İktidarın “Terörsüz Türkiye” başlığıyla yürüttüğü yeni açılım sürecine değinen Destici, komisyon çalışmalarının mevcut şartlarda devam etmemesi gerektiğini savundu. PKK’nın sadece Türkiye’de değil, Irak, Suriye ve İran’daki tüm unsurlarıyla silah bırakmadığını vurgulayan Destici, “Sözde taahhütler yetmez. PKK tüm uzantılarıyla kendini feshetmeden bu komisyonların çalışması terör örgütüne cesaret verir. Süre uzatımı da kesinlikle gündeme gelmemelidir” dedi.
Destici, silah bırakma ve fesih gerçekleşmeden atılacak her adımın yanlış olacağını belirterek, “Önce silahlar bırakılmalı, sonra istenirse siyasi süreçler konuşulmalıdır” görüşünü dile getirdi.
Libya heyetini taşıyan uçak kazası
BBP lideri, Ankara’nın Haymana ilçesinde Libya askeri heyetini taşıyan uçağın düşmesi sonucu 8 kişinin hayatını kaybetmesine de değindi. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyen Destici, olayın aydınlatılması için kara kutu ve ses kayıt cihazının büyük önem taşıdığını söyledi. Kazaya ilişkin kesin değerlendirme yapılabilmesi için teknik incelemenin sonuçlarının beklenmesi gerektiğini ifade etti.
“Asgari ücret sadaka değil, alın teridir”
Destici’nin en sert eleştirileri ise asgari ücret konusunda geldi. 2026 yılı için net 28 bin 75 TL olarak açıklanan ve yüzde 27 artış içeren rakamın kabul edilemez olduğunu belirten Destici, “Asgari ücret bir lütuf değildir, sadaka değildir. İşçinin, emekçinin alın teridir. Açıklanan rakam bu alın terinin karşılığı olmamıştır” dedi.
BBP olarak yüzde 50 artış talep ettiklerini hatırlatan Destici, bunun gerekçelerini de ayrıntılı şekilde anlattı. 2024 yılındaki yüksek enflasyonun 2025’te asgari ücretliye yeterince yansıtılmadığını, ara zam yapılmadığını ve 2025 enflasyon beklentilerinin de yüksek olduğunu vurgulayan Destici, “Bu kayıplar telafi edilmeliydi. Yüzde 50 artış adaletli ve hakkaniyetli olurdu” ifadelerini kullandı.
“Bu rakam vicdanları yaraladı”
Açıklanan ücretin milyonlarca ailenin gerçek geçim koşullarını karşılamaktan uzak olduğunu savunan Destici, “Asgari ücret yalnızca bir çalışanın maaşı değildir; bir hanenin, bir ailenin geçim tutarıdır. Bu rakam, geçim sıkıntısını azaltmak yerine daha da derinleştirecektir” dedi.
Aile yapısının ekonomik baskı altında zarar gördüğünü belirten Destici, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Bir babanın evine başı dik girebilmesi, bir annenin çocuğuna mahcup olmaması gerekir. Açıklanan bu ücret vicdanları yaralamıştır. İşçinin ve emekçinin hakkını verecek, aileyi ayakta tutacak bir ücret mutlaka sağlanmalıdır. Bizim talebimiz nettir: En az yüzde 50 artış, insanca yaşam için asgari bir şarttır.”