Türkiye'nin dört bir yanından gelip, adalet için yürüyorlar

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ‘Adalet’ yürüyüşü 23’üncü gününe girdi. Gebze Topçu Kışlası’ndan başlayacak olan yürüyüşe toplumun her kesiminden ve Türkiye’nin dört bir yanından katılım devam ediyor. 22 günü geride kalan yürüyüşte katılıms sayısı her geçen gün artarak devam ediyor

Türkiye'nin dört bir yanından gelip, adalet için yürüyorlar

Ali Budak- CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan başlattığı ‘Adalet’ yürüyüşü 23’üncü gününe girdi. Gebze Topçu Kışlası’ndan başlayacak olan yürüyüşe toplumun her kesiminden ve Türkiye’nin dört bir yanından katılım devam ediyor. 21 günü geride kalan yürüyüşte katılım sayısı her geçen gün artarak devam ediyor. Yürüyüş her kesimden insanın ortak sorunu olan ‘adalet’ sorununu gidermek için sürdürülürken, katılımcılar çadırlarıyla yürüyüşlerini sürdürüyor.

Muhabirimiz Ali Budak, Adalet Yürüyüşü'ne dair izlenimlerini anlattı.

"Adalet yürüyüşünü 3 gün takip etmek için İzmir’den dün gece yola çıktım. 7 saatlik bir otobüs yolculuğu sonrasında Gebze’ye ulaştım. Yol boyunca bir yerde kimlik kontrolü nedeniyle çevirmeye girdik. Yol arkadaşım Hakkı Ağabey yürüyüşle ilgili ‘Türkiye’de hukuk konusunda ciddi sıkıntılar var. İşe yarayacak mı göreceğiz? Ancak Kılıçdaroğlu’nu 69 yaşında ‘Adalet’ için Ankara’dan İstanbul’a yürümesi nedeniyle tebrik ediyorum. Çok ciddi bir karar’ diye konuştu. Gebze’ye daha önce gelenler bilir. Oldukça küçük bir otogarı vardır. Otogarda bir şeyler atıştırdıktan sonra benim gibi yürüyüşe katılmaya ya da takip etmeye gelen insanları gördüm. İzmir Karşıyaka CHP ilçe örgütü yönetiminde yer alan Filiz Uluyazı ile karşılaştık. İki İzmirli olarak Kılıçdaroğlu’nun dinlenme yeri olarak kullandığı Gebze Topçu Kışlası’na ulaştık. Emniyet yetkilileri yürüyenlerin güvenliği nedeniyle yolları kapattığı için farklı bir yoldan taksi aracılığıyla alana ulaştık. 30’lu yaşlarının başında olan taksi şoförüne süreci nasıl değerlendirdiğimi sorduğumda ise ‘Yürüyüşe karşıyım. Adalet yürüyerek olmaz’ neden sorumu ise ‘Siyasetçi değiller mi? Siyaset yapsınlar. Dün bütün gün trafik kitlendi. Esnaf olarak olumsuz etkilendik. Zararımız ne olacak?’ şeklinde cevapladı. Alana ulaştıktan sonra güvenlik kontrolü sonrası içeri girdik. CHP’li belediyeler ve ilçe örgütleri tarafından her şeyin örgütlendiğini ve gelenlerin kesinlikle yemek, su ve dinlenme sorunu yaşamadıklarını gördüm. Herkes halinden memnundu. Katılımcılar için hazırlanan masalarda kahvaltı tabakları hazırlanmış ve sürekli olarak sıcak çay ikramı yapıldı. İnsanlar alanda birbirleriyle kaynaşmış ve uzun zamandır tanışıyormuşçasına muhabbet ediyorlar. Son yıllarda ülkede görmeyi özlediğimiz gülen yüzlerin sayısı alanda çok fazla. Çok farklı ideolojilerin ortak sorunu şiddetsiz dile getirmek için bir araya gelmesi oldukça önem taşıyor.


Her yaştan vatandaşın ortak amacı ‘adalet’


Yürüyüşe katılanlarla yaptığım görüşmelerde ise hep ‘adalet’ sorununu dile getirdiklerini gördüm. Türkiye’deki hukuku AKP’nin hukuku olarak niteleyen vatandaşlar, düzenin değişimi için yola çıktıklarını ve herkes için hukuk istediklerini gür ve içten bir sesle dile getiriyor. Sivas’tan yola çıkan 70 yaşındaki Ahmet Amca ile İstanbul’dan 12 yaşındaki Eray’da Adalet için yürüyor. Bu yürüyüş insanların yıllardır içinde bulunduğu hukuksal sorunları dile getrimeleri ve yeniden toplum olabilmeleri açısından da önem taşıyor. Ancak ötekileştirme de hala keskin ve katı bir şekilde sürüyor. Ankara’dan yürüyüşe katılan Güven ailesi şunları söyledi: Aracımızı Tuzla’ya bırakmak için yola çıktığımızda yol boyunca sinkaflı küfür yedik. Aracı bıraktıktan sonra yol sorduğumuzda özellikle yanlış tarif verildi. Üzerimizdeki adalet tişörtlerini saklamak zorunda kaldık.
 

Yürüyüş hiçbir görüşe mal edilemez


Gebze Topçu Kışlası’nda vatandaşlarla konuşurken CHP’li yöneticilerinde sürekli gezdiğini gördüm. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ‘Adalet’ yürüyüşü sürecini CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal anlattı. Bu yürüyüş siyasi bir partinin ya da kesimin yürüyüşü değil. Burada mağdur olan ve haksızlıkla karşı karşıya kalmış olan her türlü siyasi parti üyesi vatandaş var. Bu yürüyüş herhangi bir kesime mal edilemez. Bir ülkede adalet yoksa; mafya hukuku vardır. Demokrasi, hukuk devleti yoktur. Kayırmacılık vardır, eşitlik yoktur. Kayırmacılığın olduğu ülkede ise yolsuzluk olur. Burada herkes için adalet istiyoruz. Hukuk güvenliği olmadığı sürece ekonomide de istikrar olmaz. Son 15 yılda 500’den fazla işçi istihdam edilen fabrika bile yok. Fabrikalar kapatılırken, cezaevlerinin kapasiteleri arttırılıyor. Bu da artık vatandaş da adalet talebinin olduğunu gösteriyor. Anayasa’da devletin asıl amacı vatandaşın temel hak ve özgürlüklerini sağlamak, adaletli bir yaşamı tesis etmek diye tanımlanır. Bunun tesis edilmesi için çalışmamız gerekiyor.


Yürüyüşün sonu mutluluğa çıkıyor


Bu yürüyüşün terörizmle birleştirilemeyeceğini, yolun sonunun huzura çıkacağını ifade eden Tanal, ‘Bu yürüyüşün yolu mutluluğa gider. Terörle bizi yan yana getirenler aynaya baksınlar. Yürüyüşe katılanların hiçbirisi Oslo’da masaya oturmadı. Katılanların hiçbiri Habur’da çadır mahkeme kurmadı: Katılanların hiçbirisi Pensilvanya’nın dediklerini yapıp, parsel parsel arsa vermedi. Bunları yapanlar terörü ve teröristi övenlerdir. O gün geldiğinde bunları yapanlar vatana ihanetten yargılanacak. Çünkü 2004 yılında MGK’da alınan kararda, Siyasi iktidara TSK içerisinde FETÖ adamları yerleştirildiği, ülkenin şeriata götürüldüğü söylenerek, önlem alınması isteniyor. Darbe girişiminde bulunanların tayin, terfi ve yükselmesinin temelinde cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanların imzası var. Hepsi sorumludur. Buradaki insanların tek talebi var. O da, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamanın yolu adaletli yaşamaktan geçer. Adalet yoksa hiçbir şey yoktur. Adaletin yolu yürüyüşten geçiyor.


Akademisyenler işsiz bırakılamaz


Bir ülkede akademisyenlere baskı yapılıyorsa ve işsizlikle tehdit ediliyorsa o ülkenin bilim üretemeyeceğini ve gelişemeyeceğini belirten Tanal, şöyle devam etti:  Bu ülkenin gelişmesi ve ilerlemesi açısından ekmek gibi zaruri olan bilim insanlarıdır. Eğer ülkede bilim özgürlüğü kısıtlanırsa ülkenin gelişmesi mümkün değildir. Bilim özgürlüğüne sonun kadar desteklemeliyiz. Bilim insanlarını cezaevine almak, açığa almak ya da işsiz bırakmak yerine özgür çalışma yapabilecekleri alanlar yaratmalıyız. Bunun da yolu adaletten geçiyor."
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.