Başkasında Gördüğün Güç, Aslında Senin Hikâyen

Abone Ol

Canım Kadın,

Hayatta bazen birine bakarsın ve içinden şu cümle geçer: “Ne kadar güçlü bir kadın.” Ya da “Keşke ben de onun gibi olabilsem.” Birinin cesaretine, üretkenliğine, özgüvenine ya da hayata tutunuşuna hayran kalırsın.

Çoğu kişi bunu basit bir hayranlık sanır. Ama insan zihni sandığımızdan çok daha derin çalışır.

Psikolojide buna projeksiyon denir. İnsan çoğu zaman dışarıda gördüğü bazı özellikleri aslında kendi içinde taşıdığı için fark eder. Ama henüz tam sahiplenemediği, belki cesaret edemediği, belki de bastırdığı için onları başkalarında daha net görür.

Bu yüzden bazı insanlar sana çok ilham verir.

Çünkü o özellikler sana tamamen yabancı değildir.

Aslında tanıdıktır.

Sadece henüz tam kullanmadığın bir tarafına dokunuyordur.

Canım Kadın,

Birini izlerken içinde kıpırdayan o duygu çoğu zaman bir hatırlatmadır. “Bak, bu sende de var” diyen bir işarettir.

Ama işin zor tarafı da tam burada başlar.
Çünkü bir gücü fark etmek başka şeydir, o gücü yaşamak başka şeydir.

Gücün sorumluluğu vardır. Potansiyel harekete geçmeyi ister. Harekete geçmek ise çoğu zaman konfor alanından çıkmayı gerektirir.

İnsan zihni bu yüzden bazen ilginç bir yol seçer. Kendi potansiyelini yaşamak yerine başkalarının potansiyelini konuşur.

Birine “Sen çok daha fazlasını yapabilirsin” derken aslında kendi içindeki kapasiteyi de tarif ediyor olabilir.

Birinin cesaretini överken, kendi içinde bekleyen cesareti de hissediyor olabilir.

Ama çoğu zaman bunu fark etmez.

Ve hayatını başkalarını büyüterek geçirir.

Canım Kadın,

Başkalarının ışığını görmek güzel bir şeydir. Ama o ışığa bakarken kendi ışığını küçültmek çok yaygın bir alışkanlıktır.

Birini güçlü gördüğünde kendini küçük hissetmek… Birinin başarısını görünce kendi hayatını yetersiz sanmak…

Oysa gerçek şudur:

Bir özelliği fark edebiliyorsan, o özellikle rezonans kuruyorsun demektir.

Ve rezonans, içsel bir tanışıklıktır.

Yani hayranlık duyduğun şey çoğu zaman senin de içinde olan ama belki henüz tam beslenmemiş bir parçadır.

Belki korktuğun için geri çekilmiş.
Belki yıllarca eleştirildiği için saklanmış.
Belki de hiç teşvik edilmediği için sessiz kalmış.

Ama yok değildir.

Sadece bekliyordur.

Canım Kadın,

Hayatta çok önemli bir eşik vardır. O eşik şudur:

Başkalarını büyütmeyi bırakıp kendi büyümene yönelmek.

Çünkü bazen insanlar başkalarının hayatına çok enerji verir ama kendi hayatına aynı cesareti göstermez.

Bir arkadaşına saatlerce akıl verebilirsin. Birinin potansiyelini saatlerce anlatabilirsin. Ama sıra kendi hayatına gelince bir adım atmak zor gelebilir.

İşte gerçek dönüşüm o noktada başlar.

Kendine bakmaya başladığında.

Kendi gücünü küçültmemeye karar verdiğinde.

Canım Kadın,

Şimdi sana küçük ama çok güçlü bir egzersiz bırakıyorum.

Egzersiz: Hayranlık Haritası

Bir kağıt al ve hayranlık duyduğun üç kadını düşün.

Bu bir arkadaşın olabilir. Tanıdığın biri olabilir. Ünlü biri olabilir.

Sonra şu soruyu yaz:

“Ben bu kadında en çok hangi özelliğe hayranım?”

Cesaret mi?
Kararlılık mı?
Yaratıcılık mı?
Kendine güven mi?

Her özelliğin yanına şu cümleyi ekle:

“Bu özellik benim içimde hangi durumda ortaya çıkıyor?”

Birçok kişi bu soruda şaşırır.

Çünkü fark eder ki o özellik tamamen yok değildir. Sadece bazı anlarda görünür, sonra tekrar geri çekilir.

İşte o anlarda kendi gücün sana göz kırpıyordur.

Canım Kadın,

Hayranlık duyduğun kadınlara dikkatle bak. Çünkü onlar çoğu zaman sana kim olabileceğini gösteren aynalardır.

Ama aynaya bakmanın amacı kendini küçültmek değildir.

Kendini hatırlamaktır.

Sen de güçlü olabilirsin.
Sen de cesur olabilirsin.
Sen de kendi yolunu açabilirsin.

Bu özellikler birilerine özel değildir.

İnsan doğasının parçalarıdır.

Ve sen de o doğanın içindesin.

Canım Kadın,

Bir gün başkalarının hayatını konuşmayı biraz azaltıp kendi hayatına aynı enerjiyi verdiğinde büyük bir değişim fark edeceksin.

Çünkü başkalarının potansiyelini görmek güzel bir şeydir.

Ama en büyük dönüşüm, kendi potansiyelini görmeye başladığında gerçekleşir.

Ve o gün geldiğinde şunu anlayacaksın:

Hayranlık duyduğun birçok özellik aslında hep senin içindeydi.

Sadece hatırlanmayı bekliyordu.