Deliliğe Övgü

Abone Ol

Geçtiğimiz günlerde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Urla’da Türk Kadınlar Birliği’nin düzenlediği bir söyleşiye katıldım. Söyleşide geçen isimlerden Nezihe Muhiddin, dönemin alışılmış kalıplarını zorlayan girişimleriyle dikkat çekmişti. Bazı kaynaklar onu deli olarak nitelendirse de, tarihsel bağlamda bu etiket, çoğu zaman cesur ve farklı düşünen fikirlerin önyargılarla karşılanmasının bir yansımasıydı.

Bu noktada aklıma Rönesans hümanisti Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabı geldi. Erasmus, toplumun akıllı dediği insanları çoğu zaman kibir, çıkar ve kendini kandırma eğilimleriyle hareket ettiğini hicivle anlatır. Eleştirdiği konular arasında şunlar öne çıkar:

  • Güç ve iktidar sahiplerinin kibri: Krallar ve yöneticiler çoğu zaman hoşlarına giden sözleri duyar, gerçeği değil çıkarlarını takip eder.
  • Bilginlerin kibri: Akademisyenler ve düşünürler bilgi üretmekten çok bilgili görünmekle ilgilenir.
  • Dinin şekilciliği: Ritüel ve gösteriş, özden daha önemli hâle gelir.
  • Toplumsal yalanlara göz yummak: İnsanlar çoğu zaman gerçeği görmek yerine kendi hoşuna giden yalanları tercih eder.

Tarih bize gösteriyor ki deli ilan edilen pek çok kişi aslında ileriyi gören, farklı düşünen bireylerdir. Örneğin:

  • Galileo Galilei: Dünya’nın Güneş etrafında döndüğünü savunduğu için Engizisyon tarafından yargılandı.
  • Ignaz Semmelweis: Doktorların el yıkamasını önerdiği için dışlandı ve akıl hastanesine kapatıldı.
  • Nikola Tesla: Fikirleri dönemin ötesindeydi ve çoğu kişi onu tuhaf buldu.
  • Vincent Van Gogh: Hayatı boyunca neredeyse hiç anlaşılmadı ve eserleri yaşarken değer görmedi.

Osmanlı’da ise deli kelimesi bazen cesur ve gözü pek savaşçılar için de kullanılırdı; yani delilik her zaman olumsuz değildi, bazen cesaret ve farklılıkla eş anlamlıydı.

Bugün de bazı ortamlar, fikirleri farklı olan kişileri deli veya uçuk gibi etiketlerle marjinalleştirebiliyor. Erasmus’un hicvi, 500 yıl sonra hâlâ güncel bir uyarı niteliği taşıyor: fikirleri susturmak için kişiyi küçümsemek, tarih boyunca sık görülen bir davranış.

Sonuç olarak söyleşi ve Erasmus’un kitabı bize şunu gösteriyor: Toplumun akıllı ve deli dediği kavramlar çoğu zaman görecelidir ve cesur düşünceler bazen önyargılarla karşılanır.