Su deyip geçmeyin!


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

13 Mart 2020, 08:57

Bir ara hileli gıdalara takmış, tağşişten tutun da içinde süt bulunmayan peynir ve yoğurtları, kiremit tozundan oluşan kırmızı toz biberleri, etsiz et ürünlerini anlatmaya çalışmıştım.
Bakanlık da bu işlere el koydu. Şikayetleri değerlendirdi ve son olarak hile yapılan 99 gıda ürününü tek tek açıkladı.
Hatta haberli denetimler de başladı. Tabii en fazla tenkit edilen konu ise bazı imalat sahiplerinin de haklarının korunarak, ürünlerinin raflarda bir yıl daha kalması oldu.
Şimdi ise yine 'suya' taktım. Geçen, hatta önceki yıldan bu yana ısrarla söylediğim bir tespitim var.
Akaryakıt kadar damacana suya ödeme yapıyoruz, hatta daha fazlasını. Adamlar duruyor, fırsat bekliyor ve suya akılları sıra çaktırmadan zam yapıyor. Şimdi yine 'coronavirüs'ten yararlanmaya başladılar.
Herşeye zam yapılırken, en ucuzu 2 lira 50 kuruş olan beş litrelik suyun fiyatını 2 lira 75 kuruşu çıkardılar.
'25 kuruş nedir?' diye sakın küçümsemeyin. Binlerce kişiden bırakın bir hafta ya da ayı, bir günde elde edilen hasılatın içindeki milyarlık payı düşünün. Geçen yıl yine böyle sessiz sedasız zam yapmışlardı.
Bakanlık konuyu ele almış ve 19 litrelik damacanaların 0rtalama 8 liradan satılması gerektiğini belirtmişti.
Bir iki tane adı sanı duyulmamış, ya da büyük firmaların göz boyamak için taşeron firmalara çıkarttıkları değişik isimlerle piyasaya sürmüşlerdi.
Yani hileli gıda gibi hileye sapanlar olmuştu.
Sabundan kolonyaya, makarnaya kadar hemen her ürünün etiketini değiştiren ahlaksızlara ne demeli?
Bunlar bizim sanayicimiz, üreticimiz, insanımız olabilirler mi?
Bunlara şans tanımalı mıyız?
Bence asla!
Bu işletmeler kapatılmalı gerekirse kesinlikle karşı olmama rağmen ithalat ile sorun çözülmeli.
Şundan eminim;
İçimizde mutlaka ve mutlaka yeni, namuslu girişimciler vardır.
Onların da yollarını açmalıyız.
Çin'de coronavirüs salgını çıktığında, ellerini ovuşturan, bundan yani can derdinde olan bir ülkenin bu halinden yararlanmak isteyenler, ama avuçlarını yalayanlar, şimdi de bizim insanımızın iyi niyetini suistimal ediyorlar.
Bu zamlar neden?
Firmalar de belli, satıcılar da.
Düşünebiliyor musunuz?
Akaryakıtta, yani benzinde 60 kuruş, mazotta 55 kuruş indirim yapıldığı gece, hemen herkesin kullandığı suya en azından 25 kuruş zam geliyor.
Toplu sözleşme mi yaptılar, nakliye ücretleri mi arttı?
Tabii bu maskelerden tutun da tulumlara kadar her imalatı da ilgilendiriyor.
Damacana suların büyük bölümü şu anda yabancı şirketlerin elinde, bankalar gibi, ya da çimento fabrikaları gibi.
Tabii ki bunların amacı belli.
Kâr yapmak.
Aksini düşünmek olamaz.
Birçok kentte de nedense tüm açıklamalara rağmen vatandaşlarımız bu suyu, kesin güvenli şebeke suyuna tercih ediyor.
Ne diyelim?
Biz aldatılmaya, kandırılmaya alışkınız.
Tabii ki halkın deyişiyle, çok affedersiniz ama 'kazık' yemeye de.

KURDELA

Çin'den Suriye açıklaması

Şimdi önemli bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum. İsteyen istediği gibi düşünür ama gerçek bu.
Biz kendimizden çok Çin'i, coronavirüsü düşünürken onların Suriye ile ilgili görüşlerini anlatayım:
'Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nin Suriye Araştırma Komisyonu ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından bir açıklama yapan Çin Dişleri Bakanlığı İnsan Hakları Özel Temsilcisi Liu Hua, Suriye krizinin diyalog yoluyla çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Suriye halkının savaştan muzdarip olduğunu, çok sayıda kişinin evsiz kaldığını ve yaşam hakkı gibi en temel insan haklarının sağlanamadığını belirten Liu, 'Siyasi süreci ilerletmek Suriye sorununu çözmenin tek gerçekçi yoludur' dedi.
Çin önceki açıklamalarında kesinlikle Esad'la görüşme yapmamızı diplomatik laflarla belirtiyordu.
Şu anki görüşleri ise şöyle:
Özel temsilci Liu, şu önerilerde bulundu:
'İlk olarak, tüm taraflar Birleşmiş Milletler Tüzüğü'nde belirlenen ilkelere uymalı ve Suriye'nin egemenliğini, bağımsızlığını, birliğini ve toprak bütünlüğünü korumalıdır. Uluslararası toplum, siyasi çözümün genel yönüne uymalı, BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2254 numaralı kararının uygulanmasını desteklemeli ve kapsayıcı siyasi diyalog yoluyla tüm tarafların kaygılarını dikkate alan politik bir çözüme ulaşmalıdır.
İkincisi, tüm taraflar standartları birleştirmeli ve BMGK kararları ile uluslararası hukuka uygun olarak Suriye'nin kuzeyinde BM'nin terör örgütü listesine alınan tüm örgütlere kararlı bir şekilde darbe indirmeye devam etmeli, bunların halka zarar vermesini ve bu örgütlerin dışarıya sıçrayıp Orta Doğu'da yeni bir kaos yaratmalarını engellemelidir.
Üçüncüsü, uluslararası toplum Suriye genelinde muhtaç insanlara insani yardım sağlamak için BM'ye yeterli fon sağlamalı, aynı zamanda Suriye hükümetinin güvenlik durumu nispeten istikrarlı olan alanlarda yeniden inşanın gerçekleştirmesine destek gösterilmelidir. Suriye halkının savaşın gölgesinden çıkması ve yavaş yavaş istikrarlı bir yaşama kavuşmasına ön ayak olunmalıdır. Bunları okuyunca, sanki Moskova'da Çinliler de varmış gibi bir düşünceye sahip olduk.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.