Ertuğrul Günay: Pişmanım

AKP İzmir Milletvekili ve eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, istifasının ardından bazı AKP'liler'in "Ertuğrul Bey de kendi oğlunun hangi şirketlerde çalıştığını, kimlere danışmanlık yaptığı açıklasın' eleştirilerine yanıt verdi. Oğlu İnanç Erdem Günay'ı savunan Günay, 'Pişmanım. Keşke hiç AKP'ye gelmeseydim" diye konuştu

Ertuğrul Günay: Pişmanım
04 Ocak 2014 Cumartesi 10:25

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ardından partisi hakkında daha sert eleştirilerde bulunan, ihraç istemiyle disipline sevk edildikten sonra istifasını açıklayan AKP İzmir Milletvekili ve eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, AKP milletvekillerinin, "Madem gündemdeki mevzular ile ilgili bu kadar hassas, Ertuğrul Bey de kendi oğlunun hangi şirketlerde çalıştığını kimlere danışmanlık yaptığını açıklasın" şeklindeki eleştirilerini yanıtladı.
AKP'lilerin Ertuğrul hakkındaki eleştirilerine, önceki gün Vatan Gazetesi'ndeki köşesinde Murat Çelik yer verdi.  Çelik, yazısında 17 Aralık sabahı başlayan operasyonu 'hükümete yönelik bir komplo' olarak gören Adalet ve Kalkınma Partililerin, Günay'a çağrıda bulunduğunu ve eski bakanları, müstafi AKP'li Günay'ın kendi oğlunun hangi şirketlerde çalıştığını, kimlere danışmanlık yaptığını açıklamasını istediklerini yazdı. Murat Çelik dünkü yazısında da Ertuğrul Günay'ın kendisini aradığını ve hem oğlu İnanç Erden Günay'ın ticari faaliyetleri hakkında bilgi hem de kendisini eleştirenlere yanıt verdiğini belirtti.
Ertuğrul Günay'ın kendisi ve oğlu hakkındaki eleştirilere verdiği yanıtlar şöyle:

- Benim oğlum, ODTÜ Makine Mühendisliği bölümünden mezun. 5 yıl kadar BOTAŞ 'ta çalıştı. Sonra 2001, 2009 yılları arasında, Ümran Çelik Boru'nun Ankara Bölge Müdürü olarak görev yaptı. Buradan kendi isteğiyle ayrılıp, sizin yazınızda bahsettiğiniz havacılık sektöründe çalıştı. O işinde, ABD'deki bir uçak fabrikasının Türkiye'de üretim yapması için, o firmayı Türkiye'ye getirmeye çalıştılar ama olmadı. Ardından Kurumsal Finans Hizmetleri adıyla kendi şirketini kurdu ve şu anda da tamamen yurt dışı danışmanlık yapıyor. Devlet ile hiçbir işi yok. Yabancı şirketlere danışmanlık yapıyor. Gelir hanesinde sadece yurt dışı var, yurt içinden hiçbir geliri yok.

- Bu gündemde, benim çocuğum ile ilgili de soru işaretleri doğurabileceklerini düşünenler varsa yanılıyorlar. Bildiği ciddi bir şey olan varsa hiç durmasın, hemen açıklasın. Biz de hemen cevabını verelim. Üstelik biz öyle, açıklama yapmak için 3 gün 4 gün delillerin karartılmasını da beklemeyiz!

Görevden almalar olunca isyan ettim

- Ben birlikte çalıştığım arkadaşlarımın haysiyetlerini en az onlar kadar düşünürüm. 17 Aralık operasyonu başladığında, bir canlı yayında, Başbakan'ın istifasını isteyen CHP Genel Başkan Yardımcısı'na, "Böyle saçmalık olur mu?" diyen de, bakanların istifalarını isteyenlere, "Durun, önce bir iddiaları görelim" diyen de benim. Ama sonra, çocuğu rüşvete aracılıktan tutuklanan İçişleri Bakanı, polis müdürlerini görevden alıp, tayinler yapmaya başladı. Böyle bir şey dünyanın her yerinde tepki görür. O bakanın 8 gün 10 gün görevde kalması ve oğlunun da içinde yer aldığı soruşturma aşamasında bunu yapması kabul edilebilir mi? Devletin bütün gelenekleri yıkılıyor. Hukuk devleti yıkılıyor. Siz, hukukun askıya alındığı bir ülkede yaşamak ister misiniz?

Keşke bu partiye hiç gelmeseymişim


- Ben bakanlık görevindeyken de Sayın Başbakan'ı, özellikle 2011 sonundan itibaren İstanbul'daki yapılaşma konusunda defalarca uyardım. Zaten bakanlıktan ayrılma nedenlerimin başında da bu geliyor. Bunu kendisi de gayet iyi biliyor.

- Bu son olaylarda da, biz istifa edip gitmedik. "Parti elini yıkasın, bu kirden arınsın, temizlensin öyle devam etsin" dedik ama Sayın Başbakan benimle ilgili MYK'da baskı yaptı, buna katlanmak mümkün değil.

- Bakanken de arkadaşlarıma söylemiştim. "Keşke ben buraya, bu partiye hiç gelmeseymişim" dedim. "Çok farklı umutlarla gelmiştim ama maalesef yanlış yapmışım" dedim. Biz AK Parti'ye katılırken sandık ki, İslam ile barışık bir demokrasi, halkın değerlerine bağlı bir yönetim anlayışı hâkim olacak. Ama 2010 sonrası, özellikle 2011 sonlarına doğru bambaşka bir hava doğdu. Bunu dünya da görüyor. Baskıcı bir tek adam yönetimi çıktı ortaya.

- Bakanlık görevimin sonlarına doğru ben istifa eşiğine gelmiştim zaten ama fırsat olmadan görevden alındım. 24 Ocak 2013 günü, Donanma Komutanı istifa etmiş; Genelkurmay Başkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı bir buçuk saat konuştular ama Sayın Başbakan çıktı, 4 bakanı değiştirdi o gün. Kimse Donanma Komutanı'nın istifası ile ilgili bir şey sormadı, gündem değişti.

Koruma aracımı aldılar

- Parti kulislerinde hakkımda konuşulanları yazmışsınız; partiden birçok kişi, teşkilattan arayan birçok insan "Vicdanımızın sesi oluyorsun" deyip destek veriyor, bunu da yazın.

- Bakın, hakkımda yakın koruma kararı var. Benim yakın korumam var. İstifamı açıkladığım günün akşamında yakın koruma aracımı geri aldılar. Yarın bir şey olursa, başıma bir şey gelirse bunun hesabını kim verecek?
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.