Hamzaçebi: Dershane sözü, pazarlama stratejisi

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'dershaneleri kapatacağız' açıklamasının 4+4+4 eğitim sistemine karşı yükselen toplumsal muhalefeti önlemek amacıyla bir pazarlama stratejisi olduğunu savunarak, dershanelerin kapatılması ve okula dönüştürülmesinin mümkün olmadığını söyledi

Hamzaçebi: Dershane sözü, pazarlama stratejisi
26 Mart 2012 Pazartesi 14:32

Hamzaçebi, Meclis'te düzenlediği basın toplantısına, tüm anne babaları ve çocukları, milli eğitim sisteminde yer alan tüm velileri yarın Tandoğan'da yapacakları grup toplantısına davet ederek başladı. 4+4+4 eğitim sisteminin bu şekliyle yasalaşması halinde 'çocukların geleceğinden fedakarlık edilmesine yol açacağını' belirten Hamzaçebi, "Bütün anne babaları bu teklife karşı CHP ile birlikte ses çıkarmaya davet ediyorum" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 4+4+4 teklifinin yasalaşma sürecinde giderek toplumsal tepkinin artığını görünce farklı yöntemlere başvurmaya başladığını söyleyen Hamzaçebi, "Seul'e giderken yapmış olduğu açıklamada, bütün anne babaların kabusu olan ve milli eğitim sistemimizin temel bir sorunu olan dershane konusuna girerek, dershanelerin kapatılacağını söyledi. Sayın Başbakanın bu cümlesine ihtiyatla yaklaşın. Sayın Başbakanın bu cümlesi doğru değildir. 'İhtiyatla yaklaşın' cümlem aslında biraz iyimser bir cümledir. Sayın Başbakanın bu cümleleri doğru değildir; bu cümleler hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan ve hükümetlerinin 2002'den beri Türkiye'yi yönettiğini belirten Hamzaçebi, 2002 yılında Türkiye'de dershane sayısı 2 bin iken, şimdi 4 bin 200'lerde olduğunu söyledi. Yine 2002'de 600 bin civarında olan dershanelerdeki öğrenci sayısının kayıt dışı öğrenciler hariç 1.5 milyona yaklaştığını belirten Hamzaçebi, şöyle devam etti:
"On yıllık dönemde dershane sayısını, dershanelere giden öğrenci sayısını patlatan bir hükümetin dershaneleri kapatması mümkün değildir. Çünkü dershane bir neden değildir, bir sonuçtur. Eğitim sistemi yetersizse, okullarınız çocuklarınıza nitelikli eğitim veremiyor ise, çocuklarınız üniversite kapılarında dökülüyor ise, çocuklarınız sınavda başarılı sonuçlar alamıyor ise eğitim isteminde problem var demektir. Sekiz yıllık zorunlu ilköğretimi bitiren yaklaşık 1 milyon 200 bin civarında öğrencimizin 800 bini liseye gidebilmektedir. Böyle büyük bir problem karşısında hükümet bir yandan 'dershaneleri kapatacağız' diyor, öte yandan 'bu dershaneleri de bir okula dönüştüreceğiz' diyor. Yani 12 yıllık zorunlu eğitim söz konusu olduğu zaman ilave ortaya çıkacak 400 bin kişilik açığı kapatabilmek amacıyla özel dershaneleri okula dönüştürerek kapatmak gibi bir cümleyi telaffuz ediyorlar. Bunun gerçeklerle hiçbir ilgisi yoktur. Özel dershanelerin okula dönüşebilme olanağı son derece sınırlıdır. Öze dershanelerde 1.5 milyona yakın öğrenci vardır. Özel dershaneleri lise seviyesinde bir özel okula dönüştürürseniz, ki bu okul paralı olacaktır, 50-60 bin kişilik bir kapasite yaratabilirsiniz."

"PAZARLAMA STRATEJİSİ"


AK Parti'nin iktidara geldiğinde ilk iş olarak özel dershanelerin içkili yerlere 200 metreden yakın olamama kuralını kaldırdığını belirten Hamzaçebi, dershanelerin öğretmen sıkıntısını gidermek için de çıkartılan bir yönetmelikle 4 yıllık lisans eğitimi alan herkesin dershanelerde öğretmenlik yapması imkanı getirildiğini anlattı. Hamzaçebi, "Bir yandan bu adımları atacaksınız, bir yandan da 'dershaneleri kapatacağım' diyeceksiniz. Bu cümle, 4+4+4'e karşı oluşan toplumsal muhalefeti önlemek amacıyla bu teklifin bir pazarlama stratejisidir. Sayın Başbakan bir pazarlama stratejisi uygulamaktadır. Bütün velileri daha dikkatli olmaya çağırıyorum. Sayın Başbakanın bu cümlesine inanmasınlar, çünkü Sayın Başbakan doğruyu söylemiyor" diye konuştu.

Gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Hamzaçebi, yarın teklif üzerindeki görüşmelerin Genel Kurul'da başlayacağı hatırlatılarak, tavırlarının ne olacağının sorulması üzerine, "Biz yarından itibaren Genel Kurul'da olacağız. Hangi teklif gelirse gelsin, görüşümüzü ifade edeceğiz. 4+4+4 ile ilgili görüşümüz bellidir. Bu görüşümüzü demokratik bir şekilde içtüzüğün bize verdiği olanakları kullanarak Genel Kurul'da kullanmaya devam edeceğiz. Bizim farklı bir tutumumuz olamaz. Bizim Genel Kurul'da içtüzüğün bize verdiği hakları kullanmak ve görüşlerimizi medeni şekilde kullanmak dışında hiçbir stratejimiz yoktur" dedi.

Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın Meclis'te 28 Şubat'la ilgili komisyon kurulması yönündeki açıklaması ile ilgili olarak da, "Sayın Başbakanın niyetinin ne olduğunu anlamış değilim. 28 Şubat için TBMM'de komisyon elbette kurulabilir. Ama Sayın Başbakan 28 Şubat'a, 12 Eylül'e bu kadar yüklenirken, nedense diğer kendi iktidarları dönemindeki bütün 'darbe düşüncelerini ifade edenler, darbe konuşanlar' diye suçlanan kişiler hakkında yargı harekete geçerken, başka bazı olaylarla ilgili Sayın Başbakan neden 'komisyon kuralım' diyor anlamış değilim. Ben Sayın Başbakanın o konuda samimi olduğu kanaatinde değilim" değerlendirmesini yaptı.


"TÜRKİYE, SURİYE POLİTİKASI İLE İSRAİL'DEN ÖZÜR DİLİYOR"


Hamzaçebi, Türkiye'nin Suriye Büyükelçisinin geri çekilmesi ile ilgili bir soru üzerine, Başbakan'ın Seul'de ABD Başkanı Obama ile yaptığı görüşmelerin ayrıntılarını henüz açıklamadığını söyledi. Hamzaçebi, Türkiye'nin Suriye politikasını ise, "Türkiye Mavi Marmara olayı ve 'one minute' cümleleriyle gerilen İsrail-Türkiye ilişkilerini Suriye politikasında ABD'nin politikası paralelinde yer alarak telafi etmek istemektedir. Yani Türkiye, İsrail'in özür dilemesini beklerken, Suriye de ABD'nin yanında yer alarak tam tersine ABD ve İsrail'den özür dilemektedir" sözleriyle değerlendirdi.

Hamzaçebi, Merve Kavakçı'nın durumunun Meclis Danışma Kurulu'na gelecek olması ile ilgili olarak da, milletvekilliğini hak etmiş birinin maaşını alabileceğini söyledi. Hamzaçebi, "Ancak Sayın Meclis Başkanı 24. dönem parlamentosu açıldığında ve milletvekilleri yemin ettiğinde, tutuklu vekiller için 'onlar maaşını alamaz' yorumunu yapmıştı. Şimdi Sayın Başkan 'tutuklu da olsa maaşını alabilir' yorumunu yapıyor. Bu yoruma katılıyorum ama Sayın Meclis Başkanını bu yorumu yapmasına dayanak gösterdiği Danıştay kararı iki yıl öncesinin kararı. Yani parlamento açıldığında bu karar vardı. Sormak isterim, acaba bu süre içinde görüşünüz hangi nedenle değişti? O zaman Danıştay kararını bildiğiniz halde yapmadınız. Hukuka uygun bu yorumu neden geciktirerek yaptınız. Bunu kamuoyuyla paylaşırsa mutlu oluruz" dedi.

Kaynak: İHA
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.