<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Haber Ekspres- İzmir Haberleri- Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.haberekspres.com.tr</link>
    <description>Haber Ekspres’ten Türkiye'nin güncel haberlerini, son dakika gelişmelerini, Dünya, İzmir Ekspres, Spor, Yaşam, Bilim-Teknoloji, Ekonomi-Finans, Sağlık ve Politika haberlerini 7/24 takip edebilirsiniz. Haber Ekspres ile her dakika haberiniz olsun.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberekspres.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 25 Aug 2026 05:59:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: "Büyüme ağrısı sanılıyor, ancak kalp hastalığı olabilir"]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/uzmanindan-uyari-buyume-agrisi-saniliyor-ancak-kalp-hastaligi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/uzmanindan-uyari-buyume-agrisi-saniliyor-ancak-kalp-hastaligi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda görülen kalp rahatsızlıklarının önemli bir kısmını doğuştan gelen tabloların oluşturduğunu vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Çocuk Kardiyolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Oran, "Çocuklarda çabuk yorulma veya eforla gelen nefes darlığı belirgin ve tekrarlayan bir durumsa tek başına bile değerlendirme nedenidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşıtlarından geride kalan, oyun oynarken çabuk yorulan veya beslenirken terleyen çocuklarda ortaya çıkan belirtiler ’yapısı böyle’ denilerek geçiştirilmemeli, zamanında yapılacak uzman değerlendirmesiyle muhtemel risklerin önüne geçilmelidir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Çocukluk çağında karşılaşılan kalp rahatsızlıkları, ebeveynler tarafından sıklıkla masum büyüme ağrıları, yorgunluk veya kondisyon eksikliği olarak yorumlanabiliyor. Doğuştan veya sonradan kazanılmış olarak gelişebilen bu klinik tablolar, erken evrede fark edilmediğinde çocukların büyüme ve gelişme süreçlerini olumsuz etkileyebiliyor. Konu hakkında ebeveynlere uyarılarda bulunan Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Oran, çocuklarda kalp sağlığının takibi, sinsi belirtilerin tespiti ve erken tanının kritik rolü hakkında önemli bilgiler verdi. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1.35 milyon yenidoğanın doğuştan kalp hastalığı ile dünyaya geldiğini ve güncel verilerde her 100 canlı doğumun yaklaşık 1’inde bu tablonun bildirildiğini belirtilen Prof. Dr. Bülent Oran, bu rahatsızlıkların yalnızca doğuştan gelen durumlarla sınırlı olmadığını vurguladı.</p>

<p></p>

<p>"Kalp sizi çocukken uyarmış olabilir"</p>

<p><br />
Sonradan tespit edilmiş kalp hastalıklarının da çocukluk çağında gözlemlenebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Oran, "Dünya Sağlık Örgütü, romatizmal kalp hastalığını 25 yaşın altındaki kişilerde en sık görülen kazanılmış kalp hastalığı olarak tanımlamaktadır. Bunun yanı sıra Kawasaki hastalığı, miyokardit, perikardit, kardiyomiyopatiler ve ritim bozuklukları da çocukluk çağında karşılaşılan önemli kalp hastalıkları arasında yer alıyor. Çocuklarda kalp hastalığının belirtileri her zaman belirgin olmayabilir. Özellikle yaşıtlarıyla aynı fiziksel aktiviteyi yapamama, oyun oynarken veya merdiven çıkarken belirgin şekilde daha çabuk yorulma, sık sık oturmak istemesi veya beslenirken aşırı terleme önemli bir klinik ipucu olarak değerlendirilmelidir" ifadelerine yer verdi.</p>

<p></p>

<p>"Ağrının ortaya çıkış biçimi çok önemli"</p>

<p><br />
Ebeveynlerin sıklıkla endişelendiği göğüs ağrısı şikayetlerinin büyük çoğunluğunun kas, kemik veya sindirim sistemi kaynaklı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bülent Oran, riskli durumların ayırt edilmesi gerektiğini belirtti. Ağrının ortaya çıkış biçiminin belirleyici olduğunu aktaran Prof. Dr. Bülent Oran, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p><br />
"Kas ve iskelet kaynaklı ağrılar genellikle çocuğun belirli bir hareketiyle veya ağrılı bölgeye bastırıldığında artar. Buna karşılık kalple ilişkili olabilecek durumlarda bizi endişelendiren temel unsur, ağrının özellikle koşma, spor yapma veya merdiven çıkma gibi efor sırasında ortaya çıkmasıdır. Eğer göğüs ağrısına veya çabuk yorulmaya nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi veya bayılma hissi eşlik ediyorsa durum mutlaka ciddiye alınmalıdır. Ailede genç yaşta ani ve açıklanamayan ölüm veya kalp kası hastalığı öyküsü bulunuyorsa uzman değerlendirmesi hayati önem taşır."</p>

<p><br />
Kalp hastalıklarının belirtilerinin yaş gruplarına göre farklılık gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Bülent Oran, bebeklik döneminde beslenme ve gelişme süreçlerinin titizlikle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Bebeklerde emzirme sırasında alında görülen aşırı terlemenin, emmeyi yarıda bırakmanın ve kilo alamamanın kalbin fazla çalıştığına işaret olabileceğini belirten Prof. Dr. Bülent Oran, "Soğukta sadece ellerin morarması çoğu zaman masum olsa da dudak ve dilde görülen morarmalar dikkatle incelenmelidir. Çocuk hekiminin düzenli muayenesi sırasında şüpheli bir bulgu saptanması veya risk faktörlerinin mevcudiyeti halinde çocuk kardiyolojisi değerlendirmesine başvurulmalıdır. Erken tanı ve zamanında gerçekleştirilen girişimsel ya da cerrahi müdahaleler, kalıcı organ hasarlarını önleyerek çocuğun yaşıtlarıyla benzer bir büyüme, gelişme ve fiziksel kapasiteye ulaşmasını sağlar" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/uzmanindan-uyari-buyume-agrisi-saniliyor-ancak-kalp-hastaligi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/20260823aw772843.jpg" type="image/jpeg" length="34443"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni Parti Milletvekili Melih Meriç entübe edildi]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/yeni-parti-milletvekili-melih-meric-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/yeni-parti-milletvekili-melih-meric-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’te 18 Ağustos’ta bıçaklı saldırıya uğrayan Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, özel ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi. Yoğun bakıma alınan Meriç’in burada entübe edildiği öğrenildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep’te bıçaklı saldırıya uğrayan Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, ailesinin isteği üzerine özel ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi. İstanbul’da yoğun bakıma alınan Meriç’in entübe edildiği öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merkez Şahinbey ilçesi Akkent Mahallesi’nde 18 Ağustos’ta bıçaklı saldırıya uğrayan 57 yaşındaki Melih Meriç, kaldırıldığı Gaziantep Şehir Hastanesi’nde ameliyat edilmiş ve ardından servise alınmıştı.</p>

<p>Durumu stabil olan Meriç’in, yakınlarının talebi doğrultusunda tedavisinin İstanbul’da sürdürülmesine karar verildi.</p>

<p>Özel ambulans uçakla İstanbul’a getirilen Meriç, özel bir hastanenin yoğun bakım ünitesine yatırıldı. Meriç’in burada entübe edildiği bildirildi.</p>

<p><img alt="Yeni Parti Milletvekili Melih 20168043 6218 1 M" class="detail-photo img-fluid" height="425" src="https://habereksprescomtr.teimg.com/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/yeni-parti-milletvekili-melih-20168043-6218-1-m.webp" width="640" /></p>

<h3>Bıçaklı saldırıda yaralanmıştı</h3>

<p>Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, 18 Ağustos’ta Şahinbey ilçesine bağlı Akkent Mahallesi’nde bıçaklı saldırıya uğramıştı. Hastaneye kaldırılan Meriç, burada ameliyata alınmıştı.</p>

<p>Saldırıyla ilgili soruşturma kapsamında 5 şüpheli gözaltına alınmıştı. Şüphelilerden Seydi Ahmet Keleş ve oğlu Hakan Keleş, çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklanırken, diğer 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.</p>

<p><img alt="Yeni Parti Milletvekili Melih 20168043 6921 1 M" class="detail-photo img-fluid" height="1056" src="https://habereksprescomtr.teimg.com/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/yeni-parti-milletvekili-melih-20168043-6921-1-m.webp" width="640" /></p>

<p>Milletvekilini bıçakla yaraladığı belirtilen Seydi Ahmet Keleş, emniyetteki ifadesinde Yeni Parti Oğuzeli İlçe Başkanlığına atama konusunda Melih Meriç ile tartıştıklarını söylemişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, POLİTİKA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/yeni-parti-milletvekili-melih-meric-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/yeni-parti-milletvekili-melih-20168043-2315-1-m.webp" type="image/jpeg" length="52602"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'e 1800 yataklı Tınaztepe Şehir Hastanesi]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/tinaztepe-sehir-hastanesi-1800-yatakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/tinaztepe-sehir-hastanesi-1800-yatakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İzmir'e 1800 yataklı Tınaztepe Şehir Hastanesi inşa edileceğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'in Dikili ilçesinde yapımı tamamlanan Dikili Devlet Hastanesi'nin yeni hizmet binasının açılışına katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kentte 1800 yataklı Tınaztepe Şehir Hastanesi inşa edileceğini açıkladı. Memişoğlu, İzmir'deki sağlık yatırımlarının sürdüğünü belirtti.</p>

<p>21 Ağustos 2026'da düzenlenen açılış töreninde konuşan Memişoğlu, Tınaztepe Şehir Hastanesi'nin İzmir'in ikinci şehir hastanesi olacağını söyledi.</p>

<p>İzmir'in sağlık altyapısına yönelik yatırımlar sürüyor</p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin son 25 yılda sağlık alanında büyük bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirterek ülke genelindeki sağlık yatırımlarına ilişkin bilgiler paylaştı.</p>

<p>Memişoğlu, Türkiye genelinde 271 bini aşkın yatak kapasitesine ve 1,5 milyon kişilik sağlık çalışanı ordusuna ulaşıldığını, günlük 3 milyondan fazla vatandaşa hizmet verildiğini söyledi.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, ülke genelinde 36 bin yatak kapasitesine sahip 141 sağlık tesisinin yapım sürecinin devam ettiğini, 1250'den fazla yeni birinci basamak sağlık merkezinin de yapım, proje ve fizibilite süreçlerinin yürütüldüğünü ifade etti.</p>

<p>İzmir'deki sağlık yatırımlarına da değinen Memişoğlu, 2023'te 2200 yatak kapasiteli İzmir Şehir Hastanesi'nin tamamlanarak hizmete sunulduğunu söyledi.</p>

<p>Memişoğlu, İzmir'in ilçelerinde son teknolojiyle donatılmış 52 sağlık tesisi ile birinci basamakta 93 yeni sağlık merkezinin hizmete kazandırıldığını belirtti. İzmir'in toplam yatak kapasitesinin 25 yılda 14 bin 350'ye ulaştığını aktardı.</p>

<p>İzmir'de yeni sağlık tesisleri planlanıyor</p>

<p>Bakan Memişoğlu, mevcut yatırımlarla yetinmediklerini belirterek İzmir'deki yeni sağlık yatırımlarını da sıraladı.</p>

<p>Memişoğlu, 70 üniteli Buca Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile 50 yataklı Selçuk Devlet Hastanesi'nin inşa süreçlerinde sona gelindiğini söyledi.</p>

<p>Bornova, Kuruçeşme, Güzelbahçe, Karşıyaka ve Kemalpaşa'nın da aralarında bulunduğu bölgelerde Sağlıklı Hayat Merkezleri dahil 18 yeni sağlık tesisinin inşaat çalışmalarının sürdüğünü belirten Memişoğlu, 68 yeni sağlık tesisinin de proje çalışmalarının tamamlanmasının ardından temellerinin atılacağını ifade etti.</p>

<p>Bu yatırımlar arasında 250'şer yataklı Menemen ve Bergama Devlet Hastaneleri, 125 yataklı Alsancak Devlet Hastanesi, 100 yataklı Kiraz Devlet Hastanesi, 50'şer yataklı Bayındır ve Karşıyaka Devlet Hastaneleri ile Urla Devlet Hastanesi Ek Binası da bulunuyor.</p>

<p>Tınaztepe Şehir Hastanesi açıklaması</p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, konuşmasında İzmir için yeni bir sağlık yatırımı açıklayarak 1800 yataklı Tınaztepe Şehir Hastanesi'nin inşa edileceğini duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Memişoğlu, "Efeler diyarı İzmir'imize çok yakışacak, bölgemize değer katacak büyük bir müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Yatırımlarımızın içinde, ilimizin yeni sağlık şaheseri, ikinci şehir hastanemiz, 1800 yataklı Tınaztepe Şehir Hastanesi'ni de inşa edeceğiz" dedi.</p>

<p>Bakan Memişoğlu ayrıca İzmir'de 14 Sağlıklı Hayat Merkezi'nin ücretsiz hizmet verdiğini söyledi.</p>

<p>Sağlık teknolojilerine yönelik çalışmalar sürüyor</p>

<p>Memişoğlu, sağlık teknolojileri alanındaki çalışmalara da değindi.</p>

<p>Türkiye'de yerli imkanlarla geliştirilen kalp-akciğer makinesi, solunum cihazları, renkli ultrason cihazları ve mobil dijital röntgen cihazları gibi ürünler üzerinde çalışmalar yürütüldüğünü belirten Memişoğlu, yerli aşı ve ilaç çalışmalarının da sürdüğünü söyledi.</p>

<p>Bakanlığın TÜSEB ile birlikte İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi, Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yürütülen yaklaşık 220 projeyi desteklediğini ifade eden Memişoğlu, bu çalışmaların kanser biyolojisi, kişiselleştirilmiş tedaviler, aşı ve ilaç geliştirme, tanı teknolojileri, yapay zeka ve dijital sağlık gibi alanları kapsadığını belirtti.</p>

<p>İzmir sağlık turizmi hedeflerinde öne çıkarılıyor</p>

<p>Memişoğlu, İzmir'in şehir hastaneleri, tıp fakülteleri ve termal sağlık merkezleriyle sağlık turizmi açısından önemli bir konuma sahip olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye'nin sağlık turizminde dünyanın cazibe merkezlerinden biri haline getirilmesinin hedeflendiğini belirten Memişoğlu, bu kapsamda yeni düzenlemeler yapıldığını ifade etti.</p>

<p>Dikili Devlet Hastanesi hizmete açıldı</p>

<p>Açılış töreninde Dikili Devlet Hastanesi'nin yeni hizmet binası da hizmete açıldı.</p>

<p>Yeni binanın 75 yatak kapasitesi, poliklinikleri, ameliyathaneleri ve 14 yataklı palyatif bakım merkeziyle hizmet vermesi planlanıyor.</p>

<p>Açılış törenine İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, milletvekilleri, oda ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, sağlık çalışanları ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p>Törenin ardından dua edildi ve açılış kurdelesi kesildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/tinaztepe-sehir-hastanesi-1800-yatakli</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 07:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/bakan-memisoglu-ndan-izmir-e-dev-mujde-ikinci-20165449-amp.jpg" type="image/jpeg" length="69817"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir’de Umutla Yeniden Hayat için iş birliği]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/izmir-umutla-yeniden-hayat-is-birligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/izmir-umutla-yeniden-hayat-is-birligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ile SATKOF, yeniden topluma uyum ve istihdam süreçlerini desteklemek için protokol imzaladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de, ceza infaz kurumlarında bulunan bireyler ile denetimli serbestlik kapsamındaki yükümlülerin ve tahliye sonrası yeniden topluma uyum sürecindeki bireylerin desteklenmesine yönelik iş birliği protokolü imzalandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ile Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) arasında imzalanan protokolün tarihi 21 Ağustos 2026 olarak açıklandı.</p>

<p>Protokol, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ile SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay tarafından imza altına alındı. İş birliği kapsamında eğitim, iyileştirme, sağlık farkındalığı, mesleki gelişim, dijital dönüşüm, girişimcilik, istihdam ve sosyal uyum süreçlerinin desteklenmesi hedefleniyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 21 At 18.09.29-1" class="detail-photo img-fluid" height="1706" src="https://habereksprescomtr.teimg.com/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-21-at-180929-1.jpeg" width="2560" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Umutla Yeniden Hayat Projesi kapsamında destek programları yürütülecek</p>

<p>PRODES kapsamında yürütülecek “Umutla Yeniden Hayat Projesi” ile kadın ve çocuklara yönelik destek programlarından mesleki gelişime, sosyal uyumdan yeniden istihdama kadar uzanan çalışmaların hayata geçirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Protokolle eğitim ve iyileştirme çalışmalarının yanı sıra sağlık farkındalığı, mesleki gelişim, dijital dönüşüm ve girişimcilik alanlarında da destek sağlanması hedefleniyor.</p>

<p>Yeniden topluma uyum ve istihdam süreçleri desteklenecek</p>

<p>İş birliğinin temel hedefleri arasında ceza infaz kurumlarında bulunan bireyler, denetimli serbestlik kapsamındaki yükümlüler ve tahliye sonrasında yeniden topluma uyum sürecindeki bireylerin desteklenmesi yer alıyor.</p>

<p>Çalışmalar kapsamında sosyal uyum ve yeniden istihdam süreçlerinin de desteklenmesi öngörülüyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 21 At 18.09.29 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1364" src="https://habereksprescomtr.teimg.com/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-21-at-180929-2.jpeg" width="2048" /></p>

<p>Adalet Bakanlığına ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına teşekkür</p>

<p>Protokol kapsamında gerçekleştirilecek sosyal dönüşüm çalışmalarına sundukları katkılar nedeniyle Adalet Bakanlığına ve Adalet Bakanına teşekkür edildi.</p>

<p>Süreci sahiplenen ve iş birliğinin gerçekleşmesine katkı sunan İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ile emeği geçenlere de teşekkür edildi.</p>

<p>İzmir’de başlayan iş birliğinin Türkiye’ye örnek olması ve daha fazla kişinin yeni bir başlangıç, yeni bir meslek ve yeni bir umut fırsatına ulaşmasına katkı sunması temennisinde bulunuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, İZMİR EKSPRES, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/izmir-umutla-yeniden-hayat-is-birligi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 20:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-21-at-180930.jpeg" type="image/jpeg" length="94814"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antidepresanlarla ilgili en yaygın yanlış inanışlardan biri bağımlılık korkusu]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/antidepresanlarla-ilgili-en-yaygin-yanlis-inanislardan-biri-bagimlilik-korkusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/antidepresanlarla-ilgili-en-yaygin-yanlis-inanislardan-biri-bagimlilik-korkusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikiyatrist Yunus Akkeçili, "İlaçlara alışırım, bırakamam" düşüncesinin antidepresan kullanımıyla ilgili toplumda en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yanlış inanışların tedaviyi geciktirebildiğini belirten Uzm. Dr. Akkeçili, "Antidepresanlar bağımlılık yapan ilaçlar değildir. Bu ilaçlar hekim önerisi ve uygun şekilde kullanıldığında bağımlılık yapmaz." dedi, antidepresanlarla ilgili en yaygın yanlış inanışları ve doğruları sıraladı.</p>

<p><br />
Acıbadem Kent Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Yunus Akkeçili, ruhsal hastalıklarda önceliğin doğru tanı ve kişiye özel tedavi planı olduğunu belirtti, her üzüntü ve kaygının ilaç tedavisi gerektirmediğini vurguladı. Akkeçili, sosyal medya ve çevreden edinilen yanlış bilgilerin profesyonel destek arayışını geciktirebildiğine dikkat çekerken, bilinenin aksine antidepresanların bağımlılık yapmadığını belirtti, şu bilgileri verdi: "Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre depresyon ve anksiyete bozuklukları, dünya genelinde en sık görülen ruhsal hastalıklar arasında yer alıyor. Depresyonun yaklaşık 280 milyon, anksiyete bozukluklarının ise 300 milyondan fazla kişiyi etkilediği bildiriliyor. Ruh sağlığına ilişkin farkındalığın artması ve damgalanmanın azalmasıyla birlikte daha fazla kişinin profesyonel destek araması, bu hastalıkların daha görünür hale gelmesini sağlıyor. Ancak antidepresan tedavileriyle ilgili yanlış bilgiler ve önyargılar, kişilerin tedaviye geç başvurmasına veya tedaviyi erken bırakmasına neden olabiliyor."</p>

<p></p>

<p>En yaygın yanlış inanış bağımlılık korkusu</p>

<p><br />
Psikiyatrist Akkeçili, anksiyete bozuklukları, depresyon ve obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi ruhsal hastalıkların günümüzde etkili şekilde tedavi edilebildiğini söyledi. Antidepresanlarla ilgili en yaygın yanlış inanışlardan birinin bağımlılık korkusu olduğunu ifade eden Doç. Dr. Akkeçili, şöyle konuştu: "En sık duyduğumuz cümlelerden biri ‘İlaçlara alışırım, bırakamam.’ oluyor. Oysa antidepresanlar bağımlılık yapan ilaçlar değildir. Bu ilaçlar kişinin kişiliğini değiştirmez, uyuşturmaz ya da zamanla sürekli daha yüksek doz gerektirmez. Tedavi süresi tamamlandığında hekim kontrolünde güvenli şekilde azaltılarak sonlandırılabilir."</p>

<p></p>

<p>"Ruhsal hastalıkların tek nedeni genetik değil"</p>

<p><br />
Depresyon ve anksiyete bozukluklarının tek bir nedene bağlı gelişmediğini belirten Akkeçili, biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığını vurguladı. Aile öyküsünün bazı kişilerde biyolojik yatkınlığı artırabileceğini, ancak hiçbir ruhsal hastalığın yalnızca genetik nedenlerle ortaya çıkmayacağını kaydeden Uzm. Dr. Akkeçili, "Çocukluk yaşantıları, travmatik deneyimler, uzun süreli stres, sosyal destek eksikliği ve yaşam olayları da hastalığın gelişiminde önemli rol oynar. Bu nedenle her hastanın öyküsü kendine özgüdür ve tedavi planı da bu bütüncül değerlendirmeye göre oluşturulmalıdır."</p>

<p></p>

<p>Her üzüntü ve kaygı antidepresan gerektirmez</p>

<p><br />
Ruhsal yakınmaları olan her bireyin antidepresan kullanmasının gerekmediğini vurgulayan Akkeçili, tedavinin temelinin doğru tanı olduğunu söyledi. Üzüntü, kaygı, isteksizlik, uykusuzluk ya da stresin tek başına antidepresan başlanmasını gerektirmeyeceğini ifade eden Akkeçili, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p><br />
"Bu belirtiler yaşamın doğal bir parçası olabileceği gibi farklı ruhsal ya da bedensel hastalıkların da belirtisi olabilir. Bu nedenle öncelikle bir psikiyatri uzmanı tarafından ayrıntılı değerlendirme yapılması, yakınmaların bir ruhsal hastalık kapsamında olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Tedavi kararı yalnızca belirtilerin varlığına göre verilmemelidir. Yakınmaların süresi ve şiddetinin yanı sıra kişinin günlük yaşamının ne ölçüde etkilendiği ve eşlik eden diğer tıbbi durumların da değerlendirilmesi gerekir. Psikiyatride temel yaklaşım önce doğru tanıya ulaşmak, ardından kişiye en uygun tedavi planını oluşturmaktır. Bazı kişiler için psikoterapi yeterli olabilirken, bazı hastalarda ilaç tedavisi önemli bir gereklilik haline gelebilir. En doğru tedavi, kişiye özel planlanan tedavidir."</p>

<p></p>

<p>"Antidepresanlar bilinçsiz kullanılmamalı"</p>

<p><br />
Öte yandan antidepresanların yalnızca gerekli durumlarda ve hekim değerlendirmesi sonrasında başlanması gerektiğini vurgulayan Akkeçili, bilinçsiz kullanımın bazı riskler taşıyabileceğine dikkat çekti. Antidepresanların doğru tanı konulduğunda oldukça güvenli ve etkili tedavi seçenekleri olduğunu kaydeden Akkeçili, "Ancak uygun değerlendirme yapılmadan başlanmaları, altta yatan farklı bir ruhsal hastalığın seyrini olumsuz etkileyebilir. Örneğin bipolar bozukluk gibi bazı hastalıklarda yeterli değerlendirme yapılmadan antidepresan başlanması istenmeyen klinik sonuçlara yol açabilir. Ayrıca her ilaçta olduğu gibi antidepresanların da kişiye özgü yan etkileri ve diğer ilaçlarla etkileşimleri olabilir. Bu nedenle tedavi kararı mutlaka psikiyatri uzmanı tarafından verilmelidir." dedi.</p>

<p></p>

<p>"Kendinizi iyi hissetmeniz tedavinin bittiği anlamına gelmez"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Ruhsal hastalıklarda tedavinin yalnızca belirtilerin azalmasıyla sınırlı olmadığını belirten Akkeçili, kişinin kendisini iyi hissetmeye başlamasının ilacın hekim önerisi olmadan bırakılması anlamına gelmediğini söyledi. Pek çok hastanın kendisini iyi hissetmeye başladıktan sonra ilacı kendi kararıyla bırakabildiğini belirten Akkeçili, belirtilerin düzelmesinin, tedavinin tamamlandığı anlamına gelmeyeceğini ifade etti. Akkeçili, tedavinin ne kadar süreceğinin kişiye göre değiştiğini ve bu kararın mutlaka psikiyatri uzmanıyla birlikte verilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p><br />
"Bazı ruhsal hastalıklarda psikoterapi ön plandayken, bazı durumlarda ilaç tedavisi önemli bir gereklilik haline gelebilir. Çoğu zaman ise bu iki yaklaşım birbirini tamamlar. Tedavi planı; hastalığın özellikleri, kişinin yaşam öyküsü, beklentileri ve bilimsel tedavi rehberleri birlikte değerlendirilerek oluşturulur."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/antidepresanlarla-ilgili-en-yaygin-yanlis-inanislardan-biri-bagimlilik-korkusu</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/20260821aw771560.jpg" type="image/jpeg" length="61903"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[E-ticaret sitelerinde kapış kapış giden markanın balı sahte çıktı]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/e-ticaret-sitelerinde-kapis-kapis-giden-markanin-bali-sahte-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/e-ticaret-sitelerinde-kapis-kapis-giden-markanin-bali-sahte-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı’nın güncellediği listede Abalı markalı süzme çiçek balında tağşiş tespit edildiği açıklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı’nın güncellediği taklit veya tağşiş yapılan gıdalar listesine Abalı markalı süzme çiçek balı da eklendi. Ankara’nın Akyurt ilçesinde faaliyet gösteren firmalara ait üründe, “aynı değeri taşımayan madde eklenmesi” tespit edildiği bildirildi.</p>

<h2>ABALI MARKALI SÜZME ÇİÇEK BALINDA TAĞŞİŞ</h2>

<p>Bakanlığın 20 Ağustos 2026 tarihli güncellemesine göre, Hastürk Gıda Otomotiv İnşaat Emlak Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Vahit Yıldız Balsu – Vahit Yıldız firmalarına ait Abalı markalı süzme çiçek balı listede yer aldı.</p>

<p>Ürünün son tüketim tarihi 12/09/2027 olarak kaydedilirken, tespit edilen uygunsuzluk resmi kayıtlarda “Aynı Değeri Taşımayan Madde Eklenmesi” şeklinde belirtildi.</p>

<p><img alt="E Ticaret Sitelerinde Kapis Ka 70210361 4978 1 M" class="detail-photo img-fluid" height="82" src="https://habereksprescomtr.teimg.com/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/e-ticaret-sitelerinde-kapis-ka-70210361-4978-1-m.webp" width="640" /></p>

<h2>TAĞŞİŞ NE ANLAMA GELİYOR?</h2>

<p>Listede kullanılan “aynı değeri taşımayan madde eklenmesi” ifadesi, ürünün içeriğine beyan edilen bileşenlerin yerine veya bunlara ek olarak farklı maddelerin katıldığını ifade ediyor.</p>

<p>Bal ürünlerinde bu kapsamda glikoz veya şeker şurubu gibi maddelerin kullanılabildiği belirtiliyor.</p>

<h2>ÜRÜN LİSTEYE GİRDİ</h2>

<p>Abalı markalı balın internette ve zincir marketlerde yaygın şekilde satıldığı belirtilirken, ürünün e-ticaret platformlarında da yer aldığı aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, tüketicilerin gıda ürünleriyle ilgili güncel ifşa kayıtlarını Güvenilir Gıda Portalı üzerinden takip edebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>SON DAKİKA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/e-ticaret-sitelerinde-kapis-kapis-giden-markanin-bali-sahte-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/e-ticaret-sitelerinde-kapis-kapis-gidiyor-unlu-65d16d36fc-amp.jpg" type="image/jpeg" length="80026"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vücudun tansiyon dengesi saniyeler içinde sınanıyor]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/vucudun-tansiyon-dengesi-saniyeler-icinde-sinaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/vucudun-tansiyon-dengesi-saniyeler-icinde-sinaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Ayağa kalkınca yaşanan kısa süreli göz kararması çoğu zaman vücudun tansiyon dengesini yeniden kurma sürecidir. Ancak sıklaşan ve bayılmaya neden olan belirtiler mutlaka araştırılmalıdır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Ayağa kalkınca yaşanan kısa süreli göz kararması çoğu zaman vücudun tansiyon dengesini yeniden kurma sürecidir. Ancak sıklaşan ve bayılmaya neden olan belirtiler mutlaka araştırılmalıdır" dedi.</p>

<p><br />
Pek çok kişinin tecrübe ettiği ani pozisyon değişikliklerine bağlı göz kararmalarının, dolaşım sisteminin yerçekimi kuvvetine anlık olarak uyum sağlama çabasından kaynaklandığını aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Abdi Sağcan, söz konusu durumu ne zaman ciddiye almak gerektiği hakkında bilgi verdi. Oturur ya da yatar konumdan aniden ayağa kalkıldığında kanın bacaklar ve karın bölgesindeki damarlarda geçici olarak biriktiğini belirten Prof. Dr. Abdi Sağcan, bu durumun beyne ulaşan kan akışını kısa süreliğine azaltabildiğini söyledi. Yaşanan tablonun kalbe dönen kan miktarının anlık olarak düşmesiyle ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Oturur veya yatar pozisyondan hızlı şekilde ayağa kalktığımızda yerçekiminin etkisiyle yaklaşık 500-1000 mililitre kan kısa süre içinde bacak ve karın bölgesindeki damarlarda birikebilir. Bu durumda kalbe geri dönen kan miktarı azalır, kalbin pompaladığı kan miktarı düşer ve birkaç saniyeliğine beyne giden kan akımı azalabilir. İşte hissedilen göz kararması ve sersemlik hissi tamamen bu fizyolojik mekanizmayla ortaya çıkar" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>"Göz kararmasının nedeni beyne giden kan akımının azalması"</p>

<p><br />
Sağlıklı bir vücutta tansiyon düşüşü basınç algılayıcıları tarafından hemen fark edildiğini aktaran Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Sinir sistemi hızla devreye girerek kalp hızını artırıyor ve damarları daraltıyor. Bu mekanizma tansiyonu saniyeler içinde yeniden dengeliyor" dedi. Görme kaybı veya kararma hissinin doğrudan gözden kaynaklanmadığını belirten Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Burada asıl sorun gözün kendisi değildir. Retina ve beynin görme merkezi kan akımındaki değişikliklere çok duyarlıdır. Beyne giden kan akımı kısa süreli azaldığında görüntüler bulanıklaşabilir, perde inmesi hissi oluşabilir veya kişi birkaç saniye boyunca çevresini karanlık görebilir. Aynı şekilde iç kulak ve gözlerden gelen denge bilgileri arasındaki kısa süreli uyumsuzluk da baş dönmesi hissini tetikler" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>"10-15 saniyeden uzun sürüyorsa ve sık tekrarlıyorsa dikkat"</p>

<p><br />
Vücudun verdiği bu geçici yanıtın arkasında farklı etkenler bulunabildiğini dile getiren Prof. Dr. Abdi Sağcan, yetersiz sıvı tüketimi, uzun süre hareketsiz kalmak, sıcak havalar, yoğun egzersiz, açlık ve bazı tansiyon ilaçları gibi nedenlerin bu durumu tetikleyebileceğini söyledi. Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Ayrıca tansiyon düşürücü ilaçlar, idrar söktürücüler, kansızlık, bazı vitamin eksiklikleri, diyabete bağlı sinir hasarı ve hormonal bozukluklar da bu şikayetleri artırabilir. Bir iki saniye süren göz kararmaları sağlıklı kişilerde de görülebilir. Ancak 10-15 saniyeden uzun süren, sık tekrarlayan, bayılmaya yol açan veya başka belirtilerle birlikte seyreden durumlarda mutlaka doktor değerlendirmesi gerekir" diye vurguladı.</p>

<p><br />
Göz kararmasına bayılma, düşme, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı eşlik ettiğinde vakit kaybedilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Abdi Sağcan, günlük hayatta alınabilecek basit önlemlerle bu şikayetlerin azaltılabileceğini aktardı. Yatarken veya otururken ani hareketlerden kaçınılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Yataktan veya sandalyeden kalkarken acele edilmemeli, önce oturur pozisyona geçip birkaç saniye beklenmelidir. Ayağa kalkmadan önce ayak bileklerini hareket ettirmek ve baldır kaslarını çalıştırmak kanın kalbe dönüşünü artırır. Yeterli sıvı almak, uzun süre hareketsiz kalmamak ve sıcak ortamlarda dikkatli olmak da şikâyetleri belirgin şekilde azaltacaktır" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/vucudun-tansiyon-dengesi-saniyeler-icinde-sinaniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/20260819aw770254.jpg" type="image/jpeg" length="98008"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye sigara tüketiminde dünya birincisi oldu]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/turkiye-sigara-tuketiminde-dunya-birincisi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/turkiye-sigara-tuketiminde-dunya-birincisi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de kişi başına düşen günlük ortalama sigara tüketimi 17,1 adede ulaştı. Prof. Dr. Şevket Özkaya, oranların endişe verici olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye sigara kullanımında dikkat çeken bir seviyeye ulaştı. Kişi başına düşen günlük ortalama sigara tüketiminin 17,1 adet olduğu belirtilirken, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya tüketim oranlarının endişe verici boyutlara ulaştığını söyledi.</p>

<h2>TÜRKİYE SİGARA TÜKETİMİNDE ZİRVEDE</h2>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye sigara kullanımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Özkaya, Türkiye’nin kişi başına düşen ortalama günlük sigara tüketiminde 17,1 adetle dünya birincisi olduğunu belirtti.</p>

<p>Özkaya, Dünya Sağlık Örgütü’nün sigarayı “dünyanın en hızlı yayılan ve en uzun süren salgını” olarak tanımladığını aktararak, gelişmiş ülkelerde tüketimin azalmasına karşın gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde artış yaşandığını söyledi.</p>

<p>Türkiye’deki sigara tüketiminin toplumsal, ekonomik ve sosyokültürel etkenlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özkaya, tüketim oranlarının endişe verici seviyelere ulaştığını ifade etti.</p>

<h2>TÜRKİYE’Yİ YUNANİSTAN VE İSRAİL İZLİYOR</h2>

<p>Prof. Dr. Özkaya’nın aktardığı verilere göre Türkiye’de kişi başına düşen günlük ortalama sigara tüketimi 17,1 adet.</p>

<p>Bu oran Yunanistan’da 15,7, İsrail’de 15,5, Japonya ve Avusturya’da ise 15,4 adet olarak belirtildi.</p>

<p><img alt="Profesor Acikladi Turkiye Sigara Tuketiminde 20157192 O" class="detail-photo img-fluid" height="360" src="https://habereksprescomtr.teimg.com/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/profesor-acikladi-turkiye-sigara-tuketiminde-20157192-o.jpg" width="640" /></p>

<h2>BİR YILDA YAKLAŞIK 8 MİLYAR PAKET SATILDI</h2>

<p>Özkaya, Türkiye’deki toplam sigara tüketiminin boyutuna da dikkat çekti.</p>

<p>Geçen yıl yaklaşık 8 milyar paket sigara satıldığını belirten Özkaya, bu rakamın Türkiye nüfusu üzerinden değerlendirildiğinde kişi başına yaklaşık 100 paketlik bir tüketime karşılık geldiğini söyledi.</p>

<p>Özkaya, yeni doğan bebekler de dahil olmak üzere nüfusun tamamı üzerinden yapılan bu hesaplamanın sigara tüketiminin boyutunu gösterdiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SİGARA 20. YÜZYILDA 100 MİLYON ERKEN ÖLÜME NEDEN OLDU</h2>

<p>Sigara kullanımının yalnızca bireysel değil, küresel ölçekte de önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirten Özkaya, 20. yüzyıl boyunca sigara nedeniyle yaklaşık 100 milyon kişinin erken yaşamını yitirdiğini söyledi.</p>

<p>Özkaya, sigara kullanımının sağlık üzerindeki yükünün yüksek gelirli ülkelerden düşük ve orta gelirli ülkelere doğru kaydığını belirtti.</p>

<p>21.yüzyılda tütün kullanımına bağlı ölümlerin daha da yüksek seviyelere ulaşabileceğine yönelik tahminler bulunduğunu aktaran Özkaya, Türkiye’deki oranların da yüksek olduğunu vurguladı.</p>

<h2>TÜRKİYE’DE ERKEKLERDE VE KADINLARDA ORAN YÜKSEK</h2>

<p>Prof. Dr. Özkaya, Türkiye’de ortalama her iki erkekten birinin sigara kullandığını belirtti.</p>

<p>18 yaş üstü kadınlarda da her dört kişiden birinin sigara kullandığını ifade eden Özkaya, bu oranların yüksek olduğuna dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/turkiye-sigara-tuketiminde-dunya-birincisi-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/profesor-acikladi-turkiye-sigara-tuketiminde-2-20157192-o.jpg" type="image/jpeg" length="52904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikiyatrik ilaçlar sahte mutluluk vermiyor, beyni onarıyor]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-sahte-mutluluk-vermiyor-beyni-onariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-sahte-mutluluk-vermiyor-beyni-onariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumda psikiyatrik ilaçlara karşı olan önyargıların hastaların tedaviye ulaşmasını zorlaştırdığına dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, antidepresanların sanıldığı gibi sahte bir mutluluk vermediğini, aksine beyindeki bozulan biyolojik dengenin yeniden kurulmasını sağladığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda psikiyatrik ilaçlara karşı olan önyargıların hastaların tedaviye ulaşmasını zorlaştırdığına dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, antidepresanların sanıldığı gibi sahte bir mutluluk vermediğini, aksine beyindeki bozulan biyolojik dengenin yeniden kurulmasını sağladığını vurguladı.</p>

<p><br />
Toplumda en çok merak edilen ancak bir o kadar da kulaktan dolma bilgilerin hakim olduğu konuların başında ruh sağlığı ve antidepresan kullanımı geliyor. Birçok kişi yaşadığı ruhsal sıkıntıları ‘iradesizlik’ ya da ‘karakter zayıflığı’ olarak değerlendirirken, ilaç tedavisine başlamayı bir başarısızlık olarak görebiliyor. Oysa uzmanlar, beynin de tıpkı diğer organlar gibi hastalanabileceğini ve biyolojik bir müdahaleye ihtiyaç duyabileceğini vurguluyor. Konuya ilişkin uyarılarda bulunan Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, antidepresanlar hakkında şehir efsanelerini çürütecek bilgiler verdi.</p>

<p></p>

<p>"Kendi kendinizin doktoru olmaya çalışmayın"</p>

<p><br />
Toplumda yaygın olan ‘kendini topla, biraz iradeli ol’ baskısının hastalara yapılan büyük bir haksızlık olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Tansiyonu fırlayan birine ’hadi iradenle tansiyonunu düşür’ veya bir şeker hastasına ’iradenle insülin salgıla’ demiyoruz. Beynimiz de etten kemikten biyolojik bir organ. Kimyası hastalandığında, bunu sadece iradeyle yenmesini beklemek doğru değildir. Fiziksel bir rahatsızlık için ilaç kullanmakla ruhsal bir rahatsızlık için ilaç kullanmak arasında tıbben hiçbir fark yoktur. İnsanın üzülmesi, yas tutması doğaldır ve her üzüntüde reçete yazılmaz. Ancak bu durum haftalarca sürüyor, uykuyu ve iştahı bozuyor, kişiyi işlevsiz hale getiriyorsa tıbbi müdahale şarttır. Doktora gitmek bir zayıflık değil, kendinize verdiğiniz değerin kanıtıdır. Kendi kendinin doktoru olmaya çalışmak ise son derece tehlikeli bir kumardır" dedi.</p>

<p></p>

<p>Bağımlılık efsanesi gerçeği yansıtmıyor</p>

<p><br />
Antidepresanların uyuşturucu maddelerle veya yeşil reçeteli sakinleştiricilerle karıştırılmaması gerektiğinin de altını çizen Yaşar, sözlerine şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
"Kesin ve net olarak söyleyebilirim ki antidepresanlar bağımlılık yapmaz. Antidepresan kullanan kimse dozu sürekli artırmak için krizlere girmez. İlaçların etki etmesi ise zaman alır; ağrı kesici gibi yarım saatte etki etmesini bekleyemeyiz. Beyin hücrelerinin yeniden sağlıklı bağlar kurması 2-6 hafta sürer. Bu süreçte pes edilmemeli, doz hekim kontrolünde tutulmalıdır. İlacın aniden bırakılması durumunda ise şok, baş dönmesi ve kaygı gibi belirtilerle seyreden ’Kesilme Sendromu’ yaşanabilir. Bu bir bağımlılık krizi değil, bedenin ani değişime tepkisidir. İlaçlar her zaman kademeli olarak bırakılmalıdır. İlk haftalarda görülen mide bulantısı gibi yan etkiler ise vücut uyum sağladıkça 1-2 hafta içinde kendiliğinden geçer."</p>

<p></p>

<p>İlaç tedavisi ve terapi desteği kombine ilerlemeli</p>

<p><br />
Tedavinin süresi ve psikoterapinin üstlendiği kritik rol hakkında da bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sanılanın aksine ömür boyu ilaç kullanımı standart bir depresyonda söz konusu değildir. İyileşme sağlandıktan sonra genelde 6-12 ay kadar koruyucu süreç uygulanır ve ardından ilaçla kademeli olarak vedalaşılır. Ömür boyu kullanım yalnızca çok spesifik durumlar için geçerlidir. Tedavide en güçlü başarı ise ilaç ve terapinin birlikte yürütülmesiyle elde edilir. İlaç evdeki yangını söndürür; terapi ise o evin bir daha yanmaması için size yangın tüpü kullanmayı öğretir. En kalıcı ve güçlü iyileşme, her iki yöntemin omuz omuza çalıştığı durumlarda görülür" mesajını verdi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-sahte-mutluluk-vermiyor-beyni-onariyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 17:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/07/20260729aw756506.jpg" type="image/jpeg" length="34594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu duyurdu: Siirt’te bir ilk]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/bakan-memisoglu-duyurdu-siirtte-bir-ilk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/bakan-memisoglu-duyurdu-siirtte-bir-ilk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen bypass ameliyatları başarıyla tamamlandı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ekibi ve hastaları tebrik etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>SİİRT’TE BİR İLK GERÇEKLEŞTİRİLDİ</h2>

<p>Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez bypass ameliyatları gerçekleştirildi. Başarıyla tamamlanan operasyonların ardından Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık ekibi ve hastalarla görüntülü görüşme yaptı.</p>

<p>Memişoğlu, daha önce gerçekleştirdiği Siirt ziyareti sırasında kentte bypass ameliyatlarının başlatılması için hekimleri ve sağlık çalışanlarını teşvik etmişti.</p>

<h2>SAĞLIK EKİBİYLE GÖRÜNTÜLÜ GÖRÜŞTÜ</h2>

<p>İlk bypass ameliyatlarının başarıyla tamamlanmasının ardından Bakan Memişoğlu, operasyonları gerçekleştiren sağlık ekibi ve sağlığına kavuşan hastalarla görüntülü bağlantı kurdu.</p>

<p>Memişoğlu, sağlık ekibinin ve hastaların heyecanına ortak olurken başarılı operasyonlar nedeniyle tüm sağlık çalışanlarını kutladı.</p>

<h2>“SİİRT’TE GÖĞSÜMÜZÜ KABARTAN BİR AN”</h2>

<p>Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Siirt’te gerçekleştirilen ilk bypass ameliyatlarını duyurdu.</p>

<p>Memişoğlu, gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk bypass operasyonlarının başarıyla gerçekleştirildiğini belirterek sağlık ekibini tebrik etti.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Geçtiğimiz günlerde yaptığımız Siirt ziyaretinde, ilimizde bypass ameliyatlarının başlatılması yönünde hekimlerimizi ve sağlık ekibimizi teşvik etmiştik. Gerekli hazırlıkların tamamlanmasıyla birlikte Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk bypass ameliyatları başarıyla gerçekleştirildi.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Memişoğlu, operasyonları gerçekleştiren hekimlere ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek hastalara acil şifalar diledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/bakan-memisoglu-duyurdu-siirtte-bir-ilk</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/kentte-bir-ilk-saglik-bakani-memisoglu-gogsumuzu-ea93ed26ce-amp.jpg" type="image/jpeg" length="68059"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AK Parti'li Usta kaza geçirdi: Hastaneye kaldırıldı]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/ak-partili-usta-kaza-gecirdi-hastaneye-kaldirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/ak-partili-usta-kaza-gecirdi-hastaneye-kaldirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Bolu'da geçirdiği trafik kazasında korumasıyla birlikte hafif yaralandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>BOLU'DA TRAFİK KAZASI</h3>

<p>AK Parti Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta'nın içinde bulunduğu otomobil, Bolu'da Anadolu Otoyolu üzerinde başka bir otomobille çarpıştı.</p>

<p>Kazada Usta ile koruması hafif yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.</p>

<h3>CENAZE TÖRENİNE GİDİYORDU</h3>

<p>Kaza, saat 16.00 sıralarında Anadolu Otoyolu'nun Bolu geçişindeki Çaydurt mevkisinde meydana geldi.</p>

<p>Ankara'dan Kocaeli'ye bir cenaze törenine katılmak üzere yola çıkan Usta'nın içinde bulunduğu otomobil, aynı yönde ilerleyen başka bir otomobille çarpıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>USTA VE KORUMASI HASTANEYE KALDIRILDI</h3>

<p>Kazada Usta ve koruması hafif şekilde yaralandı. Yaralılara olay yerinde ilk müdahale yapıldı.</p>

<p>Usta ve koruması daha sonra Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/ak-partili-usta-kaza-gecirdi-hastaneye-kaldirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/meb-10.png" type="image/jpeg" length="37487"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel ve boyun fıtığı ağrılarında kesisiz yöntemler öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/bel-ve-boyun-fitigi-agrilarinda-kesisiz-yontemler-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/bel-ve-boyun-fitigi-agrilarinda-kesisiz-yontemler-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel ve boyun fıtığı tedavisinde tıp teknolojilerinin sunduğu yenilikler ameliyat korkusunu geride bırakıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açık ameliyat endişesine kapılmadan önce mevcut durumun uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesinde fayda olduğunu aktaran Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Seyhan Orak, "Her bel ve boyun fıtığı olan hastanın açık ameliyat olması gerekmiyor" diyerek kesisiz uygulanan ‘radyofrekans nükleoplasti’ yöntemi hakkında bilgi verdi.</p>

<p></p>

<p>Toplumda bel ve boyun fıtığı teşhisi konulduğunda akla ilk olarak büyük ameliyatlar, zorlu iyileşme süreçleri ve felç kalma korkusu geliyor. Ancak gelişen medikal teknolojiler ve minimal invaziv cerrahi yaklaşımlar sayesinde fıtık tanısı alan her hastanın açık ameliyata girmesi gerekmiyor. Ameliyat endişesi nedeniyle uzman muayenesini erteleyen ve bu yüzden tedavi süreçlerini geciktiren hastalar için kesisiz yöntemlerin uygun olabildiğini hatırlatan Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Seyhan Orak, dokulara zarar vermeden uygulanan ‘radyofrekans nükleoplasti yönteminin detaylarını paylaştı. Op. Dr. Seyhan Orak, ciltte kesi yapılmadan gerçekleştirilen bu işlemin, doğru hasta seçimi yapıldığında yüksek başarı oranlarıyla hastaların aynı gün sosyal ve iş yaşamlarına dönmelerine olanak tanıdığını söyledi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>İyileşme süreci daha kısa sürüyor</p>

<p></p>

<p>Fıtıklaşmış diski içinde jel bulunan bir yastıkçığa benzeterek sürecin işleyişini aktaran Op. Dr. Seyhan Orak, "Fıtık oluştuğunda bu yapı dışarı doğru taşarak sinire baskı yapıyor. Nükleoplasti işleminde disk içine yerleştirilen özel prob sayesinde düşük ısıda radyofrekans enerjisi uygulanıyor. Bu sayede disk hacmi küçülüyor, disk içi basınç azalıyor ve sinir üzerindeki baskı hafifliyor. Böylece ağrının azalması hedefleniyor" dedi. Yöntemin uygulanışına ilişkin de detay veren Op. Dr. Seyhan Orak, "Radyofrekans nükleoplasti, uygun hastalarda uygulanabilen, ciltte yalnızca birkaç milimetrelik bir girişten yapılan, kesi gerektirmeyen minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. Disk içine özel bir prob yerleştiriliyor ve kontrollü radyofrekans enerjisiyle disk içindeki basınç azaltılıyor. Böylece sinir üzerindeki baskı hafifliyor ve hastanın şikayetleri azalabiliyor. Kaslar ve kemikler zarar görmediği için iyileşme süreci de oldukça konforlu olabiliyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Hastalar kısa sürede rutinlerine dönebilirler</p>

<p></p>

<p>Op. Dr. Seyhan Orak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Büyük kesi yapılmaması, kas ve kemik dokusunun korunması, daha az ağrı, düşük enfeksiyon ve kanama riski ile hızlı iyileşme en önemli avantajlarıdır. Masa başı çalışan birçok hasta birkaç gün içinde işine dönebilmektedir. İşlem genellikle lokal anestezi ve hafif sedasyon altında gerçekleştirilir. Ortalama 20-30 dakika sürer. Hasta ciddi ağrı hissetmez; çoğunlukla hafif bir basınç hissi olur. Hastalar birkaç saat gözlem altında tutulduktan sonra yürüyerek taburcu edilebilir."</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Başarıda en önemli unsur doğru hasta seçimi</p>

<p></p>

<p>Yöntemin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Op. Dr. Seyhan Orak, "En iyi sonuçları; küçük ve orta derecedeki disk fıtıklarında, diskin bütünlüğünün korunduğu, ilaç ve fizik tedaviye rağmen ağrısı devam eden ancak ciddi kas gücü kaybı olmayan hastalarda alıyoruz. Başarıyı belirleyen en önemli unsur doğru hasta seçimidir. Doğru hasta seçildiğinde başarı oranı bilimsel çalışmalarda yaklaşık yüzde 70-90 arasında bildirilmektedir" açıklamasını yaptı. Cerrahi gerektiren durumları ve ertelemenin risklerini vurgulayan Op. Dr. Seyhan Orak, "Patlamış (sekestre) disk fıtıkları, ciddi kas gücü kaybı, idrar veya büyük abdest kontrolünün bozulması, ileri sinir veya omurilik basısı, belirgin omurga instabilitesi ve kauda equina sendromu gibi durumlarda cerrahi tedavi ön plandadır. Bel ve boyun ağrısı yaşayan hastalar ameliyat korkusuyla muayeneyi geciktirmemelidir. Her bel ve boyun fıtığı ameliyat gerektirmez. Önemli olan doğru tanı, doğru hasta seçimi ve doğru zamanda doğru tedavinin uygulanmasıdır" sözlerini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/bel-ve-boyun-fitigi-agrilarinda-kesisiz-yontemler-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/i-m-g-0193-1.jpeg" type="image/jpeg" length="45920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yunanistan’da Batı Nil virüsü alarmı: 110 vaka]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/yunanistanda-bati-nil-virusu-alarmi-110-vaka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/yunanistanda-bati-nil-virusu-alarmi-110-vaka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakaları 12 Ağustos itibarıyla 110’a ulaştı. 81 vakada merkezi sinir sistemi bulguları görülürken uzmanlar uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakalarındaki artış endişe yaratıyor. Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY) verilerine göre, 12 Ağustos itibarıyla ülkede 110 vaka tespit edildi. Vakaların 81’inde merkezi sinir sistemi bulguları görülürken, 29 kişinin hastalığı daha hafif belirtilerle geçirdiği bildirildi. Vakaların Attika, Tesalya, Orta Makedonya ve Mora bölgelerindeki 39 belediyede görüldüğü aktarıldı.</p>

<h2><strong>Vakalar önceki yılların üzerine çıktı</strong></h2>

<p>EODY Epidemiyolojik Gözetim ve Bulaşıcı Hastalıkların Önlenmesi Müdürlüğü yetkilisi Danai Pervanidu, özellikle Attika bölgesinde virüsün bu yıl yoğun şekilde yayıldığını belirtti. Pervanidu, vaka sayısının önceki yılların aynı dönemlerinde kaydedilen seviyelerin üzerine çıktığını ifade etti. Virüsün yayılmasında sıcaklık, yağış, sivrisinek popülasyonu ve kuşların göç yolları gibi birçok faktörün etkili olduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Sıcak kış da etkili olmuş olabilir</strong></h2>

<p>Pervanidu, Attika’da 2025-2026 kışının son 150 yılın en sıcak ikinci kışı olduğunu ve bunun mevcut tabloya katkıda bulunmuş olabileceğini söyledi. Virüsün önceki dönemlere kıyasla daha bulaşıcı hale geldiğine veya davranışının değiştiğine ilişkin bilimsel bir bulgu bulunmadığını belirten Pervanidu, mevcut artışın aynı hızla devam etmesi halinde 2026’nın vaka sayısı açısından son yılların en ağır dönemlerinden biri olabileceği uyarısında bulundu.</p>

<h2><strong>Sivrisineklere karşı önlem çağrısı</strong></h2>

<p>EODY, vatandaşlara Batı Nil virüsüne karşı sivrisinek kovucu kullanmaları ve evlerde sineklik ile cibinliklerden yararlanmaları çağrısında bulundu. Özellikle akşam saatlerinde uzun giysiler tercih edilmesi ve sivrisineklerin üreyebileceği durgun su birikintilerinin ortadan kaldırılması istendi. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi verilerine göre Yunanistan, Avrupa’da İtalya’nın ardından Batı Nil virüsü vakalarının en fazla görüldüğü ikinci ülke konumunda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/yunanistanda-bati-nil-virusu-alarmi-110-vaka</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/yunanistan-da-2026-nin-bati-nil-virusu-acisindan-20149672-3109-amp.jpg" type="image/jpeg" length="66141"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tüp bebekte başarının anahtarı embriyonun rahme tutunması]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/tup-bebekte-basarinin-anahtari-embriyonun-rahme-tutunmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/tup-bebekte-basarinin-anahtari-embriyonun-rahme-tutunmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç. Dr. Eser Çolak tüp bebek tedavisinde başarının, yalnızca döllenmenin gerçekleşmesine değil, embriyonun anne rahmine sağlıklı şekilde tutunmasına da bağlı olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gebeliğin ilk adımı olan implantasyon sürecinin tedavinin en kritik aşaması olduğunu belirten Doç. Dr. Çolak, "Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve kişiye özel tedavi planları başarı oranını önemli ölçüde artırıyor. Sigara, alkol, aşırı kafein tüketimi, dengesiz beslenme ve yoğun stresin embriyonun rahme tutunma ihtimalini azaltabileceği bilinmeli" dedi.</p>

<p><br />
Her yıl binlerce çiftin çocuk sahibi olabilmek için başvurduğu tüp bebek tedavisinde, laboratuvar ortamında oluşturulan embriyonun anne rahmine yerleşmesi büyük önem taşıyor. Tıp literatüründe "implantasyon" olarak adlandırılan bu süreç, gebeliğin başlayabilmesi için vazgeçilmez bir aşama olarak kabul ediliyor. Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Eser Çolak, tüp bebek tedavisinin en hassas aşamasının embriyonun rahme tutunması olduğuna dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Tutunmayı birçok faktör etkiliyor</p>

<p><br />
Doç. Dr. Çolak, embriyonun rahme tutunmasını etkileyen birçok unsur bulunduğunu, bunların başında rahim sağlığının geldiğini söyledi. Rahim iç tabakasının yeterli kalınlıkta, sağlıklı yapıda ve iyi kanlanmış olmasının implantasyon için büyük önem taşıdığını belirten Çolak, embriyonun genetik ve hücresel kalitesinin de başarı şansını doğrudan etkilediğini ifade etti. Hormonal dengenin de kritik rol oynadığını dile getiren Çolak, progesteron ve östrojen hormonlarının rahim iç tabakasını embriyonun yerleşmesine uygun hale getirdiğini, bu hormonlardaki eksiklik ya da dengesizliklerin ise tutunmayı zorlaştırabileceğini kaydetti.</p>

<p></p>

<p>Yaşam tarzı başarı şansını artırıyor</p>

<p><br />
Sigara, alkol, aşırı kafein tüketimi, dengesiz beslenme ve yoğun stresin embriyonun rahme tutunma ihtimalini azaltabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Çolak, çiftlerin tedavi sürecinde yaşam alışkanlıklarına da özen göstermesi gerektiğini belirtti. Tüp bebek tedavisinde başarıyı artıran uygulamalara değinen Çolak, şöyle konuştu:</p>

<p><br />
"Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz, vücudun genel sağlığını destekleyerek embriyonun rahme tutunma sürecini olumlu yönde etkiler. Bunun yanında stresten uzak bir yaşam sürmek de büyük önem taşıyor; çünkü yüksek stres hormonları rahim iç tabakasının işlevini olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca progesteron desteği gibi hormon tedavilerinin aksatılmaması, rahim iç tabakasının embriyo için en uygun hale gelmesine yardımcı oluyor. Son olarak genetik testler sayesinde yüksek kaliteli embriyoların seçilebilmesi, tutunma şansını belirgin şekilde artırıyor."</p>

<p></p>

<p>Kişiye özel tedavi başarıyı destekliyor</p>

<p><br />
Tüp bebek tedavisinde standart bir yaklaşım yerine kişiye özel planlama yapılmasının önemine de değinen Doç. Dr. Eser Çolak, gelişen teknolojiler sayesinde embriyo tutunma oranlarının her geçen gün arttığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p><br />
"Tüp bebekte başarıyı artıran en önemli unsur, hem tıbbi hem de yaşam tarzına yönelik bütüncül bir yaklaşımdır. Kişiye özel planlanmış doğru hazırlık ve destek ile implantasyon süreci büyük ölçüde optimize edilebilir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/tup-bebekte-basarinin-anahtari-embriyonun-rahme-tutunmasi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/20260814aw767185.jpg" type="image/jpeg" length="47769"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserle mücadelede nokta atışı tedavi]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/kanserle-mucadelede-nokta-atisi-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/kanserle-mucadelede-nokta-atisi-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İEÜ Medical Point Hastanesi kanser tedavisinde yeni nesil yöntem olarak adlandırılan "Teranostik" konusunda uluslararası bağımsız kuruluşlardan bir kez daha tam not aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yıl Avrupa Nükleer Tıp Derneği (EANM) tarafından akredite edilerek "Mükemmeliyet Merkezi" ünvanı alan hastane başarısını bu yıl da sürdürdü.</p>

<p><br />
Kanser tedavisinde kişiye özel yaklaşımın önem kazandığı günümüzde klasik tedavilerin aksine yalnızca hastalıklı bölgeyi hedef almaya çalıştığı için "Nokta atışı tedavi" olarak adlandırılan "Teranostik" yöntemini uygulayan İEÜ Medical Point Hastanesinin bu alanındaki yetkinliği ikinci kez uluslararası standartlarla onaylandı.</p>

<p><br />
"Akıllı atom tedavisi" olarak da tanımlanan yöntemin son yıllarda nükleer tıp alanındaki en dikkat çekici yenilik olduğunu söyleyen İEÜ Medical Point Hastanesi Nükleer Tıp Bölümünden Prof. Dr. Özgür Şanlı, "Teranostik tanı ve tedavi süreçlerinin tek bir yöntemle kişiye özel olarak birleşiminden oluşan bir yaklaşımdır. Bu yöntemle vücutta belirli bir biyolojik yapıya bağlanan özel ajanlar önce hastalığın yeri ve yayılımı görüntülemekte ardından da aynı hedefi tedavi etmekte kullanılır. Böylece tedavi, hastalığın biyolojik özelliklerine göre şekillendirilir" diye konuştu.</p>

<p><br />
Yöntemin başta prostat kanseri olmak üzere nöroendokrin tümörler ve bazı diğer seçilmiş kanser türlerinde önemli faydalar sağladığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Şanlı, "Teranostik yaklaşımın en önemli avantajlarından biri, her hastaya aynı tedaviyi uygulamak yerine kişiye özel tedavi planı oluşturulmasıdır. Bu gelişmiş uygulama sayesinde erken teşhis ve hedefe yönelik tedavi olanaklarıyla hastaya üst düzey bir sağlık hizmeti sunmanın yanı sıra hasta konforu açısından da önemli kazanımlar elde edilebiliyor. Nükleer tıbbın sunduğu bu yaklaşımın gelecekte birçok hastalık grubunda daha yaygın biçimde kullanılabilecek güçlü bir seçenek olarak değerlendiriyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Hedefimiz sürdürülebilirlik</p>

<p><br />
İEÜ Medical Point Hastanesinin, "Mükemmeliyet Merkezi" ünvanını bu yıl ikinci kez aldığını hatırlatan Medical Point İzmir Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba ise en büyük hedeflerinin sürdürülebilir sağlık olduğunu dile getirdi. Kubba, "Teknolojiyi kullanarak insan hayatına dokunma hedefiyle çıktığımız yolda çıtamızı yükselttik. Yeni hedefimiz sürdürülebilir sağlık hizmetini toplumun her kesimi tarafından erişilebilir bir hale getirmek. Önümüzdeki yıllarda da teknolojik gelişmeleri ülkemize kazandırarak halkımıza en iyi hizmeti vermek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz" dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/kanserle-mucadelede-nokta-atisi-tedavi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/05/20260514aw704484.jpg" type="image/jpeg" length="33902"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Balıkesir’de uzman ekip ile ’Lipödem’ tedavisi]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/balikesirde-uzman-ekip-ile-lipodem-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/balikesirde-uzman-ekip-ile-lipodem-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bacaklarda inatçı ağrı ve şişliklerle kendini gösteren lipödem hastalığı Balıkesir Üniversite Hastanesi’nde uzman ekip ile tedavi ediliyor. Prof. Dr. Nilay Şahin liderliğindeki uzman ekip ile kişiye özel uygulanan bütüncül tedavi yöntemleri ile lipödem hastalığı çaresiz bir süreç olmaktan çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bacaklarda inatçı ağrı ve şişliklerle kendini gösteren lipödem hastalığı Balıkesir Üniversite Hastanesi’nde uzman ekip ile tedavi ediliyor. Prof. Dr. Nilay Şahin liderliğindeki uzman ekip ile kişiye özel uygulanan bütüncül tedavi yöntemleri ile lipödem hastalığı çaresiz bir süreç olmaktan çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Balıkesir Üniversitesi Hastanesi’nde FTR Anabilim Dalı’nda İleri Lipödem Tedavisi başladı. Genellikle yanlışlıkla "diyetle verilemeyen kilolar" veya "inatçı selülit" sanılan Lipödem (Ağrılı Yağlanma Sendromu), özellikle kadınların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren, bacak ve kollarda ağrılı yağ birikimiyle seyreden kronik bir doku hastalığı olarak toplumda yaygın olarak görülüyor. Lipödem hastalarında bacaklarda dokunmaya ve hafif baskıya karşı aşırı hassasiyet, kılcal damar hassasiyetine bağlı en ufak darbede kolayca morarma ve özellikle gün sonuna doğru artan bacaklarda ağırlık ile gerginlik hissi ile kendini belli eden rahatsızlık, hastalık ilerledikçe cilt altında bilye veya fındık büyüklüğünde sert nodüller ile belirginleşiyor. Ayak bileği üzerinde biriken yağ dokusu bir "bilezik" görünümü (manşet belirtisi) oluştururken ayak sırtı ise tipik olarak normal kalır. En belirgin özelliği ise sıkı diyet ve ağır egzersiz programlarına rağmen gövdeye oranla bacak ve kalçadaki bu dirençli hacmin küçülmemesidir.</p>

<p><br />
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilay Şahin’in tecrübesi, yönetimindeki uzman kadro ve yürüttüğü bilimsel çalışmalar sayesinde lipödem artık çaresiz bir süreç olmaktan çıkıyor. Anabilim Dalı bünyesinde Prof. Dr. Nilay Şahin liderliğinde uygulanan kişiye özel ve bütüncül tedavi protokolleri ile hastaların hem bacak hacimlerinin küçültülmesi hem de ağrısız bir yaşama kavuşmaları hedefleniyor. Öne çıkan tedavi uygulamaları ise; Bütüncül Fizik Tedavi ve Manuel Lenf Drenajı, Klinik Destekli Enjeksiyon ve Doku İyileştirme Tedavileri, Kişiye Özel Basınç ve Egzersiz Protokolleri, Akademik ve Klinik Takip: Lipödem olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/balikesirde-uzman-ekip-ile-lipodem-tedavisi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/20260812aw766114.jpg" type="image/jpeg" length="77771"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Batı Nil virüsü Yunanistan’da yayılıyor]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/bati-nil-virusu-yunanistanda-yayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/bati-nil-virusu-yunanistanda-yayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakaları artarken, EODY Başkanı Vasilakopulos artışta nem ve durgun su gibi koşulların etkili olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Batı Nil virüsü vakalarındaki artış Yunanistan’da endişeye neden oldu. Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY) Başkanı Prof. Dr. Theodoros Vasilakopulos, özellikle Atina’yı da kapsayan Attika bölgesindeki vaka artışına dikkat çekti.</p>

<p>Vasilakopulos, Batı Nil virüsünün Yunanistan’da 2010’dan bu yana endemik olarak görüldüğünü belirterek hastalığın yabani kuşlardan enfekte olan sivrisinekler aracılığıyla insanlara bulaştığını söyledi.</p>

<h2>Nem ve durgun sular etkili oluyor</h2>

<p>Vasilakopulos, Mega TV’ye yaptığı değerlendirmede, Attika bölgesindeki vaka artışında meteorolojik koşulların etkili olduğunu belirtti.</p>

<p>Artan nem ve durgun suların sivrisineklerin çoğalmasını kolaylaştırdığını ifade eden Vasilakopulos, hava ve iklim koşullarının virüsün yayılımında etkili olduğunu söyledi.</p>

<p>Sivrisineklerin tamamen ortadan kaldırılmasının ekolojik denge açısından mümkün olmadığını belirten Vasilakopulos, üreme dönemlerinde yoğun kimyasal ilaçlama yapılmasının diğer organizmalara zarar verme riski taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Bir vaka tespit edildiğinde ise ilgili bölgenin acilen ilaçlandığını belirten EODY Başkanı, vatandaşlara özellikle akşam saatlerinde dışarı çıkarken sivrisinek kovucu kullanmaları çağrısında bulundu.</p>

<h2>5 Ağustos’a kadar 65 vaka tespit edildi</h2>

<p>EODY’nin verilerine göre Yunanistan’da yılbaşından 5 Ağustos’a kadar 65 Batı Nil virüsü vakası tespit edildi. Vakalar arasında 65 yaş üzerindeki 6 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi verilerine göre Yunanistan, Avrupa’da İtalya’nın ardından en fazla Batı Nil virüsü vakasının görüldüğü ikinci ülke konumunda bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geçen yılın ağustos ayına kadar Yunanistan’da 35 vaka görülmüştü. Ülke genelinde 2025 yılının tamamında 96 vaka tespit edilmiş, 10 kişi hayatını kaybetmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/bati-nil-virusu-yunanistanda-yayiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/virus-11.webp" type="image/jpeg" length="10396"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya TV’de enfeksiyon hastalıkları konuşuldu]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/dunya-tv-enfeksiyon-hastaliklari-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/dunya-tv-enfeksiyon-hastaliklari-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya TV’de yayınlanan programda enfeksiyon hastalıkları, korunma yolları, hijyen ve sağlık bilincinin önemi ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya TV’de enfeksiyon hastalıkları ele alındı</p>

<p>Azerbaycan’ın televizyon kanallarından Dünya TV’de (DTV), enfeksiyon hastalıkları konusunda bilgilendirici bir program yayınlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DTV’nin deneyimli sunucusu Könül Habibkızı’nın sunduğu programın konuğu, kamu ve siyaset insanı, doktor ve yazar Zarife Guliyeva oldu.</p>

<p>Enfeksiyon hastalıklarının nedenleri ve korunma yolları konuşuldu</p>

<p>Programda enfeksiyon hastalıklarının ortaya çıkma ve yayılma nedenleri, hastalıklardan korunma yolları ve alınması gereken önleyici tedbirler ele alındı.</p>

<p>Programda ayrıca kişisel hijyen kuralları ile zamanında sağlık kontrolünden geçmenin önemi üzerinde duruldu.</p>

<p>Zarife Guliyeva, konuşmasında sağlıklı bir toplum oluşturulmasında sağlık konusunda bilinçlendirme çalışmalarının önemli bir rol oynadığını vurguladı.</p>

<p>Guliyeva, hastalıkların tedavisinin yanı sıra hastalıkların önlenmesinin ve erken dönemde gerekli tedbirlerin alınmasının da büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Sağlıklı aile ve toplum için bireysel sorumluluk</p>

<p>Programda sağlıklı aile ve sağlıklı toplumun oluşturulmasında bireysel sorumluluk, doğru beslenme, hijyen kurallarına uyulması ve sağlık bilincinin artırılması gibi konular da ele alındı.</p>

<p>Dünya TV’de yayınlanan programda, toplum sağlığının korunması ve enfeksiyon hastalıkları konusunda farkındalığın artırılmasına yönelik mesajlar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/dunya-tv-enfeksiyon-hastaliklari-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-11-at-152341.jpeg" type="image/jpeg" length="23859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı yaşamın anahtarı düzenli check-up kontrollerinden geçiyor]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/saglikli-yasamin-anahtari-duzenli-check-up-kontrollerinden-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/saglikli-yasamin-anahtari-duzenli-check-up-kontrollerinden-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlığın korunması ve sürdürülebilir kılınması adına hiçbir şikayet bulunmasa dahi düzenli sağlık kontrollerinin önem taşıdığını ifade eden Medicana Sağlık Grubu Check-Up Bölümü’nden Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, "Kişiye özel planlanan modern check-up programları, kronik rahatsızlıkların erken tanısında belirleyici rol oynuyor. Kişinin kendini iyi ve sağlıklı hissetmesi, vücudunda her şeyin yolunda gittiğini gösteren tek başına yeterli bir ölçüt değildir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlığın korunması ve sürdürülebilir kılınması adına hiçbir şikayet bulunmasa dahi düzenli sağlık kontrollerinin önem taşıdığını ifade eden Medicana Sağlık Grubu Check-Up Bölümü’nden Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, "Kişiye özel planlanan modern check-up programları, kronik rahatsızlıkların erken tanısında belirleyici rol oynuyor. Kişinin kendini iyi ve sağlıklı hissetmesi, vücudunda her şeyin yolunda gittiğini gösteren tek başına yeterli bir ölçüt değildir. Çağdaş tıbbın temeli, kanıta dayalı objektif verilere dayanır" dedi.</p>

<p><br />
Günümüz dünyasında koruyucu hekimliğin ve modern tıbbın temel vizyonu, bireylerin herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan önce mevcut durumlarını tespit ederek sağlıklı, kaliteli ve uzun bir yaşam sürmelerini desteklemektir. Sağlığın yalnızca hastalıkların yokluğu ile değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlandığını belirten Medicana International İzmir Hastanesi Check-Up Uzmanı Dr. Yavuz Maşrabacı, bedenin fizyolojik yapısını ve ihtiyaçlarını kapsamlı biçimde değerlendirme imkanı sunan check-up uygulamalarının aksatılmadan her yıl düzenli periyotlarla gerçekleştirilmesinin önemli olduğunu aktardı.</p>

<p><br />
Değişen beslenme alışkanlıkları, tütün ve alkol tüketimi, yoğun stres ile travma yönetimi süreçlerinde karşılaşılan güçlüklerin metabolik ve sistemik dengeleri doğrudan etkilediğini dile getiren Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, bu durumun obezite ve diyabet gibi endokrin sistem rahatsızlıklarına zemin hazırladığını belirtti. Söz konusu çevresel ve yaşam tarzına bağlı faktörlerin kardiyovasküler hastalıklar, depresyon odaklı nöropsikiyatrik tablolar ve diğer kronik süreçleri tetiklediğini aktaran Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, toplumda en sık görülen rahatsızlıkların başında kalp-damar hastalıkları, kanser türleri, solunum yolu hastalıkları ve diyabetin geldiğini kaydetti. Sağlık taramalarının sadece bedensel değil, ruhsal boyuttaki risklerin altında yatan etkenlerin anlaşılmasına da imkan sağladığı vurgulandı.</p>

<p></p>

<p>Yaş gruplarına ve yaşam evrelerine göre özel analiz</p>

<p><br />
Sağlık değerlendirmelerinin standart tek bir kalıba sığdırılamayacağını ve kişiye özel bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, çocukluk çağı değerlendirmelerinin pediatri kliniklerinin uzmanlık alanına girdiğini, yetişkinlerde ise sürecin yaş gruplarına göre şekillendiğini bildirdi. Yetişkin dönem taramalarının genel hatlarıyla 40 yaş altı, 40 yaş üstü ve 50 yaş üstü olmak üzere ayrı kategorilerde değerlendirildiğini belirten Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, sporcular ve özel aktivite alanlarında bulunan bireyler için de spesifik paneller oluşturulduğunu dile getirdi. Cinsiyete ve dönemsel ihtiyaçlara bağlı olarak hazırlanan programlarda premenopoz, menopoz, menopoz sonrası süreçler ve kemik yoğunluğu gibi değişkenlerin hassasiyetle incelendiğini ifade eden Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, "Genetik yatkınlık, ailede hipertansiyon veya diyabet gibi kronik hastalık öyküsünün bulunması ve zararlı alışkanlıklar en belirgin risk faktörleri arasındadır. Hiçbir belirti vermeden gizlice ilerleyebilen durumların tespiti için insülin direnci ve gizli şeker gibi kritik parametreleri inceliyor, elde edilen veriler doğrultusunda bireye özgü sağlıklı yaşam planlamalarını devreye alıyoruz" dedi.</p>

<p></p>

<p>Sağlığın bütüncül korunması hedefleniyor</p>

<p><br />
Standart bir check-up sürecinde bireyin ilk olarak iç hastalıkları uzmanı veya alanında deneyimli bir hekim tarafından bütüncül bir genel muayeneden geçirildiğini belirten Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, "Tıbbi ihtiyaçlara bağlı olarak kardiyoloji, fizik tedavi, göz ile kulak burun boğaz gibi branş muayenelerini de sürece dahil ediliyor. Bütüncül sağlığın korunması hedeflendiğinde psikolog veya psikiyatrist değerlendirmeleri de büyük önem taşıyor. Laboratuvar ve görüntüleme tetkiklerini tamamen kişinin yaşını ve tıbbi endikasyonlarını göz önünde bulundurarak biçimlendiriyoruz. Tıbbi bir zorunluluk bulunmadıkça 40 yaş altı kadınlarda öncelikli olarak meme ultrasonografisini tercih ediyor. Mamografi incelemesi ise genellikle 40 yaş sonrasına bırakılıyor. Akciğer grafisi, EKG ve ekokardiyografi rutin incelemeler arasında yer alırken, tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi ileri tanı yöntemlerini yalnızca hekimin gerekli gördüğü özel durumlarda uygulanıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Sağlıklıyım demek yeterli değil, kanıt gerek"</p>

<p><br />
Tüm muayene ve tetkik sonuçlarının tamamlanmasının ardından genel bir sentez değerlendirmesi yapıldığını belirtilen Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, şüpheli veya sınırda tespit edilen değerlerde ilgili uzmanlık alanlarıyla hızla konsültasyon sağlandığını ifade etti. Kan şekerinde yükseklik tespit edilen vakaların endokrinoloji, akciğer grafisinde şüpheli bulgu görülen hastaların ise göğüs hastalıkları klinikleri ile koordine edildiğini belirten Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, sürecin tıbbi tedavilerin yerine geçmeyen, ancak doğru beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kronik durum takibi ile genel sağlığı destekleyen bütüncül bir farkındalık zemini sunduğunu kaydetti. Genel check-up değerlendirmelerinin yılda bir kez tekrarlanmasının ideal standart olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, "Kişinin kendini iyi ve sağlıklı hissetmesi, vücudunda her şeyin yolunda gittiğini gösteren tek başına yeterli bir ölçüt değildir. Çağdaş tıbbın temeli kanıta dayalı objektif verilere dayanır. Mevcut endokrinolojik veya kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin hekim önerisiyle 6 aylık periyotlarla ara kontrollere girmesi, risklerin zamanında yönetilmesini sağlar" açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/saglikli-yasamin-anahtari-duzenli-check-up-kontrollerinden-geciyor</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/20260809aw763948.jpg" type="image/jpeg" length="62541"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meme ve yumurtalık kanserinde genetik risk göz ardı edilmemeli]]></title>
      <link>https://www.haberekspres.com.tr/meme-ve-yumurtalik-kanserinde-genetik-risk-goz-ardi-edilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberekspres.com.tr/meme-ve-yumurtalik-kanserinde-genetik-risk-goz-ardi-edilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç. Dr. Alpay Yılmaz, meme ve yumurtalık kanserlerinde genetik mirasın önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kişilerin zamanında yaptıracağı genetik testler ve uygulanacak koruyucu yaklaşımlarla kanser gelişme riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini belirten Yılmaz, "Genetik mirasınızı bilmek, yalnızca kendi sağlığınızı değil, çocuklarınızın ve gelecek nesillerin sağlığını korumak için atılabilecek en değerli adımlardan biridir" dedi.</p>

<p><br />
Acıbadem Kent Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Alpay Yılmaz, meme ve yumurtalık kanserlerinin çoğunun yaşam boyunca oluşan genetik değişikliklerden kaynaklandığını söyledi. Bazı vakaların ise genetik olduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 5-10’unun, yumurtalık kanserlerinin ise yüzde 15-20’sinin irsi geçiş gösterdiğini kaydetti, bu durumun "Ailevi Meme ve Yumurtalık Kanseri Sendromu" olarak tanımlandığını ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Aile öyküsü en önemli ipucu</p>

<p><br />
Bu sendromun belirlenmesinde ilk ve en önemli adımın ayrıntılı aile öyküsünün değerlendirilmesi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz, aynı ailede genç yaşta meme kanseri görülmesi, yumurtalık kanseri öyküsünün bulunması, birden fazla aile bireyinde meme kanseri gelişmesi ya da erkeklerde meme kanseri görülmesinin önemli uyarıcı belirtiler arasında yer aldığını söyledi. Bu özellikleri taşıyan kişilerde kan örneği alınarak genetik test yapıldığını belirten Yılmaz, test sonucunun pozitif çıkmasının kişinin kanser olduğu anlamına gelmediğini, ancak yaşam boyu kanser geliştirme riskinin arttığını gösterdiğini kaydetti. Yılmaz, bu nedenle genetik test öncesinde ve sonrasında genetik danışmanlık hizmeti alınmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p>

<p></p>

<p>Yakın akrabalar da değerlendirilmeli</p>

<p><br />
Genetik mutasyon saptanan bireylerin yakın akrabalarında da aynı mutasyonu taşıma olasılığının yüksek olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yılmaz, bu nedenle uygun aile bireylerinin de genetik değerlendirmeden geçirilmesinin önerildiğini söyledi. Ailevi Meme ve Yumurtalık Kanseri Sendromu’nun en sık nedeninin BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki genetik mutasyonlar olduğunu belirten Yılmaz, günümüzde kullanılan çoklu gen panelleri sayesinde yalnızca bu iki genin değil, kanser riskini artırabilecek diğer genlerin de aynı anda değerlendirilebildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>BRCA mutasyonu riski artırıyor</p>

<p><br />
Doç. Dr. Alpay Yılmaz, "BRCA1 mutasyonu taşıyan kadınlarda yaşam boyu meme kanseri gelişme riski yaklaşık yüzde 60-80, yumurtalık kanseri riskinin ise yüzde 35-60 arasında değişiyor. BRCA2 mutasyonu taşıyan kadınlarda ise meme kanseri riski yüzde 55-75, yumurtalık kanseri riski yüzde 10-25 oranında. BRCA1 mutasyonu taşıyan kişilerde meme kanseri riski özellikle 30 yaşından sonra, yumurtalık kanseri riski ise 35-40 yaşlarından itibaren belirgin şekilde artıyor. BRCA2 mutasyonunda ise meme kanseri riski daha çok 40 yaşından sonra, yumurtalık kanseri riski ise 45-50 yaşlarından itibaren yükseliyor" diye konuştu.</p>

<p><br />
Yılmaz ayrıca özellikle BRCA2 mutasyonu taşıyan kişilerde ileri yaşlarda pankreas, prostat ve erkek meme kanseri gibi bazı kanser türlerinin görülme riskinin de arttığını söyledi.</p>

<p></p>

<p>Kişiye özel takip ve koruyucu tedaviler uygulanıyor</p>

<p><br />
Doç. Dr. Yılmaz, genetik test sonucu pozitif çıkan kişiler için kişiye özel takip programları hazırlandığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p><br />
"Daha erken yaşlarda ve daha sık meme görüntülemeleri yapılıyor, gerekli durumlarda yumurtalıklar düzenli olarak değerlendiriliyor ve kanser riskini azaltmaya yönelik koruyucu tedaviler planlanıyor. Çocuk sahibi olma planını tamamlayan kadınlarda uygun yaşta yumurtalıklar ve tüplerin koruyucu amaçla alınması yumurtalık kanseri riskini önemli ölçüde azaltıyor. Buna rağmen nadiren de olsa karın zarından kaynaklanan primer periton kanseri gelişebileceği için düzenli kontrollerin sürdürülmesi gerekir. Uygun hastalara koruyucu meme cerrahisi de önerilebiliyor. Tüm bu kararların hastanın yaşı, çocuk sahibi olma planı, genel sağlık durumu ve beklentileri göz önünde bulundurularak ilgili uzmanlarla birlikte verilmesi gerekir."</p>

<p></p>

<p>Gelecek nesilleri de koruyabilirsiniz</p>

<p><br />
Öte yandan, ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden uzman görüşü alması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Alpay Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p><br />
"Ailenizde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü varsa zamanında yapılacak genetik testler ve uygun koruyucu yaklaşımlar sayesinde kanser gelişme riski önemli ölçüde azaltılabilir. Genetik mirasınızı bilmek, yalnızca kendi sağlığınızı değil, çocuklarınızın ve gelecek nesillerin sağlığını korumak için atılabilecek en değerli adımlardan biridir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberekspres.com.tr/meme-ve-yumurtalik-kanserinde-genetik-risk-goz-ardi-edilmemeli</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2026/08/20260810aw764277.jpg" type="image/jpeg" length="44565"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
