Ekonomi sıcak para girişine bağımlı hale getirildi

CHP İzmir Milletvekili ve Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Rahmi Aşkın Türeli, önlem alınmaması durumunda Türkiye ekonomisinin artan cari açık nedeniyle büyük bir krize girebileceği uyarısında bulundu ve "Hükümet daha fazla gecikmeden cari açığa karşı ciddi tedbirler almalı. Aksi halde telafisi mümkün olmayan sonuçlarla karşılaşabiliriz" dedi

Ekonomi sıcak para girişine bağımlı hale getirildi
18 Aralık 2011 Pazar 20:12

Ekonomide işlerin yolunda gitmediğini, Ak Parti döneminde yatırım ve tasarruflarda dikkat çekici gerilemeler yaşandığını kaydeden CHP İzmir Milletvekili ve Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Rahmi Aşkın Türeli, Ak Parti'nin sık sık Türkiye ekonomisinin dünyanın 17. büyük ekonomisi olmasıyla övündüğünü, ancak Birleşmiş Milletler verilerine göre Türkiye'nin satın alma gücü paritesine göre kişi başına gelir açısından dünyada 67'nci, eğitime ve sağlığa ilişkin göstergeleri de kapsayan insani gelişme endeksinde ise 92'nci sırada olduğunu ifade etti. TBMM'nde Kalkınma Bakanlığı'nın 2012 yılı bütçe görüşmelerinde hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarını eleştiren Türeli, Ak Parti döneminde cari açığın reel sektör ve hane halklarını tehdit eden büyük bir sorun haline geldiğine dikkat çekti. Türkiye'nin 1990'lı yıllarda yakaladığı yüksek büyüme hızlarına hiç cari açık vermeden ulaştığını hatırlatan Türeli, "2003-2011 döneminde ise ekonomi büyüdü ama cari açık da hızlı bir biçimde arttı. Bu durum yurtiçi tasarrufların azaldığı bir konjonktürde uygulanmakta olan ekonomik modelin sürdürülebilirliğinin ancak hane halkları ve şirketler kesiminin borçlanması ile mümkün olduğunu göstermektedir. Nitekim BDDK verilerine göre, hane halkı borçlarının hane halkı varlıkları içindeki payı 2003 yılındaki yüzde 5 olan seviyesinden 2011 yılı ilk çeyreği itibariyle yüzde 35'e yükselmiştir. Ayrıca Merkez Bankası verilerine göre, firmaların finansal borçlarının milli gelire oranı 2010 yılında yüzde 39 olmuştur. 2012-2014 dönemini kapsayan orta vadeli programdaysa düşük büyüme hızları ve yüksek cari açığın birlikte gerçekleşmesi öngörülmüştür. Ancak, öngörülen cari açık hedefinin de gerçekçi olmadığı ve çok daha yüksek seviyelerde gerçekleşeceği görülmektedir. Bu nedenle, hükümet daha fazla gecikmeden cari açığa karşı tedbir almalıdır. Aksi halde telafisi mümkün olmayan sonuçlarla karşılaşabiliriz" diye konuştu.

Ak Parti boşuna övünüyor

Ekonomi yönetiminin, "Krizi izleyen dönemde sağlanan ekonomik büyümede dünyanın en önde gelen ülkelerindeniz" şeklindeki açıklamalarını da eleştiren Türeli, Türkiye ekonomisinin hem potansiyel büyüme hızının hem de Cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılından bu yana gerçekleşen ortalama büyüme hızının yüzde 5'ler civarında olduğunu hatırlattı. Ak Parti'nin işbaşına geldiği 2003 yılından 2011 yılına kadar geçen dönemde ekonomik büyüme hızının ortalamasının yüzde 5,2 olduğunu vurgulayan Türeli "Ak Parti döneminde iddia edildiği gibi yüksek bir büyüme artışı gerçekleştirilmemiştir. Kaldı ki, işbaşına geldikleri 2001, krizi sonrası dönem dünya ekonomilerinin en canlı olduğu, uluslararası likiditenin bol olduğu bir dönemdi. Bu likidite yüksek reel faizden yararlanmak için Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere yönünü çevirmişti. Hükümet şartların bu kadar elverişli olduğu bir konjonktürü ıskaladı. Yanlış politikalar nedeniyle ekonomide üçüz açık verilmeye başlandı. Bunun anlamı şudur: Tasarruf-yatırım dengeleri açısından bakıldığında, Türkiye ekonomisinde hem kamu kesiminin, hemde özel kesimin açık verdiği, bunun sonucunda da cari işlemler açığının yükselmeye başladığı bir dönem yaşanıyor." dedi. Ak Parti'nin en sık tekrarladığı vaatlerinden birinin "Türkiye'yi 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri haline getirmek" olduğunu anımsatan Türeli, mevcut durum ve uygulanan politikalarla bu iddianın gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığını ifade etti. Ak Parti'nin 2003-2011 döneminde sergilediği ekonomik performansın da bunu gösterdiğini ifade eden Türeli, Kalkınma Bakanına Türkiye'nin 2023 yılında dünyanın 10'uncu büyük ekonomisi olma iddiasının nasıl bir stratejiye ve hangi projeksiyonlara dayandığını sordu. Türeli, "2023'te 10'uncu büyük ekonomi olmak demek, şu anda bulunduğumuz 17'nci sıradan yedi basamak birden yükselmemiz, önümüzdeki bazı ülkeleri geçmemiz demektir. Tabi bunu söyleyebilmek için, geçmeyi planladığımız ülkelerin 2023'e kadar uygulamayı tasarladığı politikaları bilmemiz gerekir. Bütün bunları bilmeden 'Biz 2023'te 10'uncu büyük ekonomi haline geleceğiz' iddiası boş ve temelsiz bir iddia olmaktan öteye gitmez" dedi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.