Bazı anneler çocuklarını sevmez…
Direkt vakumlar.
Özellikle küçük çocuk anneleri inanılmaz bir öpme bağımlılığı yaşıyor. Çocuk sanki insan değil, sürekli test edilmesi gereken bir lokum.
Sabah kalkıyor:
“Anne günaydın.”
ŞAPP.
Süt içiyor:
ŞUPP.
Tuvaletten çıkıyor:
“Ayyy temiz kokmuş benim bebeğim.”
ŞLOP.
Anneler çocuklarını sevmez, marine eder.
Ben de Rüya’yı sürekli öpen annelerdenim.
Yolda yürürken…
Televizyon izlerken…
Durduk yere…
Kadın değilim, mobil öpücük makinesiyim.
Bir gün dudağımda uçuk çıktı. Doktor gibi dolaşıyorum evde:
“Rüya yaklaşma, öpemem.”
Kız çocuğu dört gün içinde duygusal çöküş yaşadı.
İlk gün şaşkınlık:
“Nasıl yani… hiç mi?”
İkinci gün pazarlık:
“Anne minicik öp.”
Üçüncü gün kriz:
“Beni artık sevmiyor musun?”
Dördüncü gün çocuk evde terk edilmiş Yeşilçam karakterine döndü. Camdan dışarı bakıyor… iç çekiyor…
Bir ara battaniyeye sarılmış şekilde otururken gördüm. Sanki babası onu küçük yaşta İtalya’ya bırakıp gitmiş.
Ben de dayanamıyorum. Uçuğu unutup uzaktan seviyorum:
“Anneciğimmm…”
Havadan öpücük atıyorum.
Rüya sinirli:
“Bu gerçek değil.”
Haklı kız. Çünkü annelerin sevgisi temassız çalışmıyor.
Annelerin öpme isteği zaten bilimsel olarak açıklanmalı. Çocuk ne yaparsa yapsın gidip öpesin geliyor.
Mesela çocuk sinir bozucu bir şey yapıyor:
Bağırıyorsun…
Sonra bir bakıyorsun yanağı tombik durmuş.
Sinir gidiyor.
ŞUPP.
Çocuk ders çalışmıyor…
Ama saçının tepesi çok tatlı duruyor.
ÖP.
Uyurken zaten tamamen savunmasızlar. Anneler gece çocuk odasına CIA ajanı gibi süzülüp minik bir öpücük bırakıp çıkıyor.
Ve çocuklar bu sevgiden utanıyormuş gibi davranıyor ama aslında bağımlılar.
Öpülmeyince sistem hata veriyor.
Çünkü anneler çocuklarına sadece sevgi vermiyor…
Şarj basıyor.
O yüzden çocuklar ne kadar “Anne yapma yaaa!” dese de gerçek şu:
Bir anne bir gün öpmeyi bırakırsa evin bütün elektriği gidiyor gibi oluyor.