11 Şubat uluslararası bilimde kadın ve kız çocukları günü dünyada kutlanırken ülkemizdeki yoğun ve ağır günden arasında pek yerini bulamadı. Bu konuda Aydın Doğan vakfı, bilim dünyasıyla birlikte her alanda eşit fırsatlar, hak konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Almanya’nın en saygın ödüllerinden Victress ödülüne layık görülen Türk doktor Dilek Gürsoy da paneldeki katılımcılardan biri. Moderatörlüğünü Şirin Payzın’ın yapacağı panelse, Aydın Doğan Vakfı başkanı Hanzade Doğan Boyner ve Dr. Dilek Gürsoy, başarı hikayelerini panele katılan öğrenci ve izleyicilerle paylaşıyor.  2015 yılında Birleşmiş Milletler, kadınların ve kızların STEM ( Fen, Teknoloji, Mühendislik ve matematik) alanında eğitim ve araştırma faaliyetlerine katılımını teşvik etmek amacıyla Şubatı “Bilimde Kadın ve Kız çocukları uluslararası günü” olarak ilan etti.    

***

Bu faaliyetler çeşitli üniversitelerde yapılıyor. Sevgili okuyucularım tabii ki her şeyin başı sağlık, hemen sonrasında sağlıklı eğitim. Türkiye’de eğitimin ne kadar kan kaybettiğinin hepimiz farkındayız. Bu bağlamda sevgili arkadaşım adaşım İnci Tuna beni arayıp bilgilendirdiğinde, bu güzel girişimi ben de sizlerle paylaşmak istedim. İçinde hayata dair o kadar güzel mesajlar barındırıyor ki. Gelin birlikte dinleyelim.  

***
Bir zamanlar Menemen’in Seyrek beldesine bağlı olup sonradan mahalle statüsü verilen belde de bir site yapılmış. Villa kent. Şimdilerde caf caflı isimler ile kurulup insanlara hayal tacirliği yapanlar gibi.  İsmiyle lüksü çağrıştırdığı, ama temel hizmetlerden yoksun. Ekonomik şartların uygunluğu nedeniyle genelde emeklilerin yerleştiği bir yer, Villakent. Yaşayanlar sayesinde değer kazanmasının ilk adımı olarak mahalle sakinleri diğer yerlere göre verilen hizmetlerin yavaşlığını görünce bir araya gelip işlerinden biri; Kâmuran Bakkal’ın başkanlığında bir dernek kurmuşlar. Muhtar Sevgi Zengin ile güç birliği yapan “villakent el ele derneği”,  gelmesi belki on yıl sürecek, normalde şehirde tek hat çekip on daire bağlanabilen ama bu mahallede her konut için metrelerce boru gerektiren doğalgazı, iki yıl süren gayretlerle mahalleye kazandırmış, emniyetin uzun vadeli öngördüğü MOBESE sistemini merkez noktalara kurmuş. Pek çok başarıları yanı sıra en önemlisi sorun olarak ilköğretim okulu bulunmaması nedeniyle, çocukların 5 km uzakta menemen Seyrek ’teki okulda okumalarını ele almış.

***

Villakent mahallesi sakinleri “Geleceğimiz, çocuklarımız için” sloganıyla bir okul kazandırmak için, dernek yönetimi, ilçe , il milli eğitim müdürlüklerinin kapılarını aşındırmaya başlamışlar.  400 öğrenciye 25 derslik bir okulun, halen mahalledeki Anadolu Lisesi yanında eğitim alanı olarak belirlenen arsaya yapılabileceği bilgisiyle, yardım kampanyası başlatılması, ihtiyacı mahalle sakinlerinin katkısı ve hayırsever bağışları ile yapılabilmesi tek hedefleri olmuş. Herkes, hesaba gücü oranında parayı yatırırken, evler kâğıt ve plastik depolarına dönmüş. Bir geri dönüşüm firması ile anlaşılıp, her hafta tonlarca atık satılmaya, kermesler yapılmaya başlanmış. Evet ama yetmiyor, destek bekliyorlar. Biz de her yerde diyoruz ya (çoğunlukla sadece konuşmak için, bilimde ilim de kadınlar diyoruz, kız çocukları diyoruz, çocuklar geleceğimiz diyoruz) söylem var da, eylem?  Villakent mahallesi hikayesi bunun için önemli. Söylem ve eylemi bir insanlarımız bir çeşit +65. Hani durmadan bizleri evlere kapatıp hayattan çekmeye çalıştıkları, mesajı aldık diye düşünüyorum. +65 liklerimiz için böyle ise +25 likler, + 45 likler neler yapar? Haydi dostlar, imece kültürümüzü diriltelim, çocuklar hepimizin, her şeyi de devletten beklemeyelim. Geleceğimiz için hiç beklemeyelim. Zaman su gibi akıyor...