Braque'ın ifadesiyle "birbirine iple bağlı iki tırmanışçı gibi" olan Braque ve Picasso'nun üretken ve yenilikçi işbirliğiyle, ortak vizyonuyla doğdu. 

Braque'ın I. Dünya Savaşı'nda orduya katılmasının ardından yolları ayrılan iki sanatçı, sanat ve arkadaşlık ilişkileri hakkında hiç konuşmamışlar. Braque'ın, Paris'teki sergisinin bir duvarında kocaman harflerle yazan sözünü hatırlıyorum: "Picasso ve ben, birbirimize bir daha asla söylenmeyecek ... kimsenin anlayamayacağı şeyler söyledik." 

Paris-Picasso Ulusal Müzesi ile yapılan anlaşma gereğince uzamayacak olan "Picasso: Gösteri Sanatı" sergisi, sadece 5 gün daha görülebilecek. Açıldığı günden bu yana, yaklaşık yarısı öğrencilerden oluşan 100 bin kişinin ziyaret ettiği sergiye giriş, ücretsiz. Sergi, "Picasso Méditerranée" projesi kapsamında gerçekleştiriliyor.

Kaynak:

Brenson, M. (22 Eylül 1989). Picasso and braque, brothers in cubism. The New York Times.  
28 Ocak 2016. Picasso and the star system. Grand Palais.  

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayşegül Kurtel - 7 ay önce
Enfes bir yazı, tebrikler!!
Avatar
Gülperin Sertdemir - 7 ay önce
Kübizm , aslında İspanyol halkının günlük yaşamını anlatır,bu fikre İspanyol mimarlığını da dahil edebiliriz . Düz çizgiler birbirini keser,insanların , rahatlığı,keyifli halleri İspanyollar o dönemde ,heyecan a kapılmayan , her şeye alışmış görünüyorlardı, çünkü savaş dönemiydi, ( kamuflanmış top arabaları . Aralarından geçen insanlar,) savaş dönemi de bir çeşit Kübizm der , Picasso ........ Don Kişot ,ispanyoldur,yaşadıklarını aklında tutmaz ,kendini olayların içinde bulur,her olayı yaratarak bulur,Picasso da aynı , objeleri bir araya getirir,yeni bir boyut katar,...... Picasso , sosyal, samimi ,her sınıf insanla iletişim kurar, bu kişiliği , onu Kahnweiler adlı bir tablo taciri ne götürür, ( o yıllar , resim yapan insan çok az tabiiki ) ....... macera başlar , Begüm Tatari ye tşk ederiz . Bu güzel konu İçin ..