Futbolda Elazığ deplasmanındaydık. Zemin çok kötüydü ama Ocak ayı sonunda Elazığ'da oynanan bir maç için, en azından kar yoktu. Elazığ futbol takımı da kabullenmiş bir görüntü ile sahaya çıkmıştı. İlk 10 dakikayı seyrettikten sonra kesin kazanırız diye düşündüm. Ama bizim takımda kazanma arzusu maalesef son derece düşüktü. O soğuk havada bile yeterince koşulmadı! Daha çok koştuğum halı saha maçları hatırlarım!
İlk yarının sonunda, Yasin öyle bir gol kaçırdı ki, yerimden zıpladım! Yasin kardeşim, bunu atamazsan, hangisini atacaksın? Arkasından futbolun, yazısız kurallarından biri işledi: Atamayana, atarlar...
Yediğimiz her iki golde de rakip altıpas içerisinde topa kafa vurdu. Bunlar da stoper arkadaşlara yazar. Hocanın Onur tercihini anlıyorum. Oyunu dikine oynamaya çalışıyor, atak başlatıyor, tecrübeli ve oyunu iyi okuyor. Ama hava toplarında daha dikkatli olmalı. Ali Gayla hücumda etkili fakat savunma yönünde hiç yok. Cenk Ahmet'le aynı kanatta oynadıklarında hücumda iyi işler yapsalar da, savunmada etkisiz kalıyorlar. Ahmet hoca bu işi çözecektir.
Soyunma odasında etkili bir konuşma olmuş olmalı ki ikinci yarı iyi başladık. Şu takımda en çok üzüldüğüm adam İshak Kurt. Bu kardeşimin emeklerinin heba olması zoruma gidiyor. Yine harika oynadı. İlk golü attı, ikinciyi hazırladı. Arkadaşları doğru pas tercihleri yapsaydı, 3.'yü de atacaktı. Öne geçtikten sonra skoru koruma psikolojisine girmeseydik, kazanacağımız maçta iki puan bıraktık.
Bursa'nın borçlarından dolayı puan silinme cezası alması gündemdeydi ama 800 milyonu devre arasında ödemişler. Hala da çok borçları var. Bizim toplam borç bunun yarısı kadar, ama kulübü satmayı kafasına koyanlar, temcit pilavı gibi ikide bir bu konuyu dillendiriyor! Peki Bursa bizimkinin 3-4 katı borcuyla bunları nasıl başarıyor?
Basketbolda Denizli deplasmanındaydık. Büyük hüsran oldu. 24 sayı farkla kaybettik. İlk maçı 17 sayı ile kazanmıştık. Bu durumda sezon sonunda, ikili averaja kalırsak, Merkezefendi Denizli ligi üzerimizde tamamlayacak. İnşallah bu büyük bir faciaya yol açmaz.
Oyuncularımız elinden geleni yapıyor. Bunu fark etmemek için kör olmak lazım. Burada da bir oyuncumuzun emeğine çok üzülüyorum, Muhsin Yaşar...
Kalbiyle oynuyor. Kendisine taraftarımız adına teşekkür ediyorum. Sezon başında, ismini duyunca burun kıvırmıştım. Ama ekstra oyunuyla beni fena mahçup etti. Takımda kaldığı için de teşekkür ediyorum. Hakkı zor ödenir.
Gelelim kulübün, armanın satılması konusuna...
Herkesin ağzında aynı sakız! Mutlaka özelleşmemiz(satılmamız) lazım!!!
Satılacaksa bile, bunu bu yönetim yapmasın! Ben kendi adıma konuşuyorum: Bu yönetime hiçbir güvenim kalmadı. Satılınca başarılı olacağız sananlar çok yanılıyor. Göztepe ve Bodrumspor örneklerini verenler bir dikkat etsin bakalım o kulüpleri kimler satın almış? Her ikisinin de başında öz evlatları var. Siz de bana gösterin, Mehmet Sepil'in Karşıyakalı versiyonunu, ben de size katılayım. Karşıyaka Spor Kulübü her önüne gelene satılabilecek, en çok parayı basanın oyuncağı olacak bir kurum değildir! Elimden hiçbir şey gelmese de, kimse beni gerçekleri yazmaktan alıkoyamaz!
Sevgi ve Saygılarımla