Davutoğlu'ndan Kılıçdaroğlu'na MİT yanıtı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başbanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "MİT, CHP'yi izliyor" yönündeki açıklamasına yanıt vererek, "MİT doğrudan bana bağlıdır ama milletin hizmetindedir. Ben de ona talimat verirken hiçbir zaman herhangi bir parti ya da gruba karşı bir tutum alması talimatı vermem. 7 Şubat'ta MİT'e dönük operasyonun arkasında kimler varsa bu iddiaların arkasında da o çevrelerle CHP işbirliği var. Biz de MİT'i veya herhangi bir kurumumuzu böyle bir işbirliğine kurban etmeyiz" dedi

Davutoğlu'ndan Kılıçdaroğlu'na MİT yanıtı
25 Kasım 2014 Salı 15:33

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Türkiye'ye ziyarette bulunan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Yardımcısı Joe Biden ile gerçekleştirdikleri görüşme hakkında bilgi veren Davutoğlu, "Bizim tutumuz çok açıktır. IŞİD benzeri terör örgütlerine karşı her yerde mücadele verdik, vermeye kararlıyız. Şunun da farkındayız. IŞİD boşluktan doğmadı. 2 sene önce yoktu. IŞİD'i doğuran şartlar ortadan kalkmadıkça IŞİD gitse ITİP gelir, başka bir şey gelir. Ama radikalleşme artar. Onun için Suriye'ye kalıcı bir çözüm gerekli. Suriye'de sadece terör örgütünün işlediği suçlar değil, rejimin işlediği insanlık dışı suçlara karşı da aynı tavrın alınması lazım" dedi.

İç reform kapsamında önemli bazı projeleri tamamladıklarını söyleyen Davutoğlu, "İş Sağlığı ve Güvenliği Paketini Avustralya ziyaretinin hemen öncesinde açıkladım. İş sağlığı ve güvenliğiyle işçilerimizin, emekçilerimizin güvenliğini teminat altına anlamaya kararlıyız. Bu çerçevede madencilik yasasıyla ilgili değişiklikleri de içeren bir çalışmayı, taslağı tamamladık. İnşallah önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaştığımız bu taslağı önümüzdeki günlerde Meclis gündemine taşıyacağız. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gibi insan hakları bağlamında son derece önemli bir kanunu bu günlerde Genel Kurul'da görüşeceğiz. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu son dönemde birilerinin saptırmaya çalıştığı gibi aksine AB normlarına göre kişilerin kendi özel bilgilerinin korunması ve hiçbir kurum ya da kişinin ya da herhangi bir tarafın bu verilere ulaşımının engellenmesi erişimin ancak kişilerin rızasıyla sağlanmasını temin eden tam bir insan hakları reformudur" açıklamasında bulundu.

'VANDALLARA KARŞI EN ETKİN TEDBİRLERİN ALINMASI SAĞLANACAK'

İç Güvenlik ve Özgürlüklerin Korunması Reform tasarısının dün Meclis'e sunulduğunu belirten Davutoğlu, "Bununla sağlamak istediğimiz temel amaç, insan hakları ve özgürlüklerinin korunması için onun ayrılmaz bir parçası olan ve zemini teşkil eden güvenlik şartlarının sağlanmasıdır. İç Güvenlik ve Özgürlüklerin Korunması Reformu hayata geçtiğinde hem vatandaşlarımızın günlük hayatı ile ilgili devrim mahiyetinde değişimler yaşayacağız hem de toplantı ve gösteri özgürlüklerini istismar ederek aslında toplantı ve gösteri özgürlüğünü yok etmeye çalışan vandallara karşı da en etkin tedbirlerin alınması sağlanacak" diye konuştu.

'MAKRO EKONOMİK İSTİKRAR OLMAZSA SİYASİ İSTİKRAR ZEMİNİNİ KAYBEDER'

Konuşmasında makro ekonomik istikrarın önemine vurgu yapan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Siyasi istikrar olabilir ama siyasi istikrar içinde makro ekonomik istikrar temin edilmemişse ekonomik göstergeler hem iç piyasaya hem dış piyasaya umut ve güven vermiyorsa güven unsuru yoksa zaten siyasi istikrarı da muhafaza edemezsiniz. Bu birbirine bağlıdır. Siyasi istikrar olmazsa makro ekonomik istikrar olmaz. Makro ekonomik istikrar olmazsa siyasi istikrar zeminini kaybeder. Biz makro ekonomik istikrarın da ülkede temsilcisi, uygulayıcısı ve teminatıyız. Bizim isteğimiz dünyada talebin artmasıdır. Bu sağlanmadıkça dünya ticareti gelişemez. Yüzde 8 civarında gelişen dünya ticareti son 3-4 yıldır yüzde 3 civarında gelişiyor. Bu bizim de üzerimizde baskı oluşturuyor. Ama anti-enflasyonist politikalardan taviz verilirse bu sefer de dünya ticareti öylesine iç denge sorunları yaşar ki gelişmeyi ülkede rahat bir şekilde hissetme imkanımız olmaz. Önümüzdeki seçim döneminde de daha sonra da Türkiye bu ikisini birlikte yapmaya kararlıdır. Hem reel sektörü büyüten, dış talebe dayalı kalkınmayı sürdüreceğiz hem de içeride mali disipline dayalı makro ekonomik istikrarı ve anti-enflasyonist politikaları da sürdüreceğiz."

'DÜNYADAKİ EŞİTSİZLİK PİRAMİDİNİ TERSİNE ÇEVİRMENİN VAKTİ GELMİŞTİR'

Türkiye'nin gelecek sene G-20 dönem başkanlığı bağlamında takip edilecek temel politikalardan bahseden Davutoğlu, "Burada iki konuya ağırlık vereceğiz. Kobilerin önemi ve istihdam artışı ki bizim için dinamik nüfusa sahip ülkeler için önemlidir. Diğeri de küresel ekonomideki eşitsizliğin ortadan kaldırılması için G-20 üyesi ülkelerle en az gelişmiş ülkeler arasında köprü rolü oynayacak bir misyonun yerine getirilmesi. İster iç siyaset olsun ister dış siyaset, ister bölgesel siyaset olsun ister küresel siyaset, ister ekonomik alan olsun ister kültürel ya da siyasi alan; bizim siyasetimizin eğer bir tanımı olacaksa o vicdan siyasetidir. Onun için G-20 ülkelerinin dünyanın en büyük ekonomisine sahip ülkelerinin başkanlığını yaparken dünyanın en az gelişmiş ülkelerinin de temsilciliğini üstleneceğiz ve önümüzdeki dönemde dünyadaki eşitsizliği ortadan kaldıran bir yaklaşımı benimseyeceğiz. Eğer bir dünyada insanlık nüfusunun 5'te 1'i elektriğe ulaşamıyorsa bütün Sahra güneyi Afrika'nın toplam elektrik tüketimi New York'a neredeyse eşitse o dünyada adaleti ikame etmek mümkün olmaz. Artık dünyadaki eşitsizlik piramidini tersine çevirmenin vakti gelmiştir" diye konuştu.

'OBAMA İLE BİR ARAYA GELDİK'

Avustralya'daki G-20 Zirvesi'nde Obama ile görüştüklerini ifade eden Başbakan Davutoğlu, "Bu zirvede başta Başkan Obama olmak üzere hemen hemen bütün liderler ile ikili çok taraflı görüşmelerde bir araya geldik. Bu görüşmelerde de Türkiye'nin uluslararası sorunlarla ilgili kanaatini muhataplarımla paylaştım. Özellikle de Suriye ve Irak bağlamında ve bölgemizde yaşanan gelişmelerle ilgili kanaatlerimizi değerlendirme imkanı bulduk. Mülteciler sorunu başta olmak üzere insani çağrımızı sürdürdük" dedi.

'IRAK İLE ORTAK KABİNE TOPLANTISINI 24-25 ARALIK'TA GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ'

Bağdat ziyareti hakkında değerlendirmede bulunan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Irak bizim hem dostumuz hem kardeşimiz hem en önemli stratejik ortağımızdır. Irak sözkonusu olduğunda biz hiçbir Iraklı kardeşimize etnik mezhebi dini perspektifinden bakmayız. Bağdat ziyaretimizde Abadi ile önemli görüşmeler yaptık. Hani birileri nerede o eski ortak kabine toplantıları diyordu ya belki üzülecekler ama sizlerin Türk ve Irak halkının çok sevineceği bir haberi buradan vermek istiyorum. İnşallah Türkiye ile Irak arasında 2009'da kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi mantığıyla toplanan ortak kabine toplantısının bir yenisini 24-25 Aralık tarihlerinde Türkiye'de gerçekleştireceğiz. Türkiye ile Irak'ın dostluğu baki, arada çıkabilecek sorunlar konjonktüreldir. Bu güzel görüşmelerden ve aldığımız son derece olumlu kararlardan sonra ki Irak bizim aynı zamanda en önemli ticaret ortağımızdır. Buradan iş adamlarımıza sesleniyorum. Sayın Abadi de bunu benden rica ettiği için bir kez daha sesleniyorum. Kaygıları tereddütleri bir kenara bırakarak Irak'ın yeniden yapılandırılması için lütfen seferber olunuz."

'ORANIN İSTİKRARI TÜRKİYE'NİN İSTİKRARI İÇİN ÖNEMLİDİR'

Bağdat'tan sonra gerçekleştirdiği Erbil ziyareti hakkında konuşan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Kritik bir ziyaretti. Erbil'e gittiğimizde Sayın Mesud Barzani ile Sayın Neçirvan Barzani ile hem Irak'taki siyasi gelişmeleri değerlendirdik hem de IŞİD tehdidi sonrasında ortaya çıkan bölgesel konjonktürü ele aldık. Biz Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimini Irak'ın bir parçası olarak ve Türkiye'nin sınırdaşı, akrabası, dostu, kardeşi olarak görüyoruz ve şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da desteklemeye devam edeceğiz. Çünkü oranın istikrarı Türkiye'nin istikrarı için önemlidir."

'KUZEY IRAK KÜRT BÖLGESEL YÖNETİMİNİN İSTİKRARINI TEMİN ETMEK İÇİN ÇABA SARF EDİYORLAR'

Kuzey Irak'ın güvenliği ve IŞİD terör örgütüne karşı güvenliği temin etmek için TSK'nın eğitim verdiği alanı ziyaret ettiğini belirten Davutoğlu, "Orada Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımızın gösterdiği disiplin, hemen hemen Kuzey Irak satını bütünüyle tanımaları dolayısıyla ve gördüğüm oradaki kararlı tutum dolayısıyla orada görev yapan bütün subaylarımızı, erlerimizi tebrik ediyor alınlarından öpüyorum. O zor şartlarda hem bizim sınır güvenliğimizi hem de Irak'ın birlik beraberliğini Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin istikrarını temin etmek için çaba sarf ediyorlar. Çok büyük mutluluk duydum. Onur duydum, gurur duydum. Hiçkimsenin toprağında gözümüz yok. Bizim bu aziz vatanımız bize yeter. Tek istediğimiz şey sınırlarımızın ötesinde barış ve huzurun olması" değerlendirmesinde bulundu.

'IŞİD GİTSE ITİP GELİR'

Ziyaretleri sonrasında ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile gerçekleştirdikleri görüşme hakkında bilgi veren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendisiyle son dönemde gerek cumhurbaşkanımızın NATO Zirvesi kapsamında Obama ile gerekse benim G-20 Zirvesi bağlamında yine Obama ile Avustralya'da yaptığımız ve son aylarda çok yoğunlaşan teknik görüşmelerde geldiğimiz noktayı gözden geçirdik. Bizim tutumuz çok açıktır. IŞİD benzeri terör örgütlerine karşı her yerde mücadele verdik, vermeye kararlıyız. Şunun da farkındayız. IŞİD boşluktan doğmadı. 2 sene önce yoktu. IŞİD'i doğuran şartlar ortadan kalkmadıkça IŞİD gitse ITİP gelir, başka bir şey gelir. Ama radikalleşme artar. Onun için Suriye'ye kalıcı bir çözüm gerekli. Suriye'de sadece terör örgütünün işlediği suçlar değil, rejimin işlediği insanlık dışı suçlara karşı da aynı tavrın alınması lazım."

'AKDENİZ'İ KİMSE BİZE KAPATAMAZ'

Joe Biden ile Kıbrıs bağlamında Doğu Akdeniz'deki gelişmeleri de ele aldıklarını ifade eden Davutoğlu, "Burada bu kürsüden Kıbrıs Rum Yönetimi'ne çağrıda bulunuyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile yürüttükleri müzakereleri nihai çözüm doğrultusunda hızlandırsınlar. Müzakere masasından çekilmek çözüm değil. Şunu da zihinlerinden çıkarsınlar. Müzakereyi iyi niyetle yürütürlerse iyi niyetli muhatap bulurlar. Müzakereleri uzatıp bu arada Kıbrıs'ın güneyinde Kıbrıslı Türklerin de hakkının olduğu alanlarda petrol, doğalgaz arayıp buradaki doğal kaynakları tekellerine almaya kalkarlarsa bilsinler ki buna da izin vermeyiz. Eğer onlar sismik araştırma yaparlarsa bizim Barbaros Hayrettin gemimiz de orada durur. Çünkü Doğu Akdeniz aynı zamanda bizim denizimizdir. Akdeniz'i bize kimse kapatamaz. Gerekirse sondaj da yaparız" diye konuştu.

'BUNDAN SONRA AMİR OLAN MİLLETTİR, MEMUR OLAN DEVLETTİR'

Patnos, Erzincan ve Tunceli'ye gerçekleştirdiği ziyaretleri değerlendiren Başbakan Davutoğlu, "Bundan rahatsız olanlar oldu. Olacaklar. Çünkü onlar siyasetlerini bir bölgeye münhasıran yaparlar. Buradan çağrıda bulunuyorum. Hatta meydan okuyorum. Diğer siyasi liderler de bir gün içinde bu üç yere ziyarette bulunsunlar görelim. Bir Alevi Dedesi ziyaret dolayısıyla elime kapandı öpmek istedi. Ne haddimize. Bizden yaşlı birine bir dedeye el öptürmek. Ben de onun eline sarıldım. Bundan sonra kimse bizim önümüzde diz çökmeyecek. Kimse devletin önünde diz çökmeyecek. Kimse devleti temsil eden kişilerin ellerin öpmeyecek. Bundan sonra amir olan millettir, memur olan devlettir. El öpecek olan devlettir. Diz çökecek olan devlettir" ifadelerini kullandı.

'KILIÇDAROĞLU'NUN ELEŞTİRİLERE HAKARET EDEREK DEVAM EDİYOR OLMASI BENİ DERİNDEN ÜZMÜŞTÜR'

Ak Parti'nin Erzincan Kongresi'ndeki konuşması sırasında CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun kayınvalidesinin vefat ettiği haberini aldığını ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Kılıçdaroğlu'nun eleştirirken önüme bir not konuldu. 'Kılıçdaroğlu'nun kayınvalidesi vefat etmiş' diye. O ana kadar bilmiyordum. Zihnimde kurguladığım konuşmamı tamamıyla değiştirdim. Kendisine ve muhterem eşlerine taziye diledim. Konuşmamın akışını değiştirdim. Tek bir kelime etmedim. Bizim için taziye azizdir. Kılıçdaroğlu'nu aradım. Nezaketle de telefonuma çıktı, kendisine ve hanımefendiye taziyelerimi ilettim. Bu benim insani görevim. Fakat daha sonra Kılıçdaroğlu'nun yine bu eleştirilere bana da hakaret ederek neredeyse devam ediyor olması beni derinden üzmüştür. Dün de cenaze merasiminde yine ağır bir siyasi polemik yaptı. Kendisine acısına ama en fazla anne acısına ve anne acısını iki kez tatmış birisi olarak muhterem eşlerine hürmeten bugün kendisinden bahsetmeyeceğim. Buradan da çağrıda bulunuyorum bütün siyasi liderlere. Gelin üslubumuzu değiştirelim. Siyasi polemiğin en ağırını gerekiyorsa yapalım. Ama ne zaman hangi şartlarda hangi kelimelerle yapacağımız konusunda bir ahlaki standart geliştirelim."

'MİT'E DÖNÜK OPERASYONUN ARKASINDA KİMLER VARSA BU İDDİALARIN ARKASINDA O ÇEVRELERLE CHP İŞBİRLİĞİ VAR'

Kemal Kılıçdaroğlu'nun MİT hakkında ortaya koyduğu iddialara yanıt veren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Milli İstihbarat Teşkilatımız bir devlet kurumu olarak bütün milletin hizmetindedir. Doğrudan bana bağlıdır Başbakan olarak ama bütün milletin hizmetindedir. Ben de ona talimat verirken hiçbir zaman herhangi bir parti ya da gruba karşı bir tutum alması talimatı vermem. Onların devlet ahlakı da bunu yapmaz zaten. Ama dış güvenlik, iç güvenlik tedbirler konusundaki görevini yapar. 7 Şubat'ta MİT'e dönük operasyonun arkasında kimler varsa bu iddiaların arkasında da o çevrelerle CHP işbirliği var. Biz de MİT'i veya herhangi bir kurumumuzu böyle bir işbirliğine kurban etmeyiz."

'GERÇEK MHP'LİLER TEK PARTİ ZİHNİYETİNİ KABUL ETMEZ'

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin hükümete yönelik söylemlerini eleştiren Davutoğlu, "Bahçeli ihanet kelimesini çok rahat kullanıyor. Kim kime neyi ihanet ediyor? Dersim'de suçlu suçsuz hukuk içinde kendi de değerlendirilir ama 13 bin kişinin öldürüldüğü ve devlet kayıtlarına geçen şekliyle her tür silahın kullanıldığı, çocuk ve kadınların da öldürüldüğü bir vaka varsa ve ondan çok değil 5 sene sonra aynı devlet zihniyeti eğer Bahçeli'nin lideri rahmetli Türkeş, Fethi Tevetoğlu'nu, Reha Oğuz Türkkan'ı, Zeki Velidi Togan'ı tabutluklara koymuşsa hangi zihniyete sahip çıkıyorsunuz Bahçeli? Tek parti dönemine sahip çıkmak size mi kaldı? Gerçek milliyetçiler, MHP'liler tek parti zihniyetini kabul etmez" açıklamasında bulundu.

'BAHÇELİ'YE MEYDAN OKUYORUM: BU SÖYLEDİKLERİNİZİ TUNCELİ'DE SÖYLEYİN CESARETİNİZ VE YÜREĞİNİZ VARSA'

Konuşmasında Bahçeli'ye seslenen Başbakan Davutoğlu, "Bahçeli'ye bir çağrıda bulunuyorum. Bir meydan okuyorum. Tunceli, Türkiye'nin bir vilayeti mi? Şüphesiz evet. Peki siz bütün Türkiye'ye hitap ediyor musunuz? Buyrun gidin bu söylediklerinizi Tunceli'de söyleyin cesaretiniz ve yüreğiniz varsa. Dönün o halka o gün öldürülenlerin hepsi vatan hainiydi deyin, onların torunlarının yüzüne bakarak deyin. Bakalım Tunceli'ye girebilecek misiniz? Ben dün Tunceli'deydim. Yarın Tunceli'de olacağım. 1 sene sonra olacağım, 10 sene sonra olacağım, 100 sene sonra olacağım. İhanet suçlamasını aynen kendisine iade ediyorum" dedi.

Kaynak: DHA
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.