BİR DERS ALINACAK OLAY

Abone Ol

Her olay bir ders verir.Ama anlayana.Anlamayana da ibretlik iş bile olsa beyhude.On beş yıl önce
tahminen soyadı küçük olan ,her ne kadar bedenen farklı olsa bile.TV programlarında bir pervasız
adam…İsim vererek hiç ama hiç endişe etmeden tehdit ediyor,küfrediyor,acınacak hallerde bir
hadsizlik sergiliyordu.Mehmet Akif rahmetli”insan iki şeyi bilmelidir.Birisi haddini bilmek,diğeri
hesabını bilmek, ben haddimi bildim ama hesabımı bilemedim “derdi. Bu arkadaş gibi haddini
bilmeyen onun arkadaşı olan bir luzumsuz da haddini aşan cümlelerle etrafa saldırıdı.Adeta “kuduz
köpek gibi”derlerdi.Akif,eli açık cömert olduğu için fakire fukaraya ayrdım ederdi.Kendisi üşüme
pahasına üstünde paltosu olmayan elbisesi yırtık adama kendi paltosonu vererek soğukta kalan bir
insandı.Bu hadsiz adam onca saldırılarından sonra geçenlerde tutuklandı.Gazteci değilmiş.Kendisi gibi
hilkat garibesi şahısla beraber bu işe başalmışlar.O da kalitesizdi ama bu herhalde bir parça(“bir tık”
demiyorum) daha üstündü.Son zamanlardaki konuşmalarında”bu hükümet,Sayın Erdoğan gidince
yerine gelecek olanlar bizi mahkemelerde süründürürler” diyordu.Korktuğu o kadar uzak
değilmiş.Giden gelenden ziyade var olanlar ,kendisinin de mensubu olduğunu zannettikleri onu
korktuğu kodese koydular.Konuşmalarındaki hadsizlik değilmiş meğer.Ayan olmuş belki.
Daha önce tutuklanan arkadaşının Gürcistan dolandırıcılığını bildiğini söyledi.Ayrıca Antepli iş
adamlarını “fetö” öcüsü ile korkutup malına parasına konmak istemişti.Bunlara acımamak
lazım.Tamam karşıda bir soysuz gurup var ancak bu şekilde yapanlar onlardan da aşağı
mahluklar.Nice canların yandığını işitiyorduk.Lakin bunları işitince dönen dolaplardan haberdar olduk
lanetledik.
Bu iki ahlak fukarası için son söz olarak şunları söylemek isterim.Bir kış günü hava ayaz,sular
donmuş…Hayvanlarını sulamaya götürenler dereye doğru gidiyorlar.Yola bir at pislemiş.Yolun
kenarındaki ağaçalarda titreye zavallı serçe yavrusu,tecrübeli olan büyüklerine şöyle der:Soğuktan
donuyorum.Karnım da ac.Ne yapmalıyım”? Yaşlı serçe de”bak biraz evvel giden at yola pisledi.Buharı
çıkıyor.Üstelik de içerisinde arpa da var.O pisliğin içine gir hem ısınırsın hem de arpalarla karnını
doyurusun”der.Yavru serçe sevinçle koşar.Ama etrafta av kollayan bir kedinin olduğundan
habersizdir.Kendisi o at pisliğne girerken kedi üzerine çullanır.Şimdi bu serçe kendisini pisliğe atana
mı, yoksa pislikten kurtarana mı kızsın?
Gaztecilerden bunlar hep beklenir.Hastanede sıra beklemek istemeyen gazetecilikten alakası olmayan
bir manyak” ben kimim biliyor musunuz”? Ben gazeteciyim!diye bağırıyordu.Üstelik bu Cem gibi
gazetcilik eğitimi de yok.Köyden gelmiş ayağı çamurlu hokkabaz.(Kırşehir’de oldu)
Demek konuşurken,yazarken, kızarken,hatta söverken bile sınırı aşmamak lazım.Yoksa bedelini
ödersin.Elli yıl evvel,rahmetli Rauf Tamer’in yazdığı bir ibretlik olayı gelecek yazımda yazmak
isterim.Dua ederken”şeytan şerrinden “diye dua ederiz ama bu şeytanlar gazeteci olursa ne
demeli.Şam şeytanı en büyük,en aldatıcı ve tehlikeli olanı.Allah masum insanları Şam şeyatanlarının şerrinden korusun!Amin!