Yerel seçimler her zaman Genel Seçimlere nazaran çok daha hareketli olmuştur ama bu kez özellikle bazı siyasi partilerimizdeki hareketlilik sanki partinin çıkarına değil de bazı grupların ya da grupçukların hakimiyeti adına ya da seçimlerden en karlı çıkabilme adına olduğu apaçık gözler önüne seriliyor. Geçmişte aday adayları en azından nereye nasıl gideceklerini bilirlerdi; şimdi her şey karıştı kim nereye nasıl gitmesi gerektiğini bilmiyor.

Önce kentimizin ana muhalefet partisi AK Partiden başlayalım.
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan başkanlığında AK Parti İzmir İl ve İlçeler yönetim kadrosu, İzmir AK Parti Milletvekilleri 110 kişilik bir ekip Ankara’da toplandı herkes tabandan onlara iletilen üç kişinin ismini zarfa yazarak Sayın Cumhurbaşkanına iletti. Demek oluyor ki tabanın istediği üç isimden biri Genel Merkezin de yaptığı yoklamalar da öne çıkmışsa adaylık ipini göğüsleyecek, ilçe halkının kantarına çıkacak. Çok sade bir yöntem.
Burada her ne kadar ilçe yöneticilerinin duygusal yönleri öne çıkabilir dense de Genel Merkezin yaptığı yoklama da denge sağlayacak diyebiliriz. 
Bu durumda AK Parti adayları kısa bir süre sonra büyük oranda açıklanacak diyebiliriz.
Bu arada hafta sonu Seferihisar’da yapılacak toplantı da AK Partinin yol haritasını belirleyecek. 
İYİ Parti de Büyükşehir adayını uzun zaman önce belirlemiş, bazı ilçelerde de adaylar çalışmaya başlamıştı. Kaç aday ile yola çıkılacak yakında göreceğiz ama şu gerçek ki ilk dönemdeki hırs ve heyecan yok. Bunun nedeni parti üst yönetimindeki kargaşalı hava olduğu kadar, partinin CHP’yi desteklemeyeceği konusunda karar alması sonrası rahatsız olan bazı kişilerin ortayı daha da karıştırması ve bundan fayda umması diyebiliriz.

Gelelim CHP kanadına.
Nereye baksak farklı bir dedikodu. Aday bolluğu demokrasiye bağlanmak istense de görünüş bunun demokrasi ile ilgisi olmadığının göstergesi.
Günlük siyasetin hırslarından, saçmalıklarından ne denli uzak kalmaya çalışıp satır aralarına yönelsem de sanırım öyle veya böyle etkileniyoruz.
Toplum özellikle CHP tabanı bu akıl dışı oyunları görmüyorlar, duymuyorlar mı?
Bence görüyorlar ama kendilerine daha doğrusu partilerine yakıştıramıyorlar haklı olarak.
Bir de dikkatimi çeken iki olay var.
Birincisi Sayın Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel arasındaki bağ sanıldığı gibi koptuğunu hiç sanmıyorum.
Bence Sayın Özel yerel seçimler sonrası olası kayıpların kendisini ne hale düşüreceğini bildiği için bu bağın kopmasını istemiyor. Elbette Sayın Kılıçdaroğlu da kendi altını oyan bir İmamoğlu’nu değil de kendi eliyle Parti Grup Başkanlığına dek taşıdığı Özgür Özel’i tercih edecektir. Bu arada Sayın M. İnce İmamoğlu ile yanlış adımlar attığını umarım yakında anlar.

Gelelim İzmir’e.
Geçen gün CHP İzmir B. Şehir Belediye Başkan Aday Adayı Sayın Tacettin Bayır ile yaptığımız söyleşide ilginç açıklamalar yaptı.
Parti kamuoyunun ‘İthal aday istemiyoruz’ görüşünde olduğunu söyleyen Bayır; Ön seçim yapılması için B. Şehir Belediye Başkanlığına adaylığını koyduğunu söyledi.
Sözlerine “Projektörler dışarıdan gelen sadece Buğra Bey olduğu için ona dönmüştü. 2-3 gün öyle gitti. 3 gün sonra Muharrem İnce’nin adı ortaya atıldı. Bu ithal aday konusu İnce’ye döndü. İstemiyoruz, oy vermeyiz dendi. Bunlar olurken Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu buraya kaydırıyorlar diye iddia ortaya atıldı. Bu tartışmaları gayri ciddi buluyorum. 100 yıllık partiye yakışmaz. Birileri CHP’nin içi karışsın, kendini kamufle etsin, asıl dikkati birinin üzerinden başkasının üstüne çeksin diye bu dedikoduları çıkarabilir” diyerek sürdürdü.

Bazı şeyler çok açık da önemli olan bu konuda neler söylenip yapılabileceği.
Özlem Çerçioğlu’nun İzmir’e aday olabileceği düşüncesi her ne kadar komikse de CHP de çeşitli adresler arasındaki mücadelenin nerelere kadar gittiğinin de bir göstergesi. Bazı gazeteci dostlarımızın aldıkları istihbarata göre de bu iş epey su götürecek gibi.
Bu arada bir de Sayın Veli Ağbaba meselesi var onu da bir dahaki sefere saklayalım.