Türkiye ekonomisinin nabzını tutan göstergelerden biri olan bankacılık verileri, ağustos ayının
son haftasında para ve kredi hareketliliğinin devam ettiğini ortaya koydu. Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 28 Ağustos 2026 tarihli Haftalık Para ve Banka İstatistikleri,
mevduatın 33,7 trilyon liraya, toplam kredilerin ise 27,3 trilyon liraya ulaştığını gösterdi.
Veriler, bir yandan finansal sistemdeki büyümeyi ortaya koyarken diğer yandan kredi
borçlarının ve takipteki alacakların yakından izlenmesi gerektiğine işaret ediyor.
MEVDUAT 33,7 TRİLYON LİRAYA ÇIKTI
28 Ağustos haftasında bankacılık sektörünün toplam mevduatı 33 trilyon 720 milyar lira oldu.
Bir hafta önce bu rakam 33 trilyon 649,6 milyar lira düzeyindeydi. Böylece yalnızca bir
haftada yaklaşık 70,4 milyar liralık artış gerçekleşti. Temmuz sonuna göre bakıldığında ise
toplam mevduattaki yükseliş daha belirgin hale geliyor.
Yurt içi yerleşiklerin toplam mevduatı 29,6 trilyon liraya yaklaşırken bunun 18,5 trilyon lirası
Türk lirası, 11,1 trilyon lirası yabancı para mevduatlardan oluştu. Gerçek kişilerin TL mevduatı
9,5 trilyon lirayı aşarken, tüzel kişilerin TL mevduatı 9 trilyon liraya yaklaştı.
Bu tablo, yüksek enflasyon ortamında vatandaşların ve şirketlerin tasarruflarını bankacılık
sistemi içinde tutmaya devam ettiğini gösteriyor. Ancak burada yalnızca mevduatın
büyüklüğüne bakmak yeterli değil. Enflasyonun üzerinde bir getiri elde edilip edilmediği,
tasarrufların hangi vadelerde tutulduğu ve TL ile döviz arasındaki tercih de ekonominin
geleceği açısından büyük önem taşıyor.
DÖVİZ MEVDUATINDA GERİLEME
Haftanın dikkat çeken gelişmelerinden biri yabancı para mevduatlarında görüldü. Bankacılık
sektöründeki toplam yabancı para mevduatı 28 Ağustos itibarıyla 271,1 milyar dolar
seviyesinde gerçekleşti. Bir önceki hafta bu rakam 273,8 milyar dolardı.
Yurt içi yerleşiklerin yabancı para mevduatı da 234 milyar dolardan 231,4 milyar dolara
geriledi. Daha da önemlisi, parite etkisinden arındırılmış değişim 2,7 milyar dolarlık düşüş
gösterdi. Bu, yalnızca döviz kurlarındaki hareketlerin yarattığı bir değişim olmadığını,
mevduat sahiplerinin gerçek anlamda döviz pozisyonlarında azaltmaya gittiğini
düşündürüyor.
Gerilemede özellikle tüzel kişilerin etkisi dikkat çekti. Yurt içi yerleşik tüzel kişilerin parite
etkisinden arındırılmış yabancı para mevduatı yaklaşık 2,1 milyar dolar azaldı. Gerçek
kişilerdeki düşüş ise 638 milyon dolar oldu.
Bu gelişme, önümüzdeki dönemde TL finansal araçlara olan ilginin seyri açısından önemli bir
gösterge olarak değerlendirilebilir.
KREDİLERDE YUKARI YÖNLÜ HAREKET
Bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 28 Ağustos haftasında 27 trilyon 286 milyar liraya
yükseldi. Bir hafta önce 26 trilyon 962 milyar lira olan kredi hacmi yaklaşık 324,5 milyar liralık
artış gösterdi. Temmuz sonuna kıyasla da belirgin bir büyüme söz konusu.
Yurt içi yerleşiklere kullandırılan krediler 27,15 trilyon liraya ulaştı. Bunun 6,9 trilyon lirasını
tüketici kredileri, 19,6 trilyon lirasını ise finansal kesim dışındaki kuruluşlara verilen krediler
oluşturdu.
Ticari kredilerde de yükseliş dikkat çekti. Finansal kesim dışındaki kuruluşlara kullandırılan
ticari krediler 18,2 trilyon liraya yaklaşırken, bunun 9,4 trilyon lirası TL, 8,8 trilyon lirası
yabancı para cinsinden gerçekleşti. KOBİ kredileri ise TL ve yabancı para toplamında önemli
bir büyüklüğe ulaştı.
Kredi hacmindeki artış ekonominin finansman ihtiyacının sürdüğünü gösteriyor. Ancak
yüksek faiz ortamında kredi büyümesinin maliyeti de önem kazanıyor. Özellikle işletmeler
açısından finansman maliyetlerinin yüksek olması, yatırım ve istihdam kararlarını
etkileyebiliyor.
TÜKETİCİNİN BORCU DA ARTIYOR
Tüketici tarafındaki gelişmeler ise ayrı bir başlık altında değerlendirilmeli. 28 Ağustos
itibarıyla tüketici kredileri 6,9 trilyon liraya yaklaşırken, ihtiyaç kredileri 2,58 trilyon lirayı aştı.
Bireysel kredi kartı borçları ise 3,45 trilyon liraya yükseldi.
Özellikle kredi kartlarındaki büyüme, hane halkının günlük harcamalarını finanse etmek için
kredi mekanizmasına daha fazla başvurduğuna işaret ediyor. Gelirlerin fiyat artışlarının
gerisinde kaldığı dönemlerde kredi kartları kısa vadeli bir rahatlama sağlayabilir. Ancak
borcun sürekli büyümesi, gelecekte hane halkı bütçeleri üzerinde ciddi baskı oluşturabilir.
TAKİPTEKİ ALACAKLARDA ARTIŞ SÜRÜYOR
Bankacılık verilerinin belki de en dikkat çekici bölümü takipteki alacaklar. Toplam takipteki
alacaklar 844,1 milyar liraya yükseldi. Bir hafta önce bu rakam 838,2 milyar liraydı. Temmuz
sonundaki 817,7 milyar liralık seviyeye göre de artış devam etti.
Tüketici kredilerinde takipteki tutar 356,2 milyar liraya ulaşırken bunun yaklaşık 188,9 milyar
lirasını bireysel kredi kartları oluşturdu. İhtiyaç kredilerindeki takipteki alacaklar da 165,1
milyar lira seviyesine çıktı.
Bu tablo, kredi büyümesinin yanında kredi kalitesinin de yakından takip edilmesi gerektiğini
gösteriyor. Ekonomide finansal istikrar açısından yalnızca bankaların ne kadar kredi verdiği
değil, bu kredilerin ne kadarının zamanında geri ödendiği de kritik.
PARA ARZI NE SÖYLÜYOR?
Para arzı tarafında da dikkat çekici hareketler var. M1 para arzı 28 Ağustos itibarıyla 11,43
trilyon liraya ulaşırken M2 para arzı 28,99 trilyon lira, M3 para arzı ise 32,35 trilyon lira oldu.
Bir önceki haftaya göre M1 sınırlı artarken M2 geriledi, M3 ise hafif yükseldi.
M3 içerisinde para piyasası fonlarının 2,3 trilyon lirayı aşması da tasarruf sahiplerinin
alternatif finansal araçlara yöneldiğini gösteren önemli bir gelişme. Repo büyüklüğünün ise
928 milyar lira seviyesine çıkması, kısa vadeli finansal piyasaların hareketliliğine işaret ediyor.
ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE NE OLACAK?
28 Ağustos verileri, Türkiye ekonomisinde bankacılık kanalının oldukça hareketli olduğunu
gösteriyor. Mevduat büyüyor, kredi hacmi genişliyor, yabancı para mevduatlarında gerileme
görülüyor. Buna karşılık takipteki alacaklar da yükseliyor.
Önümüzdeki dönemde temel mesele, kredi büyümesinin sağlıklı bir ekonomik aktiviteye
dönüşüp dönüşmeyeceği olacak. Krediler üretim, yatırım ve ihracatı desteklerse ekonomik
büyümeye katkı sağlayabilir. Ancak tüketim ağırlıklı ve yüksek maliyetli kredi kullanımının
artması, hane halkı ve şirketlerin borç yükünü ağırlaştırabilir.
Sonuç olarak 28 Ağustos haftasının bankacılık verileri ekonomide paranın hâlâ önemli ölçüde
hareket halinde olduğunu gösteriyor. Ancak bu hareketliliğin kalıcı refaha dönüşmesi için
yalnızca kredi ve mevduat rakamlarının büyümesi yeterli değil. Asıl başarı; tasarrufların
artması, kredilerin üretime yönelmesi, enflasyonun gerilemesi ve takipteki borçların kontrol
altında tutulmasıyla ölçülecek. Türkiye ekonomisinin önündeki yeni dönemde bankacılık
sistemi bu dengenin kurulmasında belirleyici rol oynayacak.
Kaynak: TCMB
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com