Canım Kadın,
“Ne yapacağımı bilmiyorum…” dediğin anları küçümseme. Çünkü çoğu zaman bu cümle bir yetersizlik değil, içsel bir eşiğin işaretidir. Zihin öyle kolay kolay yolunu kaybetmez; aksine seni korumak için yönünü bulanıklaştırır. Sen “kararsızım” zannederken, aslında iç dünyan sana “henüz hazır değilsin” diyordur.
Hayatta bazı dönemler vardır, her şey sisli görünür. Önün açık olsa bile adım atmak zor gelir. Çünkü mesele yolun netliği değil, senin o yola çıkacak cesareti, sorumluluğu ve bedeli göze alıp almadığındır. Değişim romantik bir kelime gibi anlatılır ama gerçek hayatta her değişim bir şeyden vazgeçmeyi gerektirir. Eski alışkanlıklarından, konforundan, hatta bazen eski kimliğinden…
İşte bu yüzden zihin “bilmiyorum” diyerek seni yavaşlatır. Çünkü aceleyle alınan kararlar çoğu zaman dönüşüm değil, kaçıştır.
Sen kendini henüz tam görmeden, kendi karanlığınla yüzleşmeden, dışarıdan gelen hiçbir işaret sana gerçek anlamda yol gösteremez. Çünkü duymaya hazır olmadığın şeyi, en doğru yerden bile gelse duyamazsın. Bu yüzden bazen yolun kapalı gibi görünmesi bir engel değil, bir hazırlık sürecidir.
Uyanış dediğimiz şey de tam burada başlar. Bu, dışarıdan gelen bir bilgi değil… içeride verilen bir karardır. Kendinle dürüstçe yüzleşmeye, kaçmadan bakmaya, saklamadan kabul etmeye karar verdiğin an.
İşte o zaman sis dağılmaya başlar.
Çünkü sen netleştikçe, hayat da netleşir.
Ve şunu unutma… Kendini görmeye cesaret edemeyen biri, hayatın ona sunduğu fırsatları da göremez. Ama kendine dürüst olan biri, en karanlık yerden bile bir yol açar.
Şimdi sana küçük ama güçlü bir egzersiz bırakıyorum:
Bugün sessiz bir anında kendine şu soruyu sor: “Ben gerçekten bilmiyor muyum… yoksa bildiğim şeyin sorumluluğunu almaktan mı kaçıyorum?”
Cevap hemen gelmeyebilir. Ama geldiğinde seni sarsacak kadar gerçek olacaktır.
Sonra bir kağıt al ve şu iki başlığı yaz: “Hazır olmadığım şeyler” “Korktuğum bedeller”
Dürüstçe yaz. Süsleme, hafifletme, kaçma.
Çünkü fark ettiğin her şey, seni özgürleştirmeye başlar.
Ve Canım Kadın, hayat, hazır olanlara değil… hazır olmaya cesaret edenlere yol açar.
Sen kendinle yüzleştiğinde, kararsızlık kaybolmaz… ama yerini netliğe bırakır.
Ve o zaman, artık “bilmiyorum” demezsin.
“Hazırım” dersin.