Çeşme Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Güler, 27 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı değerlendirmede, Çeşme’nin turizm geleceğinde termal kaynakların daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Güler, ilçedeki Çeşme termal kaynaklarının turizm stratejisine dönüştürülmesi amacıyla sonbaharda 1. Uluslararası Çeşme Termal Sempozyumu düzenlemeyi planladıklarını açıkladı.
Güler, Çeşme’nin mineral açısından zengin termal sularının bugüne kadar ilçenin turizm kimliğine yeterince yansımadığını ifade etti. Çeşme’nin uzun yıllardır deniz, kum ve güneş turizmiyle öne çıktığını belirten Güler, termal kaynakların ise ikinci planda kaldığını söyledi.
Çeşme’nin kaplıca geleneğinin antik dönemlere kadar uzandığını belirten Güler, Roma İmparatorluğu’nun geç döneminde Şifne’de kaplıca yapılarının taştan inşa edildiğini, 18. ve 19. yüzyıllarda ise Çeşme’nin Osmanlı döneminde şifa merkezlerinden biri haline geldiğini aktardı.
Güler’in açıklamasına göre bugün Ilıca ve Şifne olarak bilinen iki termal bölge, tarihî kayıtlarda Topan ve Hamidiye adlarıyla anılıyordu.
Çeşme termal kaynaklarının mineral içeriğine ilişkin güncel ölçümlere de açıklamada yer verildi. Buna göre termal suların toplam mineralizasyon değeri 39.947 mg/L olarak ölçüldü. Açıklamada bu değerin yaklaşık 40 gram/litre seviyesine karşılık geldiği ve suların hiper-salin sınıfında değerlendirildiği belirtildi.
Güler, Çeşme’nin mineral zenginliğini İzlanda’daki Blue Lagoon, Almanya’daki Wiesbaden ve Afyonkarahisar’daki termal sularla karşılaştırdı. Açıklamada Blue Lagoon için yaklaşık 25.000 mg/L, Wiesbaden için yaklaşık 8.500 mg/L, Afyonkarahisar için ise 4.500 mg/L mineralizasyon değerleri verildi.
Açıklamada Çeşme’nin termal özellikleri arasında deniz tabanından çıkan termal suların deniz suyuyla karışması da gösterildi. Ilıca’nın devamındaki Yıldızburnu’nda gözlemlendiği belirtilen bu doğal oluşum, açıklamada “deniz ılıcası” olarak tanımlandı.
Çeşme Kent Konseyi Başkanı Güler, ilçede termal suyu fiilen kullanan tesis sayısının yaklaşık 10 olduğunu, bu tesislerin toplam yatak kapasitesinin ise yaklaşık 3.500 seviyesinde bulunduğunu belirtti. Çeşme’nin genel konaklama kapasitesinin 32.000 yatağı aştığını ifade eden Güler, termal kaynakların mevcut turizm altyapısının sınırlı bir bölümünde kullanıldığını söyledi.
Bilimsel çalışmalar da gündemde
Güler, Çeşme’nin jeolojik ve hidrolojik yapısının uzun yıllardır bilim insanları tarafından araştırıldığını belirtti. Açıklamada İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Alper Baba’nın jeotermal enerji alanındaki çalışmalarına dikkat çekildi.
Güler, bilimsel birikimin sempozyumlar, akademik yayınlar ve politika önerileri yoluyla kamuoyu ve turizm sektörüyle paylaşılmasının Çeşme’nin termal potansiyelinin turizm ürününe dönüştürülmesinde önemli bir adım olacağını ifade etti.
Açıklamada Kaplıca Talasso ve Kür Merkezleri Derneği Genel Sekreteri Dr. Ilgaz Nacakoğlu’nun değerlendirmelerine de yer verildi. Nacakoğlu, Türkiye’nin zengin termal kaynaklara sahip ülkeler arasında bulunduğunu ve kaplıca turizminden elde edilen ekonomik değerin daha ileri bir seviyeye taşınabileceğini belirtiyor.
Nacakoğlu’nun değerlendirmesine göre termal turizmde yalnızca tekil otel yatırımlarına odaklanmak yerine, Afyonkarahisar ve Pamukkale örneklerinde olduğu gibi termal kentler oluşturulması gerekiyor. Güler, bu yaklaşımın Çeşme için ilçe ölçeğinde koordineli bir marka ve yönetim modeli oluşturulmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.
Jeotermal kaynak için enerji önerisi
Açıklamada Prof. Dr. Alper Baba’nın Çeşme’nin jeotermal kaynaklarının enerji altyapısında kullanılmasına ilişkin önerisine de yer verildi. Baba’nın değerlendirmesine göre konut ve tesislerin ısıtılmasında termal kaynaklardan yararlanılabilir.
Açıklamada, doğal gaz altyapısı yerine termal kaynaklı bölgesel ısıtma sisteminin değerlendirilmesinin Çeşme’nin enerji kullanımında sürdürülebilirlik açısından bir model oluşturabileceği ifade edildi.
Wellness ve sağlık turizmi de gündemde
Güler, küresel ölçekte wellness ve sağlık turizminin büyüdüğüne dikkat çekti. Açıklamada wellness ve sağlık turizmi sektörünün 2025 itibarıyla 6,8 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaştığı ve genel turizmden yüzde 50 daha hızlı büyüdüğü belirtildi.
Açıklamada ayrıca “longevity” olarak ifade edilen uzun ve sağlıklı yaşam turizminin bilimsel verilere dayalı yeni bir turizm segmentine dönüştüğü belirtildi. Bu alandaki ziyaretçilerin harcamasının klasik turistlere kıyasla 5 ila 10 kat daha yüksek olabildiği ifade edildi.
Güler, yıl boyunca devam eden wellness ve sağlık turizmi talebinin Çeşme’nin sezonun 6-8 haftayla sınırlı kalması sorununa alternatif oluşturabileceğini belirtti.
Uluslararası Çeşme Termal Sempozyumu hazırlığı
Çeşme Kent Konseyi tarafından sonbaharda düzenlenmesi planlanan 1. Uluslararası Çeşme Termal Sempozyumu’nun hazırlıkları sürüyor. Güler, sempozyumun termal kaynakların bilimsel zeminde değerlendirilmesi, akademi, sektör ve kamu kurumlarının bir araya getirilmesi ve somut bir turizm stratejisi oluşturulması amacıyla planlandığını açıkladı.
Güler, sempozyumun ilk hazırlık toplantısının İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde Prof. Dr. Alper Baba, Dr. Ilgaz Nacakoğlu ve uzmanların katılımıyla gerçekleştirildiğini belirtti.
Sempozyum sonucunda ortaya çıkacak bilimsel ve sektörel değerlendirmelerin başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere ilgili bakanlıklara resmi olarak iletileceği bildirildi.
Güler, Çeşme’nin turizm geleceğinde termal kaynakların değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, ilçenin sahip olduğu bu kaynağın bilimsel çalışmalar ve koordineli bir stratejiyle turizme kazandırılması çağrısında bulundu.