‘Aşağıdan yukarıdan, yolun sonu görünüyor’ diyordu Musa Eroğlu. Hafta sonu yapılacak CHP Kongresi gerçekten bir kısım partili için yolun sonu olacak.

Diyeceksiniz ki bu siyaset, bakarsınız iki gün sonra her şey unutulmuş elbirliğiyle devam edeceklerdir. Zaten şu an iktidara oynayan “Değişimciler”in siyasi geçmişlerinde Kemal Beyin ağzından çıkanlardan farklı bir şey söyleyen ve söylemine sahip çıkan oldu mu ki?
Kaldı ki Özgür Özel geçenler de yaptığı açıklamasında ‘bizde kavgalar kongreye dek sürer sonra her şey yoluna girer’ gibi bir açıklaması vardı ama bu kez kazın ayağı sanırım öyle değil. Değişim adına sadece lider ve çevresinin değişimi isteği var, ötesi zaten hikaye. Bunun da bir bedeli olması gerek.


Doğrusunu isterseniz Kemal Bey değişimci adı altında yola çıkanlara karşı çok anlayışlı davrandı. Her ne kadar kongre salonlarında tek tük atışmalar olsa da (ki CHP saflarında bu olağan) ‘Değişimcilere’ gittikleri hiçbir ilde kapılar kapanmadı.
Bu arada Kemal Bey ilginç bir öneri ile Sayın İmamoğlu’na gitti ve Divan Başkanlığı önerisi kabul edildi. Bu önerinin ne denli iyi niyetli olduğunu bilmiyorum ama Kemal Beyi yakından tanıyanlar onun bu tür öneri veya tekliflerinin ardından geleni çok iyi bilirler.
Neler olur mesela? 
Bunun yanıtını Kemal Bey ile ikili ilişkileri olanlar, özellikle adaylık için ondan garanti alanlar, ters düşüldüğü ya da demokrasi gereği birkaç karşı duruş sergileyenler çok iyi bilirler.
Malumunuz bizde ne yazık ki Cumhuriyet ve Demokrasi inancımız veya düşüncemiz karşımızdaki kişinin bizimle ne denli uyumlu olduğu ile bağlantılı. Bize karşıysa demokrasi anlayışımız bir anda faşist bir ruha dönüşebiliyor kolayca.
"Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız." Demiş Atatürk.
Dönelim konumuza.
Geçen gün bir TV yayınında Kemal Bey “Gemiyi limana güvenli bırakmak için. Bilgili, birikimli, iyi bir sosyal demokrata devredeceğim. CHP'nin yüz yıllık birikimini sürdürmemiz lazım. İmbikten süzülen bir birikim” deyiverdi.
Alın size bir soru işareti daha.
Ne yapmak istiyor Kemal Bey?
Kongrede sürpriz yapar mı?
Çekilebilir mi?
Yoksa Değişimcilerin önünü kesmek için atılmış bir adım mı bu?
Ya da her ihtimale karşı kendine karşı oy kullanabilecek delegelere; kısa bir süre için, son defa beni seçin mi demek istedi?
İyi de bu sözler Kemal Beye karşı olan, ‘artık yeter gitsin’ diyen CHP tabanını etkiler mi?
Kimdir bu birikimli Sosyal Demokrat kişilik?
Kemal Beyin kendisi ne kadar Sosyal Demokrat ki partiyi birikimli bir Sosyal Demokrata teslim ediyor?
Ya da CHP’nin son birkaç yıldır güttüğü politika Sosyal Demokrasi ile ne kadar bağdaşıyor?
Birkaç gün sonra bu soruların karşılığını alırız da, Kemal Beyin her ne olursa olsun Yerel seçimlerden önce gitmeyeceğini arif olan herkes çok iyi biliyor.
Boşuna Mavi boncuk dağıtmaya başlamadı.
Ankara, İstanbul, Aydın gibi kentlerin adayları belli oldu şimdiden. 
Daha geçen gün DEVA Partisinin İstanbul’daki bazı partili ve yöneticilerle görüştüğü ortaya çıkınca önce böyle bir şey yok deyip ardından İmamoğlu için yaptığını söylemedi mi?
Her ne kadar Belediye Başkan adayları PM ce belirlense de şimdiden verilen sözlerin herhalde bir nedeni vardır.
(İzmir’in hala açıklanmaması Tunç Beyin üstünün çizildiği anlamı taşıyor olabilir mi?)


Sayın Öztrak da bir açıklama yapmış yerel seçimlerle ilgili.
"Yaklaşan yerel seçim sandığı, aynı zamanda milletimiz için kendisine bu zulmü layık görenlere bir mesaj verme fırsatıdır". 
Bana öyle geliyor ki bu açıklama parti tabanından Genel Merkeze dek uzanan bir çığlık gibi ama anlamı farklı.
Çünkü tabanda hiç de azımsanmayacak bir çoğunluk Kemal Bey yönetimine yeter artık derken aynen böyle konuşuyor.
Vicdan terazisi mi ağır basar çıkar mı?
Yakında göreceğiz.