Dervişoğlu, İYİ Parti’den muhalefet partilerine yapılan milletvekili transferleri üzerinden, ilerleyen dönemde ana muhalefet partisinden belediye başkanı transfer edilmesi gibi hamlelerin meşrulaştırılmaya çalışıldığını öne sürdü. Dervişoğlu, “Yarın size yapılacakları meşrulaştırmak için bugün bunlar yaptırılıyor” dedi.
“İYİ PARTİ OLMASAYDI VEKİL OLAMAZLARDI”
İYİ Parti’den yaşanan milletvekili ayrılıklarına değinen Dervişoğlu, partisinden ayrılanların gerekçelerinin dikkat çekici olduğunu söyledi.
Dervişoğlu, “Bizden ayrılan hiç kimse, ‘İYİ Parti politikasını değiştirdi, yanlış bir söz söyledi veya yanlış bir eylem yaptı’ diyerek ayrılmıyor” ifadelerini kullandı.
Ayrılan milletvekillerinin ya kendi siyasi gelecekleri ya da “memlekete daha iyi hizmet etme” gerekçelerini öne sürdüğünü belirten Dervişoğlu, “Memlekete daha iyi hizmet etmekten kasıt nedir? Belediyenin imkânlarından yararlanmak mı, iktidarın imkânlarına ulaşmak mı?” diye sordu.
Dervişoğlu, “İYİ Parti olmasaydı bu arkadaşların pek çoğu milletvekili olamazdı ve kamuoyu tarafından tanınmazdı” dedi.
“ASLİ TEHLİKE SİSTEMİN GÖRÜLMEMESİ”
Dervişoğlu, milletvekili transferleri tartışılırken asıl meselenin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olduğunu savundu.
“Böyle böyle sistemin bütününü gözden kaçırıyoruz. Benim asıl endişe duyduğum mesele de bu. Sistemden kastım Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve bu sistemin siyaset üzerindeki etkisidir” diyen Dervişoğlu, siyasete duyulan güvenin kaybedilmesinin farklı sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Dervişoğlu, vatandaşın siyasete olan umudunu kaybetmesi durumunda ortaya çıkabilecek farklı aktörlerin toplumdan destek bulabileceğini savundu.
“BİZİ SÜREKLİ İTTİFAKA ZORLUYORLAR”
Mevcut sistemde ittifakı zorunlu hale getiren temel alanın Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu belirten Dervişoğlu, Türkiye’de şu anda seçim bulunmamasına rağmen sürekli ittifak tartışmalarının gündeme getirildiğini söyledi.
Dervişoğlu, “Ben birilerinin dayatmasıyla ittifak yapmam” dedi.
Erken seçim veya seçim barajına ilişkin bir kaygı olması durumunda siyasi partilerin oturup görüşebileceğini belirten Dervişoğlu, mevcut durumda böyle bir zorunluluk bulunmadığını ifade etti.
“YALNIZCA MİLLİYETÇİ REFLEKSLERLE KONUŞMUYORUM”
Yeni açılım sürecine ilişkin görüşlerini de paylaşan Dervişoğlu, sürecin başından itibaren iktidara “Gelin, anlatın” çağrısında bulunduğunu söyledi.
Dervişoğlu, “Bu konuda yalnızca milliyetçi reflekslerle konuşmuyorum” ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 50 yıldır devam eden bir sorunun çözümünden söz ediliyorsa çözümün referanslarının sağlam olması gerektiğini belirten Dervişoğlu, Abdullah Öcalan’ın sürecin merkezine yerleştirilmesine karşı çıktı.
“ÖRGÜTÜN ADININ DEĞİŞMESİ TEHDİDİ ORTADAN KALDIRMIYOR”
Dervişoğlu, örgütün farklı dönemlerde farklı isimlerle faaliyet gösterdiğini belirterek yalnızca isim veya tabela değişikliğinin tehdidin ortadan kalktığı anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Çerçeve yasanın içeriğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, sunulan teklifin bazı noktalarının belirsiz olduğunu savundu.
Dervişoğlu, gerçek bir silahsızlanma ve toplumsal barış sürecinden söz edilebilmesi için sürecin daha net biçimde ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
“MUHALEFETİN TOPLAM GÜCÜNE ZARAR VERMEK İSTEMİYORUM”
Muhalefet partilerinin sürece yaklaşımını da değerlendiren Dervişoğlu, diğer muhalefet partilerinin temsilcilerine gördüğü tehlikeleri açık biçimde anlattığını söyledi.
“Bir muhalefet partisinin başka bir muhalefet partisinden milletvekili transfer etmesinin muhalefete ne faydası var?” diye soran Dervişoğlu, buna rağmen muhalefetin toplam gücüne zarar vermek istemediğini belirtti.
Dervişoğlu, “Bozgunculukla anılmak ve tarihe öyle geçmek istemiyorum” ifadelerini kullandı.
“BİR SİYASİ PARTİ YÜZDE 2 DE ALABİLİR”
Anket sonuçlarına ilişkin de konuşan Dervişoğlu, düşük oy oranlarından korkulmaması gerektiğini söyledi.
“Bir siyasi parti yüzde 2 de alabilir, yüzde 1,5 da alabilir. Bu sonuçlardan korkmamak gerekir” diyen Dervişoğlu, kendisi açısından önemli olanın doğru bildikleri yolda ilerlemek olduğunu ifade etti.
Dervişoğlu, siyasete bakışını anlatırken Alparslan Türkeş’in geçmişte kullandığı “Milletimize hizmet yolculuğunun sonunda değil, başındayız” sözünü hatırlattı.
“İKTİDAR MEYDANLARDA ZORLANIYOR”
Mitinglerdeki kalabalıkların tek başına seçim sonucu ortaya koymayacağını belirten Dervişoğlu, buna karşın iktidarın meydanlarda zorlandığını savundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son iki mitinginin katılım açısından zayıf kaldığını düşündüğünü söyleyen Dervişoğlu, mitinglerin siyasi gövdeyi ve çekim merkezi olma kapasitesini göstermek açısından önemli olduğunu ifade etti.