GÜNCEL

Çeşme'deki tartışmalı projede Arkas ayrıntısı ortaya çıktı

Çeşme'de rezidans tartışmalarının odağındaki Castello Fontana Otel Projesi'nin ÇED dosyasında yer almayan parsel sahiplerinin Lucien Arkas ve Günay Guy Pagy olduğu öne sürüldü. Projedeki bağımsız bölümlerin rezidans olarak satışa çıkarıldığı da iddia edildi.

Abone Ol

İzmir'in Çeşme ilçesinde son dönemde "otelden rezidansa dönüşen" projeler tartışılırken, Arıkan Proje tarafından hayata geçirilmesi planlanan Castello Fontana Projesi'nde dikkat çeken bir ortaklık ortaya çıktı. Proje arazisinin önemli bölümünün, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas ile kuzeni Günay Guy Pagy'ye ait olduğu ifade edildi. Çeşme'nin Çakabey Mahallesi'nde yaklaşık 1,9 milyar TL yatırımla yapılması planlanan Castello Fontana Otel Projesi için hazırlanan ÇED dosyasında, 180 bin 407 metrekare büyüklüğündeki 507 ada 173 parselin dörtte birlik hissesine karşılık gelen 45 bin 101 metrekarelik kısmın projeyi geliştiren Arıkan Proje Geliştirme şirketine ait olduğu belirtildi. Dosyada kalan hisselerin sahiplerine yer verilmezken, tapu kayıtlarında parselin diğer hissedarlarının Lucien Arkas ile kuzeni Günay Guy Pagy olduğu ileri sürüldü.PLAN RAPORUNDA İSİMLER YER ALMADI Otel alanını da kapsayan yaklaşık 439 bin 962 metrekarelik planlama sahasına ilişkin 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Aralık 2024'te askıya çıkarılmıştı. Plan açıklama raporunda da parsel sahiplerinin isimlerine yer verilmezken, bölgede 180 bin 323 metrekare "otel alanı", 95 bin 593 metrekare ise "günübirlik tesis alanı" olarak planlandı. Otel alanı için 0,30 emsal ve 6,50 metre yükseklik, günübirlik tesis alanı için ise 0,20 emsal ve tek kat yapılaşma hakkı tanındı. BÜYÜKŞEHİR'DEN OLUMSUZ GÖRÜŞ Söz konusu planlama alanı, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 1/25 bin ölçekli çevre düzeni planlarında ağaçlandırılacak alan ve tarım alanı sınırları içerisinde kalıyor. Büyükşehir Belediyesi, planlara bu gerekçelerle olumsuz görüş vermişti.REZİDANS İDDİALARI GÜNDEMDE Öte yandan proje, yalnızca ortaklık yapısıyla değil, satış modeliyle de tartışma yaratıyor. ÇED dosyasına göre yaklaşık 80 bin metrekarelik alanda inşa edilmesi planlanan projede 769 oda ve 1470 yatak kapasiteli otel yer alacak. Proje kapsamında toplam 272 blok bulunurken, bunlardan yalnızca birinin otel, diğerlerinin ise apart otel olarak planlandığı belirtiliyor. Ancak iddialara göre, imar planlarında turistik tesis (otel) alanı olarak görünen parseldeki 272 bağımsız birim, fiilen konut niteliğinde pazarlanarak satışa çıkarılıyor. 780 BİN EURODAN BAŞLIYOR Projeye ait internet sitesi üzerinden ön talep oluşturan kişilere yapılan satış görüşmelerinde bağımsız birimlerin metrekare fiyatının 6 bin 500 euro artı KDV olduğu belirtiliyor. Buna göre 120 metrekare büyüklüğündeki 1,5+1 dairelerin yaklaşık 780 bin euro artı KDV, 6,5+1 villaların ise yaklaşık 5 milyon euro bedelle satışa sunulduğu ifade ediliyor. Buna karşın proje tanıtım dosyasında apart otel yapılarının metrekare inşaat maliyetinin 21 bin 50 TL (yaklaşık 390 euro) olarak hesaplandığı görülüyor. Bu durum, inşaat maliyeti ile satış fiyatları arasındaki farkı da dikkat çekici hale getiriyor.‘PROJE SORU İŞARETLERİ İLE DOLU’ Çeşme Kent Konseyi Başkanı ve Çeşme Yarımadası Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) Başkanı Dr. Ahmet Güler, Castello Fontana Projesi'ne ilişkin yaptığı açıklamada, projenin yalnızca çevresel etkileriyle değil, ortaklık yapısı ve karar alma süreçleriyle de kamuoyunda soru işaretleri yarattığını söyledi. Güler, ÇED sürecinde kamuoyunun karşısına hangi şirket temsilcisinin çıkacağının ve kararların gerçekte kimin yararına alınacağının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirterek, Çeşme Yarımadası'nda benzer süreçlerin daha önce de yaşandığını ifade etti. Güler şunları söyledi: “Çünkü Çeşme Yarımadası'nda bu tablo bize hiç yabancı değil. Birkaç ay önce, yine bu yarımadada, İnönü Mahallesi'nde 306 dönümlük bir alan aynı Bakanlık eliyle imara açıldı; parsellerin kime ait olduğu önce imar planında gizlendi, sonra ortaya çıktı: Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas ve kuzeni Günay Guy Pagy. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çeşme Belediyesi, kendilerine hiçbir plan sunulmadan Ankara'dan doğrudan yürütülen bu sürece itiraz etti. Aynı ismin adı, Urla Kuşçular'daki, üst ölçekli planı olmadan doğal SİT alanında yükseldiği ileri sürülen bir villa projesinde de geçiyor. Şimdi Çeşme'de 769 birimlik, kanalizasyonu olmayan, foseptik ve vidanjörle "idare edilecek" bir rezidans projesi için aynı senaryonun tekrarlanmadığını kim garanti edebilir? Arıkan Proje Geliştirme A.Ş.'nin gerçek ortaklık yapısı bugün kamuoyuna kapalı. İnönü Mahallesi'nde yaşadığımız tam da buydu: mülkiyet önce gizlendi, meydana ancak basının kazması çıkardı. Bu yüzden soruyoruz: yarın o salonda muhatap olarak gösterilen şirketin arkasında kim var? Lucien Arkas ve Günay Guy Pagy, bu yarımadada bir kez daha adı sonradan telaffuz edilecek bir gücün paravanı mı? Bunu sorma hakkımız, Lucien Arkas'ın Çeşme'ye kazandırdığı, Alaçatı'da belediye arazisi üzerine 30 yıllığına kurulan Arkas Sanat Alaçatı'yı bildiğimiz için daha da güçleniyor. Bu merkeze harcandığı söylenen 8 milyon dolar, kamuoyunda Lucien Arkas'ı sanata gönül vermiş bir hayırsever gibi tanıttı. Ama aynı yarımadadan, Castello Fontana gibi projelerle 500 milyon Euro'luk bir ciro hedeflendiği konuşuluyorsa, ortada hayırseverlik değil, çok iyi kurgulanmış bir itibar yatırımı var demektir. 8 milyon dolarlık bir sanat merkeziyle kazanılan güven, yarımadadan 500 milyon Euro çekmenin önünü açan bir kapı işlevi görüyorsa, bu hesap kültür-sanata değil, ranta hizmet eder. Sanata verilen destek, doğaya ve bu topluma verilen zararın meşrulaştırıcısı olamaz; olmamalıdır.

Bakanlık, Çeşme'de art arda gündeme gelen bu projelerde kimin kimin arkasında durduğunu ÇED sürecinin bir parçası olarak açıklamak zorundadır. Çeşme Yarımadası Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) ve Çeşme Kent Konseyi olarak talebimiz nettir: Castello Fontana'ya ÇED olumlu kararı verilmemeli, ÇED bitmeden yürütülen ön satış faaliyetleri durdurulmalı ve projenin gerçek sahipliği kamuoyuna açıklanmadan hiçbir izin süreci ilerletilmemelidir. Yarımadanın geleceği, hangi ismin hangi şirketin arkasında durduğu bilinmeden, kapalı kapılar ardında belirlenemez.