Buca'nın arsaları projelerimle değerlendi

Eski Buca Belediye Başkanı Cemil Şeboy, "Yapılan hizmetleri vatandaş unutmuyor. Çocuklar çamurdan iki tane ayakkabıyla giderlerdi okula, değiştirirlerdi ayakkabılarını. O insanlar unutmadı o günleri, çocuklarının çamurlarda gittiği günleri" dedi

Buca'nın arsaları projelerimle değerlendi
13 Aralık 2013 Cuma 10:29

Jülide Yurteri Şehitoğlu- 3 yerel seçimi sırasıyla ANAP (1994), DSP (1999) ve AKP'den (2004) kazanmış eski Buca'da Belediye Başkanı Cemil Şeboy ile Buca halkının kalbini kazanma sürecini konuştuk. Özgüvenli, başına buyruk ve hırslı bir belediye başkanıydı Cemil Şeboy. Kaynak yaratmaktaki becerisi ile bugün Buca'ya pek çok ilki yaşatmayı başardı. Belediye binası, Gölet, Yedigölller projeleriyle Buca'nın arsalarını değerlendirdi. Şeboy Buca'nın asi delikanlısı, Bucalı'nın hep daimi başkanı...

Üç dönem belediye başkanlığı yaptınız ve Buca halkı size aşık, Buca'nın efsane belediye başkanı olduğunuz açık. Buca halkının kalbini kazanan yönünüz sizce neydi?

(Gülerek yok canım diyor) Ben Buca doğumluyum. Babamlar, dedemler 1924 yılında Makedonya Üsküp'ten gelmişler. Ve o tarihte Buca'ya yerleşip hayatlarına burada devam etmişler. Ben de 1953 yılında Buca'nın merkezinde Yanıkkahveler'de doğdum. Eski Buca'yı babanız da amcalarınız da bilir. Buca İsviçre gibiydi. Küçücük bir yerdi. O zamanlar beş altı bin nüfusu vardı. O zamanlar biz burada llevantenlerle, Makedonya'dan Yunanistan'dan gelen ailelerin kaynaştığı bir yerdi. Hep beraber otururduk hep beraber kalkardık. Ya evlerimiz komşuydu ya bağlarımız bahçelerimiz komşuydu. Yazın oralara göçülürdü oralarda onlarla komşuluk yaparlardı. O beş altı bin nüfustan büyüyen ve bugüne gelen Buca var. Şimdi Bucalı beni tanımazsa annemi tanır, beni tanımazsa babamı tanır, dedemi tanır. O kadar küçük bir yerde Buca ile birlikte büyüdük. Herkes birbirini tanırdı. Benim sınıf arkadaşlarım, delikanlılık arkadaşlarım hep Buca'dan oldu, Buca'nın dışına çıkmadım hiç, üniversite dahil Buca'da okudum. Sonra iş hayatıma mimarlık ve inşaat hayatıma yine Buca'da başladım. İnşaat da eskiden şu Menderes Caddesi omurgaydı. İnşaatta da biliyorsunuz güneydoğulu ve doğulu vatandaşlarımızın çalıştığı bir bölge. İşçilerimizin hesi oralardan gelirdi, Doğu'dan Güneydoğu'dan gelirdi. Müteahitler de böyleydi. Ben 1977'den beri inşaat ve proje yaptım Buca'da. O tarihten itibaren arkadaşlarım onlar oldu. Onlarla beraberdim. Ben onları tanıdım onlar beni tanıdı ve kendiliğinden oluşan bir güç oldu bende. Bu siyasetin dışında güç oldu. Buca'da dört mimar mühendis vardı. İnşaatımda o işçiler çalışırdı. Sonra yavaş yavaş siyasete döndü. 1984'te belediye meclis üyesi olduk. O zaman Buca'da belediye değildi, merkez ilçeydi. Siyasi hayatımız o zaman başladığında bu arkadaşların hepsi benim yanımdaydı. 90'lı yıllara gedik, 94'lü yıllara geldik, onların zorlamasıyla belediye başkanı olduk. Hem de yıllarca ANAP'da görev yaptık 83'ten 94'e kadar, bir anda Mesut Bey'le anlaşamamak ve oradan DSP'ye geçtik. Beni, parti değiştirmem bile hiç etkilemedi. O dostluk da bozulmadı. Buca'ya o zamanlar bunu aşıladık belediye seçimlerinde partilere bakmayacaksın, belediye seçimlerinde iş yapacak olan kişilerdir. Buca'nın haritaı benim gözümün önünde. Sokak sokak mahalle mahalle biliyorum. Bunu biliyorsan yolu bağlayıveririn olur biter. Hem işimiz mimarlıktan, hem de buradaki eski arazi yollarını biliyoruz biz, kadastro yollarını biliyoruz, burada doğma büyümenin şanını değerlendirdim ben. Bir de insanları tanıyorduk. Hiçbir insan bana senin tarlandan yol açacağım dediğimde bana hayır demedi. Mesela İsmail Sivri Bulvarı, o bir bağ yoluydu. Ama ben orasını genişleteceğim zaman yetmedi. Üzüm bağları vardı, tütün tarlaları vardı bana hiç kimse Bucalılar'dan vermem demedi. Parasını vermedim ben oraların, dozerleri soktum, açtım bugünkü haline getirdim. Mülkiyeterini aldım. Bizim eski dostluğumuz arkadaşlığımız, beni hep kendi aileleri çocukları gibi gördüler. Bucalılar'dan çok az insan idare ettiği için onlar da Bucalı'ya hasrettiler. Buca'ya yeterince önem vermemiş yönetenler.

Mesela?

Bucalı bir Yüksel Çakmur geldi bir buçuk sene sonra o da kaçtı gitti bakan oldu. Işılay Hanım şimdi biz onu Bucalı kabul ederiz ama değil, o imar müdürüyken geldi Buca'ya Çakmur zamanında. En çok faydası olan hala Buca'yı terketmeyen Işılay Hanımdır. Bucalı onu Bucalı kabul etti. Ertan Erdek nerede yok, diğerleri nerede yok anlatabildim mi olayı. Ama biz belediye başkanlığını bıraktık hiçbir yere gidemedik yine buradayız. Hiçbirşey olmasam da yine buradayım. Henüz yeni mezarlıkta mezarımız yok, biz ölsek de kalsak da buradayız başka bir yere gidemeyiz. Benim eşim dostum burada ben ne yapacağım Karşıyaka'da Alsancak'ta gitmem yani. En fazla gideceğim yer Buca Kaynaklar, orada oturuyorum.

Buca'nın belediye binasının bütçesini nasıl oluşturmuştunuz?


Biz geldik, belediye binasının olduğu yerde üzüm bağıydı. 1970 yılından beri burası belediye binası olacak diye levha koydular o levhalar çürüdü düştü. Kime ellemedi. İzmir Büyükşehir Belediye Binası 20 yılda bitmişti. Cebimden para çıkarmadan bitirdim üstelik. İki senede bu hale getirdim Buca'nın belediye binasını. O zaman repolar yüksekti. Bunun kaba inşaatının projelerini hazırladım, Migros kaba halde kolonları dökülmüş halde verdim. Oradan aldığımız parayla binanın kabasını bitirdik. Cuma, cumartesi, pazar repoya para yatırdım. Senin alacağın var sana ödemezdim bu parayı, pazartesi öderdik ve yasak denilmişti genelge gelmişti paraları illa Ziraat Bankası'na vereceksiniz diye. Ben dinlemedim Vakıfbank ile çalıştık. Hukukçuları topladım, diyelim ki beni mahkemeye verdiler ne olur dedim, hukukçular dedi ki hiçbirşey olmaz. Bir zarara uğratılmadı ki dediler. Tam tersine belediyeye para kazandırdık. Dinlemedik genelgeyi menelgeyi bu bina öyle bitti. O zamanlar yeni gelmişsin her taraf çamur, imar planı yok, her gün kapının önünde 200-300 kişi geliyor. Suları yok, yolları yok, kanalları yok, okulları yok. Sağlık ocakları yok. Bu yapılan hizmetleri vatandaş unutmuyor. Çünkü çocuklar çamurdan iki tane ayakkabıyla giderlerdi okula. Torbanın içine koyarlar ayakkabılarını öğretmen almaz, değiştirirlerdi ayakkabılarını. O insanlar unutmadı o günleri, çocuklarının çamurlarda gittiği günleri, ben Yedigöller Gölet hariç 200 park yaptım.

Gölet Projesi'nin aslında Büyükşehir Belediyesi Projesi olduğu hep söyleniyor buna açıklık getirir misiniz?

Belediyenin arşivleri var, istimlak dosyaları kaç tarihinde olduğu beli. Bütçeyi de biz üstlendik. O zaman Burhan Özfatura DYP'den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Önce imar planı yaptım o alana ve Büyükşehir'e götürdüm. Büyükşehir'de anlattım ve astık o projeyi oraya. O zaman meclis üyeleri var ve DYP karşı çıktı buna. 26 ya 26 kaldık. Burhan Bey (Özfatura) Alllah razı olsun benim yönümde oy kullandı. Güzel bir proje olursa bu parti oyu alacak diye istenmedi. Türkiye'de böyle bir proje yok. Burhan Bey proje güzel olduğundan DSP ile aynı oyu kullandı. Başkanın oyu iki olduğundan Büyükşehir Belediyesi'nde onun oyuyla geçtik. Şimdi Büyükşehir kendi yapıyorsa kendi projesine karşı çıkar mı? Bu proje üretemeyen, beceriksiz adamların lafları, kask müzesi mask müzesi geç bunları iş değil bunlar. Böyle bir proje yapsınlar bana. Belediye binası devam ediyor, Gölet'i bitiriyorum yollarını yapıyorum Türkiye'de bombaydı. Bizden sonra Ankara'ya, Ödemiş'e, Iğdır' a kadar projelerini verdik onlar oldu orada. Belediyenin arşivi var burada. 700 bin TL'ye çıktı o istimlağı dahil. Varsa bir tane baba yiğit, ben arazileri 1 TL'den istimlak ettim şimdi oradaki arsaları, şimdi orada 10 dönüm yer 2 trilyon. Gölet ile değerlendi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.