Balabanlı’dan Paşaköy’e uzanan bölgede tarım arazilerinin turizm amaçlı plan değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığı, bu alanların önemli bir kısmında ise villa projelerinin öne çıktığı iddia ediliyor.
Bölgedeki bazı parsellerin resmi kayıtlarda “turizm tesisi” olarak tanımlanmasına rağmen, sahada satış ve tanıtım süreçlerinde villa yerleşimi konseptiyle pazarlanması dikkat çekiyor. Bu durum, “ekoturizm” adı altında yürütülen projelerin niteliğine ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Balabanlı ve Paşaköy hattındaki bazı arazilerde, plan notlarında “kırsal turizm tesisi” ibaresi yer alırken, proje görsellerinde müstakil villa siteleri, ortak havuzlar ve sosyal yaşam alanları ön plana çıkıyor. Uydu görüntülerinde de bölgede son yıllarda artan yapılaşma dikkat çekiyor.
Sektör değerlendirmelerine göre pandemi sonrası hız kazanan süreçte, tarla vasfındaki arazilerin turizm yatırımı gerekçesiyle değer kazandığı, özellikle “eko yaşam” ve “doğayla iç içe yaşam” temalarının yatırımcı ilgisini artırdığı ifade ediliyor. Bu kapsamda metrekare fiyatlarının son yıllarda ciddi oranda yükseldiği, ekoturizm imarlı alanlarda ise fiyatların konum ve proje özelliklerine göre katlandığı belirtiliyor.
Şehir plancıları ise bölgede yaşanan dönüşümün klasik turizm yatırımlarından ziyade ikinci konut üretimine evrildiğine dikkat çekiyor. Bazı uzmanlar, kamuya açık turizm tesisi olarak planlanan alanların uygulamada kapalı site düzenine dönüştüğünü ve bunun planlama ilkeleri açısından tartışmalı olduğunu savunuyor.
Öte yandan geçmiş yıllarda bölgedeki bazı planların yargı kararlarıyla iptal edildiği, buna rağmen yeni düzenlemeler ve revizyon planlarıyla sürecin yeniden devam ettiği ifade ediliyor. Son dönemde yapılan plan değişiklikleriyle birlikte daha büyük parsel zorunlulukları getirilmesinin, küçük ölçekli yatırımcılar yerine büyük sermaye gruplarını öne çıkardığı yönünde değerlendirmeler de yapılıyor.
Uzmanlara göre en çok tartışma yaratan noktalardan biri ise “tek tapu–çok villa” modeli. Resmi kayıtlarda turizm tesisi olarak görünen bazı projelerin, sahada hisseli kullanım veya villa bazlı satış modelleriyle farklı bir yapıya dönüştüğü iddia ediliyor.
Bölgedeki dönüşümün yalnızca ekonomik değil, çevresel etkiler de doğurduğu belirtiliyor. Tarım alanlarının parçalanmasının ekolojik bütünlüğü zayıflattığı, doğal yaşam alanlarının daraldığı ve zeytinlikler üzerindeki baskının arttığı yönünde görüşler öne çıkıyor.
Assos hattındaki gelişmeler, “ekoturizm” kavramının nasıl uygulandığı ve kırsal alanların geleceği konusunda yeni bir tartışmayı da beraberinde getirmiş durumda.