Ver parayı, alayım epostanı


Tarık BİLGİN

Tarık BİLGİN

02 Kasım 2018, 08:50

Sadece gelen bir eposta mesajını almakla para kazanabilseydik harika olmaz mıydı? Belki de gerçek olamayacak kadar iyi diyebiliriz. Bu, 6,4 milyar dolar büyüklüğündeki bir Silicon Vadisi girişim sermayesi fonunun risk sermayedarı Marc Andreessen için geçerli. Bay Andreessen ona göndereceğiniz ilk eposta mesajını kabul etmek için bir defaya mahsus 100 dolar talep ediyor.

Bu biraz, zengin bir adamın durumunu kötüye kullanması gibi duruyorsa da gözle görülenin ardında daha fazlası var. Bunu para için yapmıyor, hatta parayı, sadece size cevap verirse ödüyorsunuz. Üstelik bu parayı cebine de atmayıp, seçtiği bir hayır kurumuna doğrudan bağışlanmasını talep ediyor. Ayrıca, 100 dolar, potansiyelli bir iş girişimi olan her hangi birisi için, Andreessen gibi etkili ve güçlü bir risk sermayedarı ile tanışma bedeli olarak önemli bir para sayılmaz. Andreessen'in bu yöntemden sağladığı tek gerçek fayda, elektronik posta kutusunu boş tutabilmesi.

E-posta kullanan herkes, sürekli bir eposta bombardımanı altında olma sorununu gayet iyi bilir. Bazıları gerçekten ilginçtir, bazıları ise 'spam'dir (istenmeyen e-posta mesajları) ve 'Spam Filtre'nizin yakalayamadıklarıdır. Çoğunluk ise üçüncü bir kategori içindedir. Bu gruptaki mesajların çıkış noktaları, bizden bir şey isteyen ve reklama dönük mesajlarını okumamız karşılığında bize 'sadece 'hiç!..' veren' şirketlerdir.  

Asıl sorun da budur. Müşterilere milyonlarca eposta göndermenin bedeli sıfıra yakındır. Fakat eposta kutusunun dolma problemi, müşteriler mesajla ilgilenmese, görmezden gelse bile vardır. Bunun sonucu olarak da, mutlaka okunması gereken ve değerli eposta mesajları, değersiz bir eposta denizinde boğulur gider.

İstenmeyen postaların gelişini daha en başta durdurmak, önlemek tabii ki en etkili çözümdür.
Bu fikir de yeni bir şey değil. 2001 yılına kadar geriye gidersek, Habeas adlı bir şirket İngilizce bir 'Haiku'nun (çok çok kısa Japon şiirinin geleneksel formu) telif hakkını almıştı.
Bu Haiku, kullanıcıların kullandığı eposta başlıklarının (epostanın normal olarak kullanıcının göremediği ve teknik bilgiler içeren kısmı) kolayca içine yerleştirilebiliyordu. Sonra da posta uygulamaları öyle bir şekilde yapılandırılıyordu ki sunucu, içinde bu şiir olmayan eposta mesajlarını otomatik olarak reddediyordu.

Mesaj göndermek isteyen şirketler, gerekli Haiku lisansı için her eposta mesajı başına 1 sent para ödemek zorunda idiler. Haiku'yu izinsiz ve ödemesiz olarak kullanıp sunucuyu aşan her şirket, telif hakkını ihlalden, Amerikan mahkemelerinde 1 milyon dolara kadar dava ediliyordu.  

Habeas başarılı idi ancak küçük ölçekteydi ve sadece ABD'de idi. Sonunda başka bir eposta hizmeti şirketi tarafından 2008'de satın alındı.

Bu fikir temeli üzerinde çalışan birçok yeni şirket var dünyada. Bitbounce bu iş için kripto para kullanıyor. Geniş hatlarıyla şöyle çalışıyor: Sizin adres listenizde olmayan herhangi birisi eposta gönderecekse sizin hesabınıza bir mikro-ödeme yapmak zorunda. Aksi halde mesaj otomatik olarak spam çöplüğüne gidiyor.

Tabii ki etkili spam filtrelerinin konması ile bu sorun genellikle çözüldü denebilir. Yine de, bir şirketin bize gönderdiği, gerçek ama talep etmediğimiz bir pazarlama mesajını okumak karşılığında birkaç lira alsak iyi olmaz mıydı?

Ve bizim gibi bu paranın peşinde olmayanlar için önemli yararı, eposta kutularımızda birikenleri budamak için ayırdığımız zamanın azalması.  

Yoksa siz benden farklı olarak, size mesaj gönderen, 'Ayakkabımı satın al, gömleğimi satın al, şunu al, bunu al, şurayı tıkla, kredi kart numaranı yaz' diyenlere 'Önce bana 5 TL gönder düşüneyim...' demek eğiliminde olanlardan mısınız?

Belki de bu şirketlere 'Bak kardeşim, senden para istemiyorum ama bana gönderdiğin her mesaj için 5 (10? 20?) TL'yi benim kredim olarak hesabımda tut, birikince senden satın aldıklarımda kullanırım' mı demeliyiz?

Maalesef şirketlerin de buna cevabı var: Ben de sana ilk mesajımı gönderdiğimde, oltama tutulursan sana ilk alışverişin için indirim imkanları, kuponlar v.s. gibi fırsatlarla zaten bir şeyler veriyorum ya!..
En iyisi her yere eposta adresinizi vermemek, bunları zaman zaman toptan silmek için kullanılan bazı bilgisayar uygulamalarından yararlanmak, Spam filtrelerini sağlam tutmak... Ve de en önemlisi mesaj istemediğiniz göndericinin mesajının en altındaki 'Beni listenden sil! - Unsubscribe' bağlantısını tıklamak, bunlara izin vermeyen göndericilere tepki vermek ve şikâyet etmek.

Eposta, eposta... Seninle ilişkimiz ne kadar masum başlamıştı... Bak şimdi nerelere geldik?.. Yine de hayatımız kolaylaştı. Teşekkür ederiz... (Kime? O da başka bir yazıda.)
Not: SPAM kelimesinin de tüm kelimeler gibi bir öyküsü var. İlgilenirseniz o da başka bir yazıda.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.