Bir Bilen; Dilek Köktaş Gündoğdu CHP Karşıyaka Kadın Kolları Başkanı

Abone Ol

Bazı insanları bir haber metninden tanıyamazsınız. Özgeçmişlerine bakarak da anlayamazsınız. Çünkü insanın gerçek kimliği, aldığı diplomalardan, taşıdığı unvanlardan ya da bulunduğu makamlardan çok daha fazlasıdır. Ben Dilek Köktaş Gündoğdu’yu tanıdığımda da karşıma önce bir siyasetçi değil, insanı dinleyen, karşısındakinin derdini kendi derdi gibi hisseden, duygusal, merhametli ve son derece anaç bir kadın çıktı. Zaman içinde onun hayat hikâyesini, eğitim mücadelesini, mesleki birikimini ve insanlarla kurduğu ilişkiyi daha yakından gördükçe, bugün geldiği noktanın tesadüf olmadığını düşündüm.

Dilek Köktaş Gündoğdu artık CHP Karşıyaka Kadın Kolları Başkanı. Bu görev onun için yalnızca bir siyasi unvan değil. Bence yıllardır biriktirdiği bilgi, deneyim ve insan hikâyelerinin siyasete taşınması açısından önemli bir başlangıç. Çünkü siyasetin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, insanı sadece oy veren bir seçmen olarak değil, duyguları, kaygıları, umutları ve hayat mücadelesi olan bir insan olarak görebilmek. Dilek Hanım’ın güçlü taraflarından biri tam da burada ortaya çıkıyor.
Ben siyasi yazılar yazarken hep şuna dikkat ederim: Bir insanı makamıyla değil, o makamı nasıl taşıdığıyla değerlendirmek gerekir. Çünkü herkes bir koltuğa oturabilir ama herkes o koltuğa kendi insanlığını taşıyamaz. Dilek Köktaş Gündoğdu’nun farkı, bana göre, siyaset yaptığı yerde insanlığını kaybetmemesi.
Onun hayat hikâyesini bilenler ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır.
Çocuk yaşta evlatlık verildiğini öğrenmek, ardından çok genç yaşta evlendirilmek, henüz 17 yaşında anne olmak ve eğitim hayatına ara vermek... Bunların her biri tek başına bir insanın hayatını altüst edebilecek kadar ağır deneyimler. Dilek Köktaş Gündoğdu ise bütün bu yaşadıklarını kendisini tüketen bir geçmişe dönüştürmek yerine, kendisini güçlendiren bir hayat dersine çevirmiş.
İşte ben Dilek Hanım’ı biraz da bu nedenle önemsiyorum.
Çünkü hayat ona kolay bir yol vermemiş.
O da kolay yolu beklememiş.Kendi yolunu kendisi açmış. Üstelik bunu yaparken sadece kendisini düşünmemiş.
Kadınların yaşadığı sorunlara, çocukların eğitimine, toplumsal dayanışmaya ve insanların haklarına kafa yormuş. Mesleki hayatında bilirkişilik ve uzlaştırmacılık yapmış, sivil toplum çalışmalarında bulunmuş, farklı eğitimler almış, kendisini sürekli geliştirmiş. Bugün hâlâ öğrenmeye devam ediyor.
İşte Dilek Köktaş Gündoğdu’nun bilgi birikimi, benim açımdan onun siyasi kimliğinin en önemli avantajlarından biri.
Çünkü karşımızda sadece politika konuşan bir insan yok. Ekonomiyi bilen, hukuku bilen, kamu yönetimi eğitimi almış, bilirkişilik deneyimi bulunan, uzlaştırmacılık yapan, sosyoloji okuyan ve farklı alanlarda akademik çalışmalar yürütmüş bir kadın var. Ama onu yalnızca bilgi birikimiyle anlatırsam yine eksik kalır.Çünkü Dilek Köktaş Gündoğdu’nun başka bir tarafı daha var.
İnsan tarafı.
Ve bana göre siyasette en kıymetli tarafı da bu.
Dilek Hanım duygusal bir insan.
Bunu bir zayıflık olarak değil, tam tersine siyasetin ihtiyacı olan bir güç olarak görüyorum.
Çünkü siyasette bazen çok fazla hesap, çok fazla strateji, çok fazla makam ve çok fazla güç konuşuluyor. İnsanların gözyaşını, evdeki tencereyi, çocuğun geleceğini, annenin kaygısını, yaşlı babanın yalnızlığını, genç kadının iş arayışını konuşmayı unutuyoruz.
Oysa siyaset biraz da vicdan işidir.
Dilek Köktaş Gündoğdu’nun anaçlığı burada önem kazanıyor.
Onun insanlarla konuşma biçiminde bir “abla”, zaman zaman bir “anne” sıcaklığı hissediliyor. Karşısındaki insanın yalnızca söylediği sözü değil, söyleyemediğini de anlamaya çalışan bir yapısı var. İnsanların derdini dinlerken hemen hüküm vermek yerine anlamaya çalışması, onu farklılaştıran özelliklerden biri.
Ben buna siyasetin insan yüzü diyorum.
Karşıyaka gibi sosyal ve kültürel açıdan güçlü bir ilçede kadın siyasetinin de tam olarak böyle bir anlayışa ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü kadın kolları yalnızca seçim dönemlerinde çalışan bir yapı olmamalı.
Mahalleye girmeli.
Kadının evine, gencin geleceğine, çocuğun eğitimine, emeklinin hayatına dokunmalı.
İnsanların telefonunu açıp “Nasılsın?” diyebilmeli. Bir kadın ağladığında onun yanında durabilmeli. Bir genç umutsuz olduğunda elinden tutabilmeli. Bir aile ekonomik sıkıntı yaşadığında çözüm için kapı çalabilmeli.
Dilek Köktaş Gündoğdu’nun kişiliğinde ben bu yaklaşımın izlerini görüyorum.
Üstelik CHP Karşıyaka İlçe Başkanlığı’nın da bu bilgi ve deneyimden önemli ölçüde yararlanabileceğini düşünüyorum. Çünkü bir siyasi örgütün gücü yalnızca seçim dönemindeki organizasyon kabiliyetiyle ölçülmez. Örgütün içerisinde farklı mesleklerden, farklı hayat deneyimlerinden ve farklı bakış açılarından insanların bulunması da büyük önem taşır.
Dilek Köktaş Gündoğdu’nun mesleki geçmişi bu açıdan CHP Karşıyaka örgütü için ciddi bir kazanım.
Bilirkişilik deneyimi ona olaylara farklı açılardan bakmayı öğretmiş.
Uzlaştırmacılık insanları dinlemeyi, tarafları anlamayı ve ortak bir zeminde buluşturmayı gerektiriyor.Mesleki hayatı ona disiplin kazandırmış.
Eğitim hayatı araştırmayı ve öğrenmeyi öğretmiş.
Hayat hikâyesi ise sabretmeyi...
İşte bütün bunlar birleştiğinde ortaya siyasi açıdan değerli bir profil çıkıyor.
Ben özellikle uzlaştırmacılık deneyiminin siyasi yaşamında önemli bir avantaj olacağına inanıyorum. Dilek Hanım’ın mesleki geçmişinde insanları dinlemek, sorunları anlamak ve çözüm üretmek var.
Bu özelliğini siyasi yaşamına taşıyabilirse, yalnızca kadın kolları açısından değil, CHP Karşıyaka örgütü açısından da önemli bir değer yaratabilir.
Bir başka önemli özelliği ise merhameti.
Merhamet siyasette çoğu zaman yanlış anlaşılır. Oysa merhamet, güçsüzlük değildir. Tam tersine, insanın gücünü başkasının hayatına fayda sağlayacak şekilde kullanabilmesidir.
Dilek Köktaş Gündoğdu’nun hayatına baktığımızda bunu görüyoruz.
Kendi hayatında yaşadığı zorluklara rağmen başkalarına karşı sertleşmemiş.
Kendisini hayata karşı kapatmamış.
İnsanlara olan inancını kaybetmemiş.
Bence asıl büyük başarı budur.
Çünkü insan çok acı yaşadığında iki farklı yola gidebilir. Ya kalbi sertleşir ya da başkalarının acısını daha iyi anlamaya başlar.
Dilek Hanım ikinci yolu seçmiş.
İşte bu nedenle onun “kadınlar güçlenirse toplum güçlenir” sözü bana samimi geliyor.
Çünkü bu cümlenin arkasında bir siyasi hesap değil, yaşanmışlık var.
Bugün Dilek Köktaş Gündoğdu’nun önünde yeni bir dönem var. CHP Karşıyaka Kadın Kolları Başkanlığı görevini üstlendi. Önünde yoğun bir çalışma dönemi bulunuyor. Kadınlarla, gençlerle, sivil toplumla, meslek örgütleriyle ve Karşıyaka’nın mahalleleriyle daha fazla temas kurması gerekecek.
Ben onun bunu yapacağına inanıyorum.
Çünkü Dilek Hanım’ın en önemli özelliği, insanlarla masa başında değil, hayatın içinde ilişki kurabilmesi.
Bir de “Bir Bilene Danışın” programı var.
Bu programı da ayrıca önemsiyorum.
Çünkü Dilek Köktaş Gündoğdu’nun sahip olduğu bilgi birikimini insanlarla paylaşma arzusunu gösteriyor. Bilirkişilikten hukuka, ekonomiden sosyal yaşama kadar farklı alanlarda edindiği deneyimi toplumla buluşturması, siyasetin yalnızca sloganlardan ibaret olmadığını da gösteriyor.
Bugün siyasetin bilgiye ihtiyacı var.
Ama sadece bilgiye değil.
Bilgiyi insan için kullanabilen insanlara ihtiyacı var.
Dilek Köktaş Gündoğdu’nun farkını ben burada görüyorum.Onun önünde kolay bir görev yok.
Siyaset zor bir alan. Eleştirisi var, tartışması var, beklentisi var, hayal kırıklığı var.
Ama Dilek Hanım’ın hayatı zaten kolaylıklar üzerine kurulmamış.
O, zorlukların içinden gelmiş.
Bu nedenle siyasetin zorluklarını da hayat tecrübesiyle karşılayabilecek bir karaktere sahip olduğunu düşünüyorum.
Ve bir siyasi köşe yazarı olarak benim Dilek Köktaş Gündoğdu’na dair en temel gözlemim şu:
O, önce insan olmayı seçmiş bir kadın.
Ben bunun siyasette çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü siyaset değişebilir. Görevler değişebilir.
Makamlar gelip geçebilir.Ama insanın karakteri kalır.Dilek Köktaş Gündoğdu’nun karakterinde ise mücadele, bilgi, merhamet, anaçlık, duygusallık ve insan sevgisi var.
Şimdi bütün bu özelliklerini CHP Karşıyaka Kadın Kolları Başkanlığı görevine taşıyacak.
Ben de bir gazeteci ve köşe yazarı olarak, kendisini tanıyan biri olarak, Dilek Köktaş Gündoğdu’nun önündeki bu yeni yolculuğun Karşıyaka siyasetine farklı bir soluk getireceğine inanıyorum.
Çünkü bazen siyasetin ihtiyacı olan şey daha yüksek ses değildir.
Daha sert sözler de değildir.
Daha büyük makamlar hiç değildir.
Bazen siyasetin ihtiyacı olan şey, bir insanın diğer insanın derdini gerçekten dinlemesidir.
Dilek Köktaş Gündoğdu’nda ben tam da bunu görüyorum.
Ve belki de onun en güçlü tarafı şu:
Hayat onu defalarca sınadı ama o, hayatın karşısında insanlığını kaybetmedi.
Şimdi sıra siyasette.
Ben inanıyorum ki Dilek Köktaş Gündoğdu, Karşıyaka’da kadın siyasetinin sadece görünen yüzlerinden biri değil, insan odaklı siyasetin güçlü seslerinden biri olabilir.

Yolu açık olsun.
Çünkü bazı insanlar bir göreve geldiğinde makam değer kazanır.
Ben Dilek Köktaş Gündoğdu’nun da CHP Karşıyaka Kadın Kolları Başkanlığı görevine böyle bir değer katacağına inanıyorum.