Bazen bir haber düşer önümüze… Sessiz ama güçlü. Büyük laflara ihtiyaç duymadan insanın içini kabartan türden. Roma’da düzenlenen Fibonacci Avrasya Olimpiyatları’ndan gelen bu haber de onlardan biri. 28 ülkeden robotik takımlarının yarıştığı, sadece bölge şampiyonlarının davet edildiği bu uluslararası arenada, MBA Okulları Dokuz Eylül Kampüsü’nün Junior Innovators takımı Dünya Şampiyonu oldu.
Durup bir düşünelim. Dünya şampiyonluğu… Üstelik çocukların, gençlerin emeğiyle. Üstelik robotik, yazılım, mühendislik gibi geleceğin diliyle.
Bugün eğitimden söz ederken sık sık ezberden, sınavlardan, notlardan şikâyet ediyoruz. Oysa bu başarı bize şunu fısıldıyor:
Eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değil; hayal kurmayı öğretmek, problem çözdürmek ve cesaretlendirmek meselesi.
Junior Innovators ekibi, jüriyi etkileyen bir robot yapmaktan çok daha fazlasını yaptı. Disiplinli çalışmanın, doğru rehberliğin ve çocuklara güvenmenin neleri mümkün kılabileceğini gösterdi. Bilim, teknoloji ve mühendisliğin soyut kavramlar değil; dokunulabilir, üretilebilir ve dünya çapında karşılık bulabilir alanlar olduğunu kanıtladı.
Bu tür başarılar tesadüf değildir. Arkasında gece gündüz çalışan öğrenciler, yol gösteren öğretmenler ve “yapabilirsiniz” diyen bir eğitim anlayışı vardır. Ve belki de en önemlisi; çocuklara sadece soru çözmeyi değil, soru sormayı öğreten bir bakış açısı…
Roma’da bir kupa kaldırıldı belki ama aslında kazanan yalnızca bir okul ya da bir takım değil. Kazanan, geleceğe umutla bakmamızı sağlayan bu genç akıllar oldu. Türkiye’yi uluslararası arenada başarıyla temsil eden bu çocuklar, bize şunu hatırlattı:
Doğru ortam sağlandığında, çocuklar dünyayı bile fethedebilir. Hem de bir robotla.
Junior Innovators’ı yürekten kutluyorum. Onlar bugün dünya şampiyonu oldular; yarın kim bilir hangi dünyanın mimarı olacaklar.