Şimdi de Paris Anlaşması


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

27 Şubat 2021, 08:35

37 sivil toplum kuruluşu yeni iklim kampanyası için bir kampanya başlattı.

Kampanyanın amacı; ‘Türkiye, Paris Anlaşması'nı onaylasın!’
Sel baskınları, şiddetli yağışlar ve kuraklık…
2020, Türkiye’de en çok aşırı hava olayının görüldüğü yıl oldu.
Buna ‘dur!’ demek için 37 doğa koruma kuruluşu bir imza kampanyası başlattı.
İklim krizini durdurmayı amaçlayan Paris Anlaşması’nı onaylamayan tek G20 ülkesi olan Türkiye’nin de, ‘Parisi Onaylaması’ için öncelikle imza kampanyası açıkladılar.
Öğrendiğime göre; 445 kişi Ekosfer tarafından başlatılan kampanyayı imzaladı.
İlk hedefleri ise 500 imza!..
Türkiye, iklim değişikliğini durdurmak için tüm ülkeleri bir araya getiren Paris Anlaşması’nı 2016 yılında imzaladı.

*

Ancak, aradan beş yıl geçmesine rağmen Paris Anlaşması TBMM’de gündeme getirilip onaylanmadı.
İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne taraf 197 ülkeden 191’i Paris Anlaşması’nı imzaladı ve onayladı.
Onaylama sürecini tamamlamayan 6 ülke kaldı; Eritre, İran, Irak, Libya, Yemen ve Türkiye…
Dünyanın geri kalanı ise iklim politikaları açısından daha iddialı bir döneme girdi.
Avrupa Birliği 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 55 azaltmayı ve 2050 yılına kadar da karbon nötr olmayı hedefliyor.
Çin, 2060 için karbon nötr olma hedefini; Japonya, Güney Kore, Güney Afrika ve Kanada ise sıfır emisyon planlarını açıkladı.
ABD ise Paris Anlaşması’na geri döndü.
Karbonsuz yeni bir düzen kuruluyor ve Türkiye bu düzenin dışında kalıyor.
Sanayi Devrimi öncesine kıyasla dünyanın ortalama yüzey sıcaklığındaki artış 1,2 dereceyi buldu.
İklim krizinin etkilerini her geçen gün daha fazla hissediyoruz; kurak geçen kışlar, şehirleri vuran dolular, sıcak hava dalgaları, sellerin yıkıcı etkilerini yaşıyoruz.
Paris Anlaşması’nın asıl hedefi olan sıcaklık artışını 1,5 derecenin altında tutmak için fazla zamanımız kalmadı.
Bunun için önümüzdeki 10 yılda emisyonların yaklaşık yarı yarıya azalması gerekiyor.
En çok seragazı emisyonu üreten 20 ülkeden biri olan Türkiye’nin de hemen harekete geçmesi gerek.

*

İklim krizini önlemenin formülü biliniyor;
Petrol, kömür ve doğalgaz kullanımını hızla en aza indirmek ve 2050 yılına gelmeden sıfırlamak; deniz, orman gibi karbon yutaklarını korumak ve iyileştirmek.
Türkiye petrol ve doğalgazda zaten dışa bağımlı, tükettiği kömürün de yüzde 60’ını ithal ediyor.
Yerli kömür ise hem kalitesiz hem de hava ve su kirliliğine yol açıyor.
Öte yandan Türkiye’nin enerji verimliliği ve yenilenebilir kaynaklarla ekonomik ve çevresel bir dönüşüm başlatması mümkün.
Enerjiyi daha tasarruflu ve verimli kullanmak, rüzgar, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını önceliklendirmek hem iklimi hem de Türkiye’nin ekonomisini korur.
Bilimsel çalışmalar Türkiye’nin iklim krizinden en çok etkilenecek ülkelerden biri olduğunu gösteriyor.
Tanıklık ettiğimiz sıcak hava dalgaları, sel baskınları, şiddetli yağışlar ve kuraklıklar yaklaşan felaketin ilk uyarıları.
Bu felaketi önlemenin ve iklim krizinden çıkmanın yolu, bir an önce harekete geçerek Paris Anlaşması’nı onaylamaktan ve  küresel iklim hareketinin bir parçası olmaktan geçiyor.
Bu yüzden de Türkiye daha fazla beklemeden Paris Anlaşması’nı onaylamalı ve iklim krizini durdurma konusunda ilk adımı atmalı.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.