Uzun süredir kamuoyunda eleştirilere konu olan ve “kısa sürede serbest bırakılma” olarak adlandırılan uygulamaların, yeni düzenlemeyle birlikte önemli ölçüde sınırlandırılması amaçlanıyor.
Mevcut mevzuata göre, suçu işlediği sırada tam akıl hastası olduğu tespit edilen kişilere hapis cezası verilmiyor; bu kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanarak akıl hastanelerinde tedavi altına alınmaları sağlanıyor. Ancak özellikle ağır suçlara karışan bazı faillerin, yalnızca birkaç haftalık ya da aylık gözlem sonrası “toplum açısından tehlike oluşturmuyor” raporuyla tahliye edilmesi, hem mağdur yakınlarında hem de toplum genelinde ciddi güvenlik endişelerine yol açıyordu.
TBMM’de görüşmeleri devam eden 11. Yargı Paketi ile bu tartışmalı uygulamaya net sınırlar getiriliyor. Düzenlemeye göre, ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda, akıl hastalığı tespit edilse bile failin en az 1 yıl süreyle akıl hastanesinde yatması zorunlu olacak. On yıldan fazla hapis cezası öngörülen suçlarda ise bu sürenin en az 6 ay olarak uygulanması planlanıyor.
Belirlenen bu süreler dolmadan, kişinin tehlikelilik halinin ortadan kalktığına dair rapor düzenlenemeyecek. Nihai karar yine mahkemelerin yetkisinde olacak ancak kısa süreli gözlem raporları artık tek başına tahliye için yeterli sayılmayacak.
Adalet Bakanlığı kaynakları, düzenlemenin amacının yalnızca hukuki bir boşluğu kapatmak olmadığını vurguluyor. Yeni sistemle birlikte, tedavi süreçlerinin daha etkin şekilde izlenmesi ve sağlık kurulları ile yargı makamları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi hedefleniyor. Böylece, gerçek bir iyileşme sağlanmadan kişilerin topluma dönmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Son yıllarda yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran bazı olaylar, düzenlemenin hız kazanmasında etkili oldu. Ağır suçlara karışan faillerin kısa sürede serbest bırakılması ve ardından yeniden gündeme gelen benzer vakalar, mevcut sistemin yeterince koruyucu olmadığı yönündeki eleştirileri artırdı. Yeni yargı paketi, bu tür örneklerin tekrarını engellemeyi hedefliyor.
Uzmanlara göre, asgari yatış süresi uygulaması ceza adaletinde daha önleyici ve güvenlik odaklı bir anlayışın kapısını aralıyor. Erken taburcu kararlarının yol açabileceği telafisi güç sonuçların önüne geçilmesi, paketin en kritik başlıkları arasında gösteriliyor.
11. Yargı Paketi’nin yasalaşması halinde, akıl hastalığı gerekçesiyle verilen tartışmalı tahliyelerin büyük ölçüde sona ermesi ve ceza adaletinde daha dengeli bir dönemin başlaması bekleniyor.