Cübbeyi çıkarttı Özgüvenini giydi

Abone Ol

Rüya ilkokuldan mezun oldu.
Bir insanın mezuniyet töreninde yaşayabileceği en büyük kriz “ayakkabı vurur mu?” sanıyordum. Meğer asıl mesele, çocuğun sahnede aniden cübbesini çıkarıp “Ben buyum arkadaşlar” enerjisiyle podyuma devam etmesiymiş.
İsmi okundu.
Müzik çalıyor.
Veliler telefonlarını kaldırmış, herkes çocuğunun o tarihi yürüyüşünü çekmeye çalışıyor. Derken bizim Rüya sahnede bir hareket yaptı… Ve cübbesini çıkardı.
Öyle sinirli değil.
Öyle dramatik hiç değil.
Gayet neşeli. Gayet kendinden emin.
Bir an beynimden aynı anda yaklaşık 48 düşünce geçti:
“Acaba sıcakladı mı?”
“Elbisesini göstermek istedi galiba.”
“Bu kız özgürlüğünü ilan ediyor olabilir mi?”
“Yoksa bu bir moda manifestosu mu?”
“‘Ben özelim’ deme şekli mi?”
“‘İlkokul bitti, artık bana karışamazsınız’ mesajı mı veriyor?”
“Bu çocuk şu an kendi TED konuşmasını mı yaşıyor?”
Sonra fark ettim…
Belki de hepsiydi.
Çünkü çocuklar bazen uzun uzun anlatamaz ama bir hareketle bütün karakterlerini ortaya koyarlar. Rüya’nın o cübbeyi çıkarışında; neşe vardı, özgüven vardı, biraz delilik vardı, bolca karakter vardı.
Ve dürüst olayım… Bayıldık.
Anne baba olarak onu öyle izlemek acayip büyük mutluluktu. Çünkü özgüven öyle gökten düşmüyor. Yıllarca “Yapabilirsin” demek gerekiyor. Bazen susup onların seçimlerini izlemek gerekiyor. Bazen de başkaları ne der diye paniklememeyi öğrenmek gerekiyor.
Biz Rüya’yı büyütürken en çok şunu istedik:
Kendini saklamasın.
Galiba o gece sahnede tam olarak bunu yaptı.
“Ben buradayım” dedi.
Hem de cübbesini çıkararak.
Ben de tam o anda gururla şunu söyledim:
“İşte böyle taşınır Sevgi Dağlı kostümü!”
Çünkü o elbise de ayrı bir olaydı.
Rüya cübbeyi çıkarınca bir anda mezuniyet töreninden moda haftasına geçiş yaptık. Çocuk resmen “Bu kombini bunun için hazırladık” dedi.
Diğer çocuklar diplomayı aldı.
Bizimki sahneyi aldı.
Şimdi düşünüyorum da…
Belki mezuniyet tam olarak budur.
Çocuğun kalabalığın içinde ilk kez kendi gibi yürümeyi seçmesi.