Beden Susar Sanırsın, Ama Ruhunu Taşımaya Devam Eder

Abone Ol

Canım Kadın,

İnsan bazen sadece zihni yoruluyor sanıyor.

“Olanları kafama takıyorum sadece…” “Biraz stresliyim geçer…” “Ben güçlüyüm, unuttum artık…”

diyor.

Ama beden unutmaz.

İçeride susturduğun her duygu, bastırdığın her kırgınlık, söyleyemediğin her öfke bir şekilde bedende yaşamaya devam eder. Çünkü ruhun taşıyamadığı yükü, bir yerden sonra beden taşımaya başlar.

Bazen geçmeyen yorgunluk olur… Bazen sebepsiz bir şişkinlik… Bazen omuzlarında ağırlık… Bazen nefes darlığı gibi bir sıkışma… Bazen de sürekli alarmda yaşayan bir beden…

Ve çoğu kadın yıllarca bunun sadece fiziksel olduğunu sanır.

Halbuki insan sadece etten ve kemikten oluşmaz. İnsan; duygu, hafıza, yaşanmışlık ve enerji de taşır.

Bir kadın sürekli güçlü olmak zorunda kaldığında, ağlayamadığında, kırıldığını söyleyemediğinde… İçinde biriken şey sadece duygu olmaz; zamanla bedensel bir yüke dönüşür.

Çünkü bastırılmış her duygu, içeride tamamlanmayı bekleyen bir hikâyedir.

Mesela bazı kadınlar vardır… Her şeyi kontrol etmeye çalışırlar. Asla esnemezler. Hep güçlü görünürler. Hep ayakta kalırlar.

Ama içten içe tükenmişlerdir.

Çünkü hayat bazen en çok “Asla düşmem” diyen yeri yorarak öğretir insana teslim olmayı.

Bazı kadınlar da yıllarca susturdukları öfkeyi taşır içlerinde.

Kimseyi kırmamak için kendilerini kırarlar. Haksızlığa uğrasalar bile ses çıkaramazlar. “Boş ver” diye diye içlerini zehirlerler.

Sonra bir bakmışsın beden sürekli gergin… Çene sıkılıyor… Mide yanıyor… Baş ağrıları bitmiyor…

Çünkü beden bazen dile gelemeyen duyguların tercümanı olur.

Bir de sıkışmış kadınlar vardır Canım Kadın…

Gitmek ister ama gidemez. Kalmak ister ama mutlu değildir. Karar veremez. Sürekli aynı döngünün içinde döner durur.

İşte insanın ruhu hareket etmek isterken, hayatında sürekli kendini durdurması bedende de ağırlık yaratır.

Çünkü ruhun da nefes almaya ihtiyacı vardır.

İnsan sadece ciğerleriyle değil, umutlarıyla da nefes alır.

Ve geçmiş…

Ah o geçmiş…

Bazı kadınlar yıllar geçse bile eski acıların içinde yaşamaya devam eder. Affedemedikleri insanlar, kapanmayan defterler, “Neden ben?” dedikleri yaşanmışlıklar…

Dışarıdan normal görünürler ama içlerinde hâlâ eski bir yaranın başında beklerler.

İşte o zaman beden de bırakmayı unutmaya başlar.

Çünkü zihin geçmişte kaldığında, beden de gevşeyemez.

Sürekli tetikte yaşayan bir insanın kasları bile dinlenmeyi unutur.

Canım Kadın,

Burada çok önemli bir şeyi ayırmak gerekiyor…

Her fiziksel rahatsızlığın sebebi duygu değildir. Bedenle ilgili yaşadığın ciddi belirtilerde mutlaka bir doktora görünmek gerekir. Ama duyguların beden üzerindeki etkisini de yok sayamayız.

Çünkü insan ruhu ve bedeni birbirinden ayrı çalışmaz.

İçeride ne taşıyorsan, beden bir süre sonra onu anlatmaya başlar.

Belki de bu yüzden bazı yorgunluklar sadece uyuyarak geçmez.

Çünkü ruhun da dinlenmeye ihtiyacı vardır.

Şimdi kendine dürüstçe şunu sor:

En çok neyi tutuyorum içimde?

Söyleyemediğin şey ne? En çok hangi duyguyu bastırıyorsun? Neye rağmen güçlü görünmeye çalışıyorsun?

Çünkü iyileşme, önce insanın kendine dürüst olmasıyla başlar.

Kendini kandırmayı bıraktığında… “İyiyim” maskesini indirdiğinde… Gerçek duygularını görmeye cesaret ettiğinde…

İşte beden de yavaş yavaş gevşemeye başlar.

Küçük Bir Duygu Egzersizi

Bugün kendinle yalnız kaldığında sessiz bir ortamda otur.

Elini kalbinin üzerine koy ve gözlerini kapat.

Sonra kendine şu soruyu sor:

“Ben en çok neyi taşıyorum?”

Cevabı hemen bulmaya çalışma. Sadece hisset.

Sonra bir kâğıda içinden geçenleri sansürsüz yaz.

Kırgınlığını… Öfkeni… Korkunu… Yorgunluğunu…

Kimse okumayacakmış gibi.

Çünkü bazen insanın iyileşmesi için önce içindekilerin görünür olması gerekir.

Ve ardından kendine şu cümleyi söyle:

“Her şeyi tek başıma taşımak zorunda değilim.”

Bunu hissetmek bile bedenindeki yükü hafifletmeye başlar.

Ve unutma Canım Kadın…

İnsan sadece fiziksel yüklerden yorulmaz.

En ağır yük; konuşulamayan duygulardır.

Kendine şefkat göstermeyi öğren. Sürekli güçlü olmak zorunda değilsin. Bazen durmak da iyileşmektir. Bazen ağlamak da güçtür. Bazen bırakmak, insanın kendine verdiği en büyük sevgidir.

Çünkü beden gerçekten yalan söylemez.

Sen sustuğunu sansan bile, ruhun bir şekilde kendini anlatmaya devam eder.

Bugün, bu yazıyı ihtiyacı olduğunu bildiğin bir Kadın'a gönder.