Bilim insanları bireylerin kendilerine avantaj sağlayacak ya da onlar için tehlike arz edebilecek durumlara karşı, doğuştan getirdikleri olumlu ya da olumsuz tepkilerinin (biyofili/biyofobi) varlığından söz eder.
Bu araştırmacılar, bahsi geçen avantajların yiyecek, su ve güvenlik gibi insanların hayatta kalmalarını sağlayacak ihtiyaçlarla ilişkili olabildiğini belirtiyor. Tehlike arz edebilecek durumların ise yılan, örümcek gibi yaşamı tehdit edebilecek riskli doğal uyaranlar veya yükseklik, karanlık gibi bireylerde korku uyandırabilecek durumlar olduğunu belirtmiştir.
Bu bilgiler, çocuklarda biyofili ya da biyofobi gelişiminin çok küçük yaşlardan itibaren evrimsel yaklaşım ile açıklana bilirliğini doğrulamaktadır. Bu noktada, küçük çocuklarda biyofili ve biyofobi seviyelerini anlamanın önemi ortaya çıkmaktadır.
Neden bu kadar bu işin üstünde duruyoruz, çocuklarınızın ve kendinizin yüzünü doğaya çevirmenizin gerekli olduğu düşüncesiyle. İklim koşullarının bir iki derece artmasının bile orman yangınlarına neden olduğunu gördüğümüz bir yazı geride bıraktık. Bir çoğumuz “Ohhh! Ne güzel kış geldi” derken şimdi de sağanak yağışları, sel, kar, çığ, erozyon gibi tehlikeler su kaynaklarının aşırı kirlenmesiyle yazı özler olma durumunu göz ardı etmemeliyiz.
Hani sık sık çağın gereği ‘sigorta yapın” demek yetmez. Bu çağın gücü bilgi ise hepimiz hayatta kalma becerilerini öğrenmek zorundayız. Bu konuda en büyük desteği genç emeklilerden bekliyoruz. Hatta devlet bu görevi vermeli.
Köşelerinde torun bakmaktan daha verimli işler yapabilirler. Çocuklarımızı gençlerimizi deneyim ve bilgileriyle anaokulundan lise üniversiteye kadar kadar bilgilendirmeli.
Çocuklar küçük yaştan itibaren doğa materyal ve elementlerine ilgilidir. Doğanın çocuklara sunduğu rahatlık ve özgürlük hissi ile onlara oyun kurarak öğrenmenin kapılarını açar. Mühendisler doğa bilimcileri itfaiyeciler eğitimcilerle çocuklarımızı ve ailelerini bilgilendirmek en azından yaşanması muhtemel olan olaylara karşı güçlendirmek ve bir arada olma duygusunu da güçlendirecektir.
Öte yandan küçük çocuklarda biyofobi gelişimi, genetik olarak doğuştan getirdiğimiz bir olgudan ziyade, doğal uyaranlara karşı kültürün etkisi ile dolaylı olarak kazanılabilen ya da öğrenilebilen tepkiler olarak karşımıza çıkar. Bir doğa cennet olan ülkemizde bile şehir hayatına alışmış doğadan kopuk çocuklar ağırlıktadır.
Çocuklarımıza ve bunun farkında olan yetişkinlerimize aileyle birlikte hayatta kalma ve doğayı tanıma dersleri hemen başlamalı. Doğa olmadan yaşam olmayacağını öğrenmek için felaket yaşamaya gerek yok. Doğayı ve ona ait olan her şeyi sevip koruyun bitki ve tüm canlılar.