Kılıçdaroğlu: İzmir'e üvey evlat muamelesi yapılıyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'de katıldığı Ege Bölgesi örgüt toplantısında gündeme ilişkin açıklamalar yaptı

Kılıçdaroğlu: İzmir'e üvey evlat muamelesi yapılıyor
01 Aralık 2014 Pazartesi 14:20

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda partililer tarafından karşılandı. Havalimanı girişindeki ağaçlara Gezi Parkı protestolarında hayatını kaybeden gençlerden Berkin Elvan ve Ali İsmail Korkmaz'ın tuvale basılı fotoğrafları bağlandı. Kılıçdaroğlu, Kültürpark 1 No'lu Hol'de Ege Bölgesi'ndeki milletvekilleri, belediye başkanları, Parti Meclisi üyeleri, Yüksek disiplin Kurulu üyeleri, kurultay delegeleri, il yöneticileri, ilçe başkanları, kadın ve gençlik kolları başkanları ve belediye meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleşen "Geleceği birlikte kuruyoruz, İzmir buluşması" adlı toplantıya katıldı.

ENGELLİLER SORUNLARINI ANLATTI

Kılıçdaroğlu, yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı toplantıda salonun dolmasını Kültürpark içindeki İZFAŞ binasında bekledi. Salonun girişine tekerlekli sandalyeleriyle gelen 20 engelli, Türkiye Sakatlar Derneği'nin kirasını ödeyemediği için Büyükşehir Belediyesi'ne ait bürodan icra yoluyla atıldığını belirtip seslerini Kılıçdaroğlu'na duyurmak istedi. Ancak Kılıçdaroğlu, salona arka kapıdan girdi. Dernek üyeleri, daha sonra salona girerek, Kılıçdaroğlu'na sorunlarını aktardı.

Toplantının açılışı konuşmasını yapan CHP'nin örgütlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, bölge toplantılarının ilkini 9 Kasım'da Ankara'da yaptıklarını, İzmir'de yapılanın 10'uncu ve son toplantı olduğunu belirtti.

İZMİR'E ÖVGÜ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Başbakan Kemal' sloganları arasında kürsüye çıktı. Kılıçdaroğlu, İzmir'in üniversite, sanayi, tarım, fuarlar ve en önemlisi cumhuriyet kenti olduğunu belirterek, şöyle dedi:

"İzmir, entelektüel, göç alan bir kent. O nedenle Ege'nin incisi. İzmirliler'e anlatmak istemiyorum. İzmir'i Türkiye'ye anlatmak istiyorum. 8 bin yıllık bir kültürü besliyor İzmir. O kültürü hep yaşattı, yaşatmaya devam ediyor. Kültürün zenginliğini görmek istiyorsanız İzmir'e geleceksiniz. İnsan sevgisinin ne olduğunu görmek istiyorsanız İzmir'e geleceksiniz. Sanayi nasıl yapılır, sanayi nasıl gelişir, her kuruş nerede nasıl harcanır görmek istiyorsanız İzmir'e gelecekseniz. Kuvay-i Milliye nedir, Cumhuriyet nedir görmek istiyorsanız İzmir'e geleceksiniz. Kadın erkek eşitliğini görmek istiyorsanız yine İzmir'e geleceksiniz. Kadına nasıl değer verilirmiş, kadın iş hayatında nasıl başarılı olurmuş görmek istiyorsanız İzmir'e geleceksiniz. İzmir aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk'ü seven bir kent."

"İŞSİZLİĞİ 4 YILDA ÇÖZERİM"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, işsizliğin çözümü için 4 yıllık yetki isteyerek, şöyle konuştu:

"Bunun yanında sorunları olan bir kent. Bu sorunlar kentin yönetiminden değil ülkenin yönetiminden kaynaklanıyor. İşsizlik var. İşsizlik toplumun bağrında derin bir yara olarak duruyor. Üniversite mezunları arasında işsizlik yüzde 30-35'lere dayanmış durumda. Mühendis, öğretmen, ziraatçi, iş bulamıyor. Tıp fakülteleri hariç üniversitelerden mezun olanlar iş bulamıyor. 12 yıldır bu ülkeyi AKP yönetiyor. 12 yılda Türkiye'nin en temel sorunu olan işsizliği çözemiyorsanız 'Bu ülkeyi sağlıklı yönetmiyorsunuz' demektir. En temel sorun işsizlik. Ben 12 yıllık süre istemiyorum. Sadece 4 yıllık süre istiyorum işsizlik sorunun çözmek için. 4 yıl deneyeceksiniz. Daha sözler vereceğim ben topluma. Mutlu ve huzurlu Türkiye'yi yaratacağız. Çatışmayı değil uzlaşmayı egemen kılacağız. Kadın erkek eşitliğini egemen kılacağız. Bizim iktidarımızda her anne çocuğunu güler yüzle huzur içinde okula, askere gönderecek. Biz bu güvenceyi veriyoruz. Dört yıl sonra verdiğimiz sözleri yerine getirmezsek yetkiyi elimizden alırsınız. Yaparsak 'yola devam et' diyeceksiniz. Ben bundan adımın Kemal olduğu kadar eminim."

“İZMİR ÜVEY EVLAT"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Hükümetin cezalandırdığını öne sürdüğü İzmir'in aynı zamanda Türkiye'nin büyümesine kalkınmasına önkoşulsuz destek veren bir kent olduğunu, 2004- 2013 yılları arasında kamu yatırımlarından aldığı payın yüzde 5.76 olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bu pay yüzde 3.1'e düşüyor. İzmir 32 milyar lira vergi veriyor kamudan aldığı pay sadece 700 milyon lira. İzmir'e üvey evlat muamelesi yapıyor. İzmirli her koşulda görevini yerine getiriyor. Bu iktidar İzmir'e yatırım yapmasa bile İzmirli merak etmesin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu yapar. Seçim sırasında buraya geldiler. İzmir'e 35 proje vaat ettiler. 35 projenin hemen hemen tamamı söz olarak duruyor. Konak Tüneli hayalet tünel oldu. Bir siyasi iktidar söz verdiği zaman sözünün gereğini yerine getirmek zorundadır. Halkı neden o sözü yerine getirmedin diye soru sorma hakkı vardır."

"AKP SİZİ CEZALANDIRIYOR"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP'nin İzmirli'yi cezalandırdığını öne sürerek, şöyle konuştu:

"İzmirliler'e sesleniyorum; AKP sizi cezalandırıyor. Neden biliyor musunuz? CHP'ye oy veriyorsunuz diye. İzmirli direniyor; 'Oyumu vereceğim. Aydınlıktan, uygarlıktan, Türkiye'nin çıkarlarından yana oy kullanacağım' diyor. İzmir bütün engellemelere karşı dünyadaki metropoller içinde en önemli yere sahip. Dünyada hızla gelişen metropolleri düşünün, 4'üncü sırada İzmir geliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kredi notu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kredi notundan 9 puan daha yüksek. Dünya Bankası Büyükşehir Belediyesi kefaletsiz kredi açıyor. Nesin sen? Büyükşehir Belediyesi. 'Bilançolarına gelir gider tablolarına bakıyorum senden teminat almaya gerek yok' diyor."

"TÜRKİYE'Yİ BUNLARDAN İYİ YÖNETİRİZ"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, iktidarın 'CHP iktidara gelirse ülkeyi yönetemez. Dolar fırlar faizler yükselir vatandaş borcunu ödeyemez' diyerek kara propaganda yaptığını anlatırken, şöyle dedi:

"İzmir'den 77 milyona sesleniyorum. Türkiye'yi bunlardan iyi yönetiriz. Türkiye'yi daha sağlıklı yönetiriz. Türkiye'nin sorunlarına kilitleniriz. Her kuruşun hesabını bu millete veririz. Aydın, Muğla'ya geleceksin. Anakentler nasıl yönetiliyorsa Türkiye'yi öyle yönetiriz kimsenin endişesi olmasın. İstanbul ve Ankara metro yapıyordu havlu attılar. İki büyükşehir belediyesinin bütçesi İzmir'inkini üçe katlıyor. Beceremediler. Kilometresini Ankara 100 milyona yapıyor. İstanbul 145 milyona yapıyor. İzmir 60 milyona yapıyor. Yeraltına yapıyorsunuz aynı teknolojiyi yapıyorsunuz. Beceremediler, yapamadılar en sonunda hükümet teslim aldı. İzmir kenti imkanlarıyla onların üçte bir fiyatına yaptı. İzmir budur. CHP'li belediyeler budur. Bir belediye böyle yönetilir. İzmir'i, Aydın'ı, Tekirdağ'ı nasıl yönetiyorsak emin olun Türkiye'yi aynı anlayışla yöneteceğiz. 'Çalışıyor ama iş de yapıyor' algısını toplumun belleğine yerleştirmeye çalışıyorlar. Bu kültürün tutsağı olmayın. Bu kültür bizim siyaset anlayışımıza insana duyduğumuz saygıya aykırıdır. Bizim kültürümüzde her kuruşun hesabını vatandaşa vereceksin. Bizim kültürümüzde çalmayacaksın ve iş yapacaksın. İşi ehline vereceksin diyor inancımız. Biz işi ehline veriyoruz."

"BOY BOY PARA KASALARI ÇİKOLATA KUTULARI"

Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında bakanların çocuklarının yatak odalarında boy boy para kasaları, çikolata kutuları olmayacağını ileri sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"CHP iktidara gelirse efendim sosyal yardımları kesecekmiş. Niye keselim? Akıl mantık var niye keselim? Herkesin işi aşı oldu da o gerekçeyle mi keselim? Tam tersine sosyal yardımları en az iki katına çıkaracağız. Bütün yurttaşlarım bunu açıklıkla bilsinler. Eskiden sorarlardı 'bunu yapacaksınız da parayı nereden bulacaksınız' diye. Şimdi korkudan bunu soramıyorlar. 17 Aralık'ı gördük 25 Aralık'ı gördük. Bizim çocuklarımızın yatak odalarında boy boy para kasaları olmadı ve olmayacaktır. Bizim bakanlarımıza belediye başkanlarımıza çikolata kutuları içinde paralar gelmeyecek. Bunu asla kabul etmeyeceğiz. Bizin inancımız kültürümüz bunu reddeder."

"HARAMA NEDEN ORTAK OLUYORSUN?"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun danışmanı Etyen Mahcupyan'ın "AKP'ye oy veren İslami kesimin bir kısmı yolsuzluk olduğunu kabul ediyor ve bundan rahatsızlık duyuyor" dediğini anlatırken şöyle dedi:

"Kendisini İslami kesim olarak tanımlayan bu yurttaşlara sesleniyorum. İnancına sözüm yok ama bana şunu öğrettiler; 'Müslümanlıkta en büyük günah kul hakkı yemektir devletin hazinesine el uzatmak' dediler. AKP'ye oy veren bu saygıdeğer yurttaşlara sesleniyorum. Bana öğretilen Müslümanlık buysa senin öğrendiğin müslümanlıkta harama neden ortak oluyorsun? 'Devletin hazinesine el uzatana neden oy veriyorsun?' diyorum. Benim anladığım Müslümanlıkla senin anladığın Müslümanlık arasında bu fark olamaz."

Kılıçdaroğlu'nun bu sözleri üzerine salondakiler 'Her yer rüşvet her yer yolsuzluk" sloganı attı.

"ÇİKOLATA KUTUSUNA 500 BİN EURO"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerine sürdürdüğü konuşmasında, sandığa giden, demokratik olarak oyunu kullanan her yurttaşın sorumluluğu bulunduğunu, bildirirken şöyle devam etti:

"Senin inancını siyasete malzeme ettiler. Gerçek ortaya çıktı dört bakan istifa etti. 500 bin Euro ayakkabı kutusuna sığmaz. Senin çikolata kutuna sığmaz tabii. 500 bin Euro 1 değil 50 kutu yapar. Açıkça '500 bin koyacaksın' diyor. O da 'olur' diyor. 'O kadar tıkış tıkış ki korktum elimden düşecek ortaya saçılacak diye' diyor. En temiz adammış bunu söyleyen. En temiziniz buysa kirlinin boyunu zaten biliyoruz biz. Şimdi mahkemeden karar çıkardılar. Meclisin teamüllerine aykırı komisyonda karar yok. Başkan oturmuş mahkemeye yazı yazmış. Cemil Bey (Çiçek) 'Haberim yok' diyor. 'Gizli karar alın' diyor. Komisyon başkanına söylüyorum; göreviniz sorgu yapmaktır. Hırsızların hamiliğini yapmak değildir. Öyle yapıyorsan o koltuktan ayrılacaksın. Hırsızların hamiliğini yapacaksan o koltuktan ayrıl. Bu işin üstü örtülmez. Sadece 77 milyon bilmiyor bütün dünya biliyor bunu. Bütün çağdaş ülkeler biliyor. Bu kadar büyük yolsuzluk yapan iktidar dünyada sorgulanıyor. Hükümetin devletini soyduğuna tanık oluyoruz. Birisi de 'ben masumum' diyor. Erdoğan Bayraktar. Masumsan, Başbakan talimat verdi sen de 'asıl istifa etmesi gereken ben değilim başbakandır' demedin mi? Neden kıvırıyorsun? Erkek gibi durmak yakışmaz mı yakışır. Yapmadıysan 'yapmadım' de. Hangi talimatlar neyin karşılığında veriliyor hiç aklına gelmiyor mu? Başbakan 'kupon araziler benim bilgim dışımda satılmayacak' diyor. Neden bilgisi içinde satılacak malı götürmek için. Sen ona aracılık etmiyor musun? Üniversite mezunu değil misin? Anlamıyor musun? Sen de en az onun kadar suçlusun kaçacak bir yerin yok. Saatçi hakkında konuşmak istemiyorum. Meclisin karşısına saat heykeli yapıldı. Herkes onun kime ait olduğunu biliyor. Hırsızın önüne yatan içişleri bakanı olur mu?"

“SİYASİ AHLAK YASASI ÇIKARACAĞIZ"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde 4 ay içinde 'Siyasi Ahlak Yasası çıkaracaklarını belirterek, "Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum Türkiye'nin bir araya gelmesi lazım. Temiz siyaseti egemen kılmalıyız. İlk 4 ayda çıkaracağız yasalardan biri siyasette ahlak yasası olacak. Artık bu millet hırsız siyasetçiden bıktı. Yeter diyorsanız yönünüz belli, CHP. Dünyaya rezil olduk. 77 milyonu dünyaya rezil etmek var mı? İnsanlar seni oraya ülkeyi yönet diye getirdi ülkeyi soy diye getirmedi. Yasa çıkaracaklar, yasaklayacaklarmış. CHP buna uymayacaktır. Sizin hırsızlıklarını teşhis etmek bizim boynumuzun borcudur" dedi.

"RECEP AMCA'NIN VERGİSİYLE SARAY YAPIYOR"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı için yapılan 1000 odalı sarayı da eleştirirken bunun Ermenek'te lastik ayakkabısı yırtık Recep Amca'nın parasıyla yapıldığını söyledi. Kılıçdaroğlu, vergisini ayakkabıyı alırken, su içerken verdiğini ifade ederek şöyle devam etti:

"1000 odalı saray tüm dünyada alay konusu. Yazık değil mi bu ülkeye? Biz bu ülkeyi siyasetçiler millete hizmet etsin diye kurdu. Bin odalı saray. 275 odalı bir yer daha yapılacakmış. Beyefendi orada da oturacakmış. Devleti soyduğunuz yetmiyor mu? İşsizlik yoksulluk var. Onları düşünmüyorlar. Fakir fukara vatandaşın inançlarını beklentilerini geleceklerini sömürdüler. Diyorlar ya. Bunlar gelirse ülkeyi yönetemezler. Biz Türkiye'yi bunlardan iyi yönetiriz. Bir şeyi bilmiyoruz. Hırsızlık yapmayı bilmiyoruz bunu hiçbir zaman öğrenemedik yolsuzluk yapmayı kul hakkı yemeyi bilmiyoruz. Eğer devleti yönetmek her kuruşun hesabını vermekse o bizim namus borcumuzdur zaten. Bunu yapacağız. 77 milyon yurttaşıma sesleniyorum. Sizi seviyoruz, bayrağımızı ülkemizi seviyoruz. Huzurlu bir Türkiye'yi inşa etmek istiyoruz. Bu ülke zengin bir ülke. Kaynağı yeterli bir ülke. Topladığın parayı nereye harcayacaksın sorun bu. Biz o parayı işçi, esnaf sanayici emekli için harcayacağız. Bizim için yandaş yok vatandaş var. Hedefimiz bu."


"PARTİDEKİ EN BÜYÜK SORUN GÜVEN"


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, basına kapalı toplantıda yaklaşık 2 bin parti yöneticisine sesledi. Kılıçdaroğlu, partideki en önemli sorunun güven olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Birbirimizi eleştirmekten bir şey yapamıyoruz. Elimize ne geçecek? Parti militanı gibi olmalısınız. Parti militanlığı, her koşulda partisini savunmaktır. Eğri olduğunu bilse yanlış olduğunu anlasa dahi partisini savunur. Parti sempatizanı ise, evinde oturur, işine gider. Seçimden seçime gider oy verir. Parti üyesinin herhangi bir yurttaş gibi konuşma hakkı ve yetkisi yoktur. Onun görevi parti programı, kurultay kararları, tüzükler genel başkan söylemleridir. Ona uyacak. Uymuyorsa ayrılır gider. Ona saygı duyarız. Hem parti üyesi olacaksın hem sabah akşam partiyi eleştireceksin. Bu kısır bir düşüncedir. Partiyi savunacaksınız."

"KİMSE ATATÜRK ÜZERİNDEN SİYASET YAPMASIN"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kimsenin Mustafa Kemal Atatürk üzerinden siyaset yapmamasını isterken, strateji ürettiklerini, bunun ne olduğunu bilmeden itiraz edenler çıktığını bunu kabul etmeyeceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, "Bazı değerler var ki CHP'nin ortak değerleridir. Kimse Mustafa Kemal üzerinden özel siyaset yapmasın. O hepimizin ortak değeri. Bugün, 1930'ların konuşmalarına sıkışıp kalınmaz. Dünya değişiyor. Biz de değişeceğiz ama değişim neye göre. Geriye değil ileriye doğru değişeceğiz. Yurttaşı kazanacağız. Sosyal devlet, laiklik, demokrasi, özgürlükten ödün vermeyeceğiz. Biz aynı zamanda içinde yaşadığımız bölgenin halkın değerlerini savunacağız" diye konuştu.

"RAMAZANDA SİGARA İÇMEK DOĞRU DEĞİL"

Kılıçdaroğlu, CHP'lilerden toplumun değerlerine saygı göstermelerini isteyerek, Ramazan'da oruç tutanların içinde sigara, Muharrem ayında cem evinde su içmenin doğru olmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Toplumun değerlerine saygı göstermek parti üyesinin görevidir. Ramazan ayında elinde sigara ile ortama girmek doğru değil.Muharrem ayında cem evinde su içmek de doğru değil. Toplumun değerlerine saygı gösterin. Ben bunu söylediğim zaman 'vay efendim laiklik elden gidiyor' deniyor. İnsanlar istediği gibi inanabilir. Biz o güveni topluma vermek zorundayız. Karnı aç bir insana sosyal devleti laikliği demokrasiyi üniversite özerkliğini anlatamazsınız. Onun derdi akşam ne yiyecek onu düşünüyor."

“SİZDE OKUMAMA HASTALIĞI VAR"

Kılıçdaroğlu, partinin Ege Bölgesi yöneticilerine konuşurken partide 'Okumama hastalığı' olduğunu öne sürerek, şöyle konuştu:

"SOkumuyoruz. Partinin bu konuda bir projesi var. Toplumun hangi sorunu varsa o konuda CHP'nin görüşü vardır. Askerlik, tarım, üzüm, fındık, patates hepsi var. Her alanda her projemiz var. Okumuyoruz. İnternet sitemize yükledik, sizlere gönderdik. Okumuyoruz. Cumhuriyet tarihinin en önemli projesi Aile Sigortası. Koyduk ama okumuyoruz. Birbirimizi eleştiriyoruz vatandaşa ne söyleyeceğimizi bilmiyoruz. İktidar olmamızı biz engelliyoruz. AKP engellemiyor bizim iktidarımızı. Güven vermiyoruz. Niye güven vermiyoruz? Hangi gerekçeyle? Kendi partisine ihanet eden bir parti mensubu olur mu? Eleştireceksen ayrılırsın partiden. Hem partili olacaksın hem partiyi eleştireceksin."

ÖNCE KENDİ SANDIĞINA SAHİP ÇIKACAKSIN

Kılıçdaroğlu, partililerin en büyük hatasının birbirini eleştirmek olduğunu, birilerinin partiyi eleştirdiğinde CHP üyesinin de eleştiriye katıldığını, bu durumda vatandaşa  güven veremediklerini anlatırken şöyle konuştu:

"Bizim iktidar olmamızı AKP değil, biz kendimiz engelliyoruz. Kendi partimize ihanet ediyoruz. Bu olmaz. Eleştirilecek yer varsa; o da partinin yetkili yerleridir. Çıkar konuşursunuz. Ama kendi aranızda değil bir üçüncü kişi yanında partinizi eleştirmeyin. Önce davanıza inanacaksınız. Ne yazık ki kendi davamızın farkında değiliz. Köylere gidip CHP'lilerin olduğu kahvelerde değil AKP'nin ya da diğer kesimlerin kahvesine gidin. Orada kendinizi anlatın. İl, ilçe başkanının görevi partiyi anlatmaktır. Bizim önümüze sandık görevlileri geldi. Tam 10 bin sandıkta üyemiz var ama oradan 1 oy bile çıkmamış. Kusura bakmayın ama hepsini partiden sildik. Artık birbirimizi kandırma dönemi bitti. Kimse yalan konuşamaz. Her şey sistem üzerinden kontrol ediliyor. Sen önce kendi sandığına sahip çıkacaksın."

"PARTİYİ DAR ÇEMBERDEN ÇIKARACAĞIM"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroglu, daha önce de söylediği “Rakı masalarında enerji harcamayın" sözlerini yine tekrarladı. Konuşmasında özellikle erkeklere seslendiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bu sözleri söylediğinde "Nasıl konuşursun?" sorusu ile karşılaştığını anlatırken şöyle dedi:

"Yazılar yazdılar, eleştirilerde bulundular. Ben size 'İçmeyin' demiyorum ki. Size 'Enerjinizi rakı masasında harcamayın' diyorum. Gidin o enerjiyi başka yerde harcayın. Zaten bir araya geldiğiniz 5- 6 kişi partili. Siz 'ya bu AKP nasıl seçim kazanıyor' diyorsunuz. Bunu dediğinizde zaten kendi arkadaşlarınıza diyorsunuz. İşte o sözleri başkalarına söyleyin. Onlara sorun. Çözümünü de bulun. Benim amacım partiyi dar çemberden kurtarmaktır. Ben dışarıya açılmak, oy vermeyen kesimlerle kucaklaşalım istiyorum."

SEÇİM YÜKÜ KADINLARIN OMUZLARINDA

Önümüzdeki 2015 seçimlerinde kadınlara büyük görev düştüğünü anlatan Kılıçdaroğlu kadınlara görevler verileceğini söyledi. Konuşmasında kadınların ev ziyaretleri yapmasını isteyen CHP Genel Başkanı şöyle devam etti:

"Burada ana aktör kadınlar olacak. Onlar evlere girecekler. Broşür dağıttığınızda her 1000 broşürden sadece birisinde birisinde vatandaşı etkiliyorsunuz ama ev ziyaretinde ise bu oran 4'te 1'e kadar yükseliyor. Yüzde 25 oranında başarı getiren bir çalışma şeklidir. Evlere gidin kadınlarımız ile birlikte sorunları inceleyin. Ayakkabılarınızı çıkartın, oturun. Erkek gittiğinde 'eve icra memuru geldi' diye düşünülür ama kadın giderse olmaz. Çocukların deftere, ayakkabıya ihtiyacı varsa ben göndereceğim. Siz bana sadece ihtiyacı söyleyin."

PARTİYİ ELEŞTİRMEME SÖZÜ ALDI

Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda partililere “Partiyi eleştirmeme sözünü veriyor musunuz" diyerek üç kez sordu: partililer de bir ağızdan üç kez "Söz" diye bağırdı. Kılıçdaroğlu, “Söz verdiniz. Unutmayacağım. Sözünüzün arkasında duracağınıza inanıyorum. Sizlere güveniyorum inanıyorum. Yeni bir Türkiye'yi el birliği ile kuracağız" dedi.


Kaynak: DHA
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.