Özal'la ilgili rapor kafa karıştırıcı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'la ilgili hazırlanan raporun kafa karıştırıcı olduğunu belirterek "Zehir var ama zehirlenmedi. O zaman nasıl hakkın rahmetine kavuştu?" diye sordu

 Özal'la ilgili rapor kafa karıştırıcı
13 Aralık 2012 Perşembe 19:14

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, basın kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle kahvaltılı basın toplantısında bir araya geldi.
Merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüyle ilgili Adli Tıp Kurumu raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, Özal'ın ruhunu inciteceği için kabrin açılması kararını benimsemediklerini vurgulayarak, "Adli Tıp Kurumu'nun herkesin kafasını karma karışık edebilecek bir sonuç açıkladığını" savundu.
Bahçeli, şunları kaydetti: "(Zehir var ama zehirlenmedi. Başka türlü araştırdık onlar da yok). O zaman nasıl Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Bu konu üzerinde tekrar başa dönülerek, Türkiye'nin 19 yıl gerisinden bu yana bir konunun tartışılması, 21. yüzyılda, 2023 yılı olarak 100. yıl dönümüne girerken Türkiye'yi çok da meşgul edebilecek bir konu haline getirilmiştir. Burada doğru bir taraf var mıdır Adli Tıp'taki uzmanlar ortak bir karar aldık diyorlar. Buradaki ortak karar raporun ne şekilde doğru olduğundan ziyade Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesi kararı dikkati çekiyor. Şimdi savcı bey ne yapacak herkes onu merak ediyor. Bu tartışma ne kadar sürecek herkes onu merak ediyor. Fakat herkesin kafasını karışık hale getirmiştir. Bunu en kısa zamanda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ilgili kurumlarıyla birlikte ya işe baştan başlayarak araştırmalarını yenilemeli, veyahut da Adli Tıp Kurumu'nun ortaya koymuş olduğu raporun hangi kurumlar aracılığıyla değerlendirmesinin yapılarak geçerli olduğu konusu kamuoyuna açıklanmalıdır."
Ergenekon Davası'na ilişkin değerlendirmesi sorulan Bahçeli, "İsmini her zaman yadırgadıkları" bu dava sürecinde, savcıların bugün esas hakkındaki mütalaasını sunacaklarını anımsatarak, kalan kısmın mahkeme süreci içerisinde değerlendirileceğini ve ondan sonra da kararın kamuoyuyla paylaşılacağını dile getirdi.
Bu ve buna benzer mahkemelerin çok uzun süreli olduğunu anlatan Bahçeli, Ergenekon Davası'nın, 4 yıl 1 ay 23 gün sürdüğünü ve süreç içerisinde yeni yeni deliller ve bulgular iddiasıyla mahkemenin kapsamının çok genişletildiğini, sürekli Türkiye'nin gündeminin meşgul edildiğini söyledi.

Bir yanlışlık olmasın

Şimdi bu mahkemedeki yargılamanın adil yapılıp yapılmadığının ve delillerin ne kadar gerçekçi olduğunun kamuoyunun cevap olarak beklediği konular olduğunu dile getiren Bahçeli, savcıların mütalaasıyla bunun ne kadar açıklığa kavuşacağını bugünden kestirmenin mümkün gözükmediğini belirtti.
Bahçeli, "Ancak temennimiz, mahkeme heyetinin, bu uzun süreç içerisinde en adil bir kararı ve kamuoyunu tatmin edici, doyurucu bir kararı vermesini millet olarak beklemekteyiz. Temennimiz de adalet arayışı söz konusu olan bir mahkemede, adaletsizliğe hükmeden bir yanlışlık olmaması dileğimizdir. İnşallah da öyle olur diye düşünmekteyiz" ifadelerini kullandı.

Öldürücü rekabet olmaz

MHP Eski Genel Başkan Yardımcısı Deniz Bölükbaşı'nın "Kaset skandalı konusunda parti yönetiminde bir ayağı olduğu" şeklindeki sözlerine ilişkin değerlendirmesi sorulan Bahçeli, Bölükbaşı'nın bunu hangi gerekçeye dayalı olarak açıkladığını bilemediğini belirtti.
Bahçeli, "Ancak MHP'nin içerisinde, MHP'nin varlığına kasteden ve kamuoyunda itibarsızlaştırmaya, etkisizleştirmeye yönelik bir projenin bir ayağının olacağını düşünmek dahi istemiyorum. MHP'de siyasi rekabet her zaman olabilir. Fakat öldürücü rekabet hiçbir zaman mümkün değildir" dedi.

Bahane aramasınlar

"İktidar partisi sözcüleri artık yeni Anayasa yapımı sürecinden bir umutlarının kalmadığını söylüyorlar. Anayasa Komisyonu'nun çalışmalarından yeni bir Anayasa çıkıp çıkmayacağına inanıyor musunuz?" sorusu üzerine Bahçeli, "Sayın iktidar kaçmak için bahane aramasın" ifadesini kullandı.
Anayasa Komisyonu'nun bugüne kadar önemli gelişmeler sağladığını anımsatan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Ama süre tanıyarak, 'Bu süreyi geçerse olmaz' demek, hele hele bu iktidar partisinden geliyorsa kamuoyunu, Türk milletini baştan sonra aldatmış olmak demektir. Bunu böyle söyleyeceğine, süre koyup o süre içerisinde olmayacak diyeceğine, kalkıp 'Masadan ben kalktım. Masadan kalkınca da bu heyet dağılır' diyerek millete gerçeği söylemesinde fayda vardır. Bizi MHP olarak orada temsil eden arkadaşlarımız, hazırlıklarını uzman kişilerle beraber sürdürmekte. Gündeme taşınan her madde üzerinde MHP'nin görüşlerini ifade etmekte ve sonuna kadar gitme kararlılığını göstermektedirler. Bu hayırlı bir başlangıçtır. Türkiye'de uzun yıllar bir Anayasa ve Anayasa değişikliği ile toplum meşgul ediliyor ve toplumun yönetimindeki her türlü aksaklıklar Anayasa'ya yükleniyor. Bundan kurtulmanın yolu toplumun bütün ihtiyaçlarına cevap veren, 21. yüzyılın temel dinamiklerini gözönüne alan, zengin bir uzlaşma zemini içerisinde bunu sonuçlandırmak olmalıdır. Süre ile iki ayağı bir pabuca koymaya gerek yoktur. Sayın Başbakanın on yıllık ustalık dönemine geldiği bir süreçte daha sabırlı olması gerekeceği kanaatindeyim."

Fiili milliyetçiyiz

"Siz kendi tabanınıza baktığınızda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın milliyetçi söylemine oy vereceğini düşünüyor musunuz?" sorusuna ise Bahçeli, şöyle yanıt verdi: "43 yıllık bir siyasi hareketin görüşlerinin temelini oluşturan Türk milliyetçiliği fikrini, belli zaman aralıklarında, belli amaçlarla kullanmak isteyenlere aldanacağına, kapılacağına ihtimal veremiyoruz. Sayın Başbakan milliyetçiliği derinlemesine inceleyerek bir tasnif içerisinde bulunmuyor. Hangi zeminde aklına ne gelirse milliyetçiliği öyle bir kategoriye ayırıyor. En sonunda da 'lafla değil, fiili milliyetçiyiz' diyor. 'Milliyetçi olsun da nasıl olursa olsun' diyorum ben."

Dokunulmazlık kaldırılmalı

BDP'li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci ile başkanlık sistemine ilişkin tavırlarının ne olacağı sorusu üzerine Bahçeli, başından bu yana dokunulmazlık konusu gündeme taşındığında, MHP'nin çok net ifadeler kullandığını anımsattı.
Bahçeli, "Dokunulmazlık Türkiye'yi felakete götürebilecek, bölünmenin eşiğine sürükleyebilecek yanlışlıkların bir aracı olarak kullanılmamalıdır. Kürsü masuniyeti kalmak kaydıyla gerekli çalışmalar yargı aracılığıyla yapılıp Meclis'e geldiğinde dokunulmazlık kaldırılmalıdır. Dokunulmazlık zırhı içerisinde, arkasında Türkiye'yi bir ihanet çemberine almak doğru değildir kanaatindeyiz" dedi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.