BEDENİN SENİ DİNLİYOR OLABİLİR Mİ?

Abone Ol

Canım Kadın,

Gün içinde zihninden neler geçiyor?

Kendinle nasıl konuşuyorsun?

“Ben yine beceremedim.”

“Her şey üzerime geliyor.”

“Bunun altından kalkamayacağım.”

“Ben zaten hep böyleyim.”

“Kimse beni anlamıyor.”

Belki bu cümleleri yalnızca birer düşünce sanıyorsun.

Ama zihninde tekrar eden düşünceler, bedeninin yaşadığı duygusal ortamı da etkileyebilir.

Çünkü beden ve zihin birbirinden bağımsız iki ayrı dünya değildir.

Stres, korku ve uzun süreli kaygı; sinir sistemi, hormonlar, uyku, sindirim ve bağışıklık gibi birçok bedensel süreçle ilişkilidir.

Yani hücrelerin senin söylediğin kelimeleri tek tek anlayıp yorumlamaz.

Ama o kelimelerin sende oluşturduğu duyguyu ve bedenindeki karşılığını yaşar.

Korku içindeysen bedenin bunu hisseder.

Güvende hissediyorsan bedenin de buna farklı tepki verir.

İşte bu yüzden kendinle kurduğun dil önemlidir.

Zihinsel yükünün bedenini nasıl etkilediğini fark etmek, kendine verebileceğin önemli bir destektir.

Çünkü bazen kendimize söylediğimiz en sert cümleleri, sevdiğimiz bir kadına asla söylemeyiz.

Ama kendimize her gün tekrarlarız.

KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: BEDENİNE BUGÜN NE SÖYLÜYORSUN?

Bugün birkaç dakika sessizce otur.

Elini göğsüne ya da karnına koy.

Ve kendine sor:

“Şu anda bedenimde ne hissediyorum?”

Sıkışma mı?

Yorgunluk mu?

Huzursuzluk mu?

Gevşeme mi?

Sonra şu soruyu sor:

“Bugün zihnim bana en çok ne söyledi?”

Olumsuz bir cümle yakalarsan onu zorla olumluya çevirmeye çalışma.

Sadece daha şefkatli ve gerçekçi bir cümle kur.

“Bunun altından kalkamam.”

yerine:

“Şu an zorlanıyorum ama adım adım ilerleyebilirim.”

“Her şey kötü gidiyor.”

yerine:

“Şu anda zorlandığım şeyler var ama hayatımın tamamı bundan ibaret değil.”

“Ben hiçbir şeyi beceremiyorum.”

yerine:

“Her şeyi yapmak zorunda değilim. Öğrenmeye devam ediyorum.”

Sonra üç kez yavaşça nefes al ve kendine şunu söyle:

“Güvendeyim. Kendime iyi davranmayı seçiyorum.”

Bu bir sihirli cümle değil.

Bu, zihninle bedenin arasındaki iletişime daha şefkatli bir dil ekleme pratiğidir.

CANIM KADIN, BEDENİN DÜŞMANIN DEĞİL

Bazen bedenimiz yorulur.

Bazen gerilir.

Bazen uykusuz kalır.

Bazen stres altında farklı tepkiler verir.

Ve biz hemen bedenimize kızarız.

Oysa bedenin çoğu zaman sana karşı değil, senin için çalışır.

Yorgunluğunu fark ettirir.

Dinlenmeye ihtiyacın olduğunu söyler.

Gerilim biriktirdiğinde bunu hissettirir.

İşte burada bedenini susturmaya değil, onu dinlemeye başlamak gerekir.

Ama dinlemek, her belirtiye tek bir psikolojik anlam yüklemek değildir.

Dinlemek; gerektiğinde dinlenmek, gerektiğinde yaşam tarzını gözden geçirmek ve gerektiğinde de profesyonel sağlık desteği almaktır.

Kendine iyi davranmak, bedenini sadece “olumlu düşüncelerle” iyileştirmeye çalışmak değil; onun gerçek ihtiyaçlarını ciddiye almaktır.

Canım Kadın,

Bugün kendine nasıl konuştuğuna dikkat et.

Çünkü dünyadan duyduğun her sözün etkisini seçemeyebilirsin.

Ama kendi iç sesini değiştirmeye başlayabilirsin.

Kendini sürekli eleştirmek yerine anlamaya çalış.

Bedenine kızmak yerine onu dinle.

Zorlandığında kendine yüklenmek yerine destek ol.

Ve unutma:

Sen bedenin değilsin, ama bedenin seninle birlikte hayatı taşıyor.

Ona düşman gibi değil, emanetinmiş gibi davran.

Bugün kendine şu cümleyi hatırlat:

“Bedenimi dinliyorum. Duygularımı fark ediyorum. Kendime karşı daha şefkatli olmayı seçiyorum.”

Belki iyileşmenin ilk adımı her şeyi düzeltmek değil...

Kendinle savaşmayı bırakmaktır.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin, değer verdiğin bir kadına da gönder. Belki onun da bedeninin düşmanı olmadığını, kendisini biraz daha şefkatle dinlemeyi hatırlamaya ihtiyacı vardır.