POLİTİKA

DEVA'lı Seda Kaya Ösen: Seçim kaygısı oldukça, İzmir depreme hazır olamaz

İzmir’in altyapı eksikliklerinden çevre sorunlarına, ekonomiye kadar birçok kritik meseleye değinen DEVA Partisi İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, seçim kaygısı oldukça İzmir’in depreme hazır olmasının mümkün olmadığını söyledi.

Abone Ol

Ege TV’de yayınlanan İbrahim Paker ile Yeni Gündem programının konuğu, DEVA Partisi İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen oldu. Siyasete nasıl adım attığını anlatan Ösen, sivil toplumun demokrasinin temel taşları olduğuna olan inancını vurgularken, İzmir’in karşılaştığı sorunlara dair önemli açıklamalarda bulundu. İzmir’in altyapı eksikliklerinden çevre sorunlarına, turizm sektöründeki denetim boşluklarından emekli maaşlarına kadar birçok konuya değinen Ösen, özellikle hükümetin çözüm mekanizmalarından İzmir’in yeterince faydalanamadığını ifade etti. Siyaset ve sivil toplum arasındaki farklara da değinen Ösen, kadınların siyaset alanındaki yerini eleştirerek, yeni kurulan bir partide siyaset yapmanın avantajlarını dile getirdi.

Babacan’ın davetiyle

Siyasete nasıl başladığını anlatan Seda Kaya Ösen, “Ben sivil topluma çok inanan bir insanım. Her ne kadar yaşadığımız dönemde sivil toplumun önemi çok azalmış olsa da hükümet yetkilileri ve devlet yönetimi tarafından hakir görülse de ben sivil toplumun ve medyanın demokrasinin mihenk taşları olduğuna çok inanıyorum. Genç yaşlardan itibaren herkesin sivil toplumda çalışmasını çok faydalı buluyorum. Ege Genç İş İnsanları Derneği’ne üye olup her kademesinde çalıştıktan sonra 2012’de ilk kadın başkanı olarak seçildim. İki dönem de başkanlığını yaptım. Daha sonra Batı Anadolu ve Sanayici İş İnsanları Federasyonu’nun (BASİFED) bir dönem yönetiminde çalıştım. Bir dönem de başkanlığını yaptım. Aynı anda İzmirli iş insanları, sanayicileri ve hizmet sektöründe çalışan insanları temsil etmek için TÜRKONFED’de ve TÜBİK’te İzmir’i temsilen yönetim kurulu üyeliği yaptım. Siyasete Deva Partisi’nin İzmir Kurucu İl Başkanı olarak atandım. Genel Başkanımız Ali Babacan’ın davetiyle geldim. Bir buçuk senede İzmir’in 30 ilçesinde örgütlenmeler yaptım. İzmir’in tarihindeki ilk kadın il başkanıyım. Milletvekilleri seçimleri geldiği zaman 6’lı masadaki ortak listesinden Deva Partisi’nin tek milletvekili olarak 1. Bölge’den seçildim” dedi.

Siyaset ve sivil toplum

Siyaset ve sivil toplum alanındaki farklardan da söz eden Ösen, “İş hayatı, sivil toplum ve siyaset hayatı çok farklı. Kadının en az rolünün olduğu yer siyaset. EGİAD zamanında sadece yüzde 10 kadın üye vardı. Orada birazcık zorlandığım dönemler oldu. Ancak siyaset çok daha eril. Ziyaretimize her gelen diyor ki ‘Ne kadar erkek egemen bir yer burası.’ Ben nispeten şanslıyım çünkü yeni kurulan bir partide siyaset yaptığım için ve Ali Babacan’ın da daha demokratik ve naif bir tarzı olduğu için siyasetteki ayak oyunlarını çok az yaşadım” diye konuştu.

Herkes mutsuz

Emekli maaşları hakkında da düşüncelerini dile getiren Seda Kaya Ösen, “Şu andaki ekonominin faturası emeklinin, asgari ücretlinin üzerine yıkılmış durumda. Ekonomik tablonun değişmesi için bir maliye politikası, para politikası bir de yapısal reformların üzerinde durulması gerekiyor. Ama yapısal reformlar yok, tasarruf zaten yok. Maliye politikası sadece dolaylı vergiler üzerine programlanmış durumda. Sadece para politikasıyla ekonomi düzenlenmeye çalışılıyor. Esnaf mutsuz, işçi mutsuz, işveren mutsuz, emekli mutsuz, öğrenci mutsuz. Her kesimin mutsuz olduğu bir sarmalı başarmış durumdayız” ifadelerini kullandı.

Seçim kaygısı ve deprem

Türkiye’nin deprem gerçeği hakkında da konuşan Milletvekili Ösen, “Bildiğim kadarıyla Bornova ve Bayraklı bölgesinde envanter çalışması yapıldı. Tarama yapıldı. Onun dışında faaliyete geçen bir çalışma yok gibi gözüküyor. Seçim kaygısı olduğu müddetçe bu şehirlerin depreme hazırlanması çok zor. Bir siyasetçinin tekrar seçilmek hayattaki en büyük hedefi olduğu müddetçe o şehri depreme hazırlamasının teknik olarak mümkün olduğunu düşünmüyorum. Çünkü çok fazla insanı yerinden etmeniz lazım, rızasını almanız lazım, o insanlara birçok şeyi anlatmanız lazım. Buna karşı çıkan da çok insan var ve bu durum oy kaygısına sebep oluyor. Bugüne kadar daha kentsel dönüşümü çözemedik. İzmir büyük bir gecekonduya doğru ilerliyor” sözlerini kullandı.

Körfez kirliliği

Körfez sorunu hakkında konuşan ve “Neden merkezi hükümetin çözüm mekanizmasından faydalanamıyoruz?’’ sorusunu yönelten Milletvekili Ösen, şöyle devam etti: “Bunun gündemin üstünde tutulması gerekiyor. Biz İzmir olarak bu şehirde vergi veriyoruz. Peki neden merkezi hükümetin çözüm mekanizmasından faydalanamıyoruz? Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın inisiyatif alması gerektiğine inanıyorum. Bu yıl İzmir Körfezi için ayrılan bir bütçe yok. Kocaeli Körfezi için ise 590 milyon lira ayrılmış durumda. Bu bir tezat. İzmir’in Ankara’ya bir hızlı treni yok. 2028’de biteceği söyleniyor ama ben inanmıyorum. Bir otoyolu da yok. Bu sadece İzmir ve Ankara arasındaki bir mesele de değil. Aradaki şehirler de var. Bunlar tarım ve sanayi şehri. Bu kadar önemli şehirlerin olduğu bir rotada bizim İzmirliler olarak Ankara’ya ulaşımımız yok. İnsan bunu sorguluyor. Bunun iktidar vekilleri tarafından da sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Burada partizanca değil, İzmirliler olarak hareketlenmemiz lazım. Büyükşehir Belediyesi’ne bir ceza kesildi. Hatası varsa kesilsin ama bizim orada bir limanımız var. Askeri tersanemiz var. Oraya akan nehirler var. Bunların bazıları sanayi bölgelerinin içinden geliyorlar. Gediz, İç Ege’den doğup gelen bir nehir. Bunların denetlemesi yapılıyor mu? Merkezi hükümet olarak bunları on numara denetlersiniz, kirli atık atılmadığından emin olursunuz, atıldığında da gerekli cezayı kesersiniz üzerine bir de belediyeye ceza kesersiniz o zaman başımızın üstüne. Ama bunu belediyenin üzerine bir yük gibi atıp ondan sonra çözümsüzlüğe mahkum ederseniz, bu sizi cezalandırıyoruz demek.”

Trafik tıkanma noktasında

İzmir’deki trafik sorununu da değerlendiren Seda Kaya Ösen, “İzmir’de trafik tıkanma noktasına doğru gidiyor. Çevre yolu artık bir çevre yolu değil. Yeni çevre yolu projeleri seçim döneminde konuşuldu. Ben tek yönlü bir yönetim tarzını eleştiriyorum. Bazı şeylerin kolektif yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Turizmciler büyük vergi veriyor

Bolu’daki otel yangını konusundan da bahseden Ösen, “Bu çok acı bir konu. Türkiye’de insan hayatı çok ucuz, bu bir gerçek. Bir turizmci gözüyle bakmam gerekirse bu işin çok ciddi yönetmelikleri var. Bunların denetlenmesi gerekir. Turizm tesisleri aslında birçok yer tarafından denetleniyor. Ben Kartalkaya meselesinin birazcık otorite boşluğu olduğu kanaatindeyim. Araştırma komisyonu kuruldu, ben oraya da katılacağım. Sonuçları hep birlikte göreceğiz. Oranın özel idareye bağlı olması. Bolu’nun bir büyükşehir belediyesi olmaması tamam ama Kartalkaya’nın ayrı bir itfaiyesinin bulunmaması çok ilginç. Uludağ ve Kapadokya’nın ayrı alan yönetimleri vardır. Kartalkaya’da neden böyle bir şey yoktu? Otorite boşluğunda denetimler mi aksadı? Bu tarz ihtisas turizminin yoğun olduğu yerlerde çok büyük bakım onarım hizmetlerinin olması gerekir. Bu çok katmanlı ve büyük bir iş. Bunların bir üst yönetim tarafından yönetiliyor olması lazım. Turizmciler çok büyük vergi veriyorlar. Türkiye Geliştirme Ajansı vergisi adı altında şu anda Turizm Bakanlığı’nın bütçesinin yüzde ellisini turizmciler direkt olarak fonluyorlar. Bu hiçbir sektörde yok. Otelciler bunu hizmet almak için veriyor. Antalya gibi bölgelerde hala arıtma sorunlarından söz ediliyor” dedi.

Erken seçim beklemiyorum

Erken seçim beklemediğinden de söz eden Ösen, “Ben erken seçim olacağını düşünmüyorum. Bu ekonomik ortamda iktidarın seçime gitmek isteyeceğini düşünmüyorum. Muhalefetin de mecliste seçim isteyecek çoğunluğu yok. Bir buçuk sene seçim olacağını sanmıyorum. Ama Türkiye’de şartlar çok çabuk değişiyor” dedi.