Büyükşehir iddianamesine hukukçu ve vekil görüşü

CHP'li vekiller ve hukukçular Başkan Kocaoğlu'nu örgüt lideri olarak niteleyen iddianameyi değerlendirdi. Savcıların CMK'nın 250'nci maddesine göre işlem yaptıklarını örgüt, cebir ve şiddetin olduğunu iddia ettiklerini belirten hukukçular "Ama bu örgüt yok" dedi

Büyükşehir iddianamesine hukukçu ve vekil görüşü
21 Ocak 2012 Cumartesi 09:54

Selim Selimoğlu- Hrant Dink davasında verilen kararın ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu hakkında örgüt lideri olarak iddia edilmesi ve 397 yıl hapsi istenmesi Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekilleri'ni isyan ettirdi. İddianameyi incelediğini belirten vekillerin ortak görüşü ise, iddianamenin içeriğinin boş olduğu, cebir ve şiddet belirtilmesine karşın, bunun ne yollarla ve nasıl uygulandığının belirtilmemesi. Hrant Dink davasında olmayan örgütün, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin neresinde olduğu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise iddianameyle adeta dalga geçti. Kılıçdaroğlu, gazetecilerin sorusu üzerine "400 yıl az. Bence bin yıl olsa daha iyi olurdu. Adalet böylece tecelli ederdi dedi. Başkan Aziz Kocaoğlu'nun Avukatı Ercan Demir ise, "Bu iddianameye çocuklar bile güler" şeklinde açıklamada bulundu.

Rıza Türmen: Kocaoğlu'nu melez demokrasiye kurban etmek istiyorlar

İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı hakkında yayınlanan iddianamenin tamamını okuyup değerlendirdiğini belirten Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eski yargıcı ve CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, "İddianamenin tamamını okudum. Okudukça şaşırdım. Savcılar CMK'nın 250'nci maddesine göre işlem yapıyorlar ortada örgüt, cebir ve şiddetin olduğunu iddia ediyorlar, ama bu örgüt yok. Kime şiddet uygulamış, kimden zorla para alınmış, ya da hangi ihaleye fesat karıştırılmış? Ortada delil yok, ifade yok, aslında ortada iddianame yok. Ben hukuk yaşantımda böyle bir şey ilk defa görüyorum. Üstüne üstlük bu iddianameye özel yetkili mahkemelerin değil, normal bir mahkemenin bakması gerekir. Neden diye sorulacak olursa, iddianame zaten kendi kendine örgütün ve diğer saydığımız iddiaların olmadığını kanıtlıyor. Özel Yetkili Mahkeme'nin bu noktada kendisini görevsiz görmesi gerekir. Hrant Dink cinayetinde örgüt yok kararı veren yargı sistemi, bu iddianameyle İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin neresinde örgüt buldu, onun şaşkınlığı içerisindeyim. Hükümet kendisinden olmayan her kuruma maliye denetçilerini gönderiyor ve orada hayalide olsa suç bulmalarını istiyorlar. Üstelik bu maliye denetçilerini bilirkişi olarak mahkemelerde kulllanıyorlar. Hükümet önce maliye denetçisi olan çetesini kurumlara gönderiyor, onlar açık yaratıp sonra kendi Özel Yetkili Mahkemeler'nde yargılıyorlar. Avrupa'da bizim gibi ülkeler için melez demokrasi ülkesi derler. Bunun anlamı sadece seçimlerle yönetilen ve yargı bağımsızlığı gibi demokrasi araçlarının yeteri kadar şeffaf olmadığı, hatta bozuk olduğu ülke manasına gelir. Benim kanaatim, bizim gibi melez demokrasi ile yönetilen bir ülkede, Aziz Kocaoğlu da tıpkı Mustafa Balbay gibi melez demokrasi kurbanı edilmeye çalışılıyor" dedi.

Mustafa Moroğlu: Samast rüyasında Hrant'ı gördü, savcıda Kocaoğlu'nu

Hrant Dink suikastında Ogün Samast'ın tek başına bu cinayeti işlediğini belirten yargıyla, Başkan Kocaoğlu'na dava açan yargıda adaletin olmadığına inanan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, "İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne açılan dava ve iddianameyi herkes okudu. İçeriğinin ne denli boş  olduğu ortada, Hrant Dink olayında 'Ogün Samast akşam Hrant'ı rüyasında gördü, Trabzon'dan kalkıp, İstanbul'a geldi ve orada Hrant Dink'i öldürdü' diyen yargı ve Sayın Kocaoğlu'na 397 yıl ceza isteyen yargı aynı yargıdır. Bu yargı sisteminde adalet beklemek yanlıştır. Artık Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Adalet Bakanlığı'nın, mahkemelerin bu keyfi uygulamalarına bir son vermesi gerekmekte. Bizi askeri vesayetten kurtardılarını belirtenler, adaletin vesayetine koyuyorlar" dedi.

Hülya Güven: Vatandaşta suçluluk algısı yaratıyorlar

İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne açılan davaların amatör savcılar tarafından açıldığını belirten CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven, "Vatandaşta suçluluk algısı uyandırıyorlar. Birgün adalet tekrar özüne dönecektir. İzmirliler bu yapılanların tümünün ne amaçla yapıldığını biliyor. Lekelemeye çalışıyorlar ama tüm belediye başkanlarımızın alnı açık. Yerel seçimler öncesi bu şekilde keyfi iddianamelere kendi yargıçları bile inanmıyor. Hrant Dink suikastında örgüt yok ama tek kuruş zimmetlerine bir kuruş geçirmiş olmayan İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde mi örgüt var ? İşte ben bu sorunun cevabını kamuoyuna bırakıyorum" dedi.

Erdal Aksünger: Türk Yargı Sistemi ilginç olmaya başladı

Türkiye'de çok ciddi yargı sorunlarının yaşandığını belirten CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, "Büyükşehir'in üzerine her yerden baskı kuruluyor ve yıldırma politikası izleniyor. Bu kamuoyu tarafından algılanmış durumda. Bu dava Sayın Aziz Kocaoğlu'nun lehine sonuçlanacaktır. Hrant Dink suikastinde örgüt yok diyen yargı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde örgüt var diyen yargıyı yan yana koyduğumuzda tutarsızlığı görürüz. Gerçekten Türk Yargı Sistemi ilginç olmaya başladı " dedi.

Avukat Demir: Bu iddianameye çocuklar bile güler

Başkan Kocaoğlu'nun şüpheli sıfatıyla verdiği ifadede yanında olan ve operasyon sürecinde avukatlığını yapan İzmir Baro Başkan Yardımcısı Avukat Ercan Demir, Büyükşehir Belediyesi'nde örgütün olmadığının ortaya çıktığını belirtti. Demir, "Bu yapılanmanın CMK 250'ye girmesi için cebir ve şiddetin olması gerekiyor. İddianamede de zaten cebir ve şiddetin olmadığı ortaya çıktı. Burada sadece dört konunun üzerinde duruluyor. Bu konulardan birisi organizatörlerin kendi aralarında birbirlerini tehdit etmesi ve sendikacıların ihaleye girenlere yönelik tehditleridir. Başka da bir konu yok. Şimdi konuyu getirip İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nu bu işin en tepesine koyuyorlar. Bu konunun başkan ve belediye ile ne alakası var? İddianamede ortaya konulan örgüt yapılanmasına ve dayanaklarına çocuklar bile güler" dedi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.