DURDUĞUNDA KONUŞAN SES KİM?

Abone Ol

Canım Kadın,

Hayatının büyük bir kısmını tepki vererek geçirebilirsin.

Bir mesaj gelir, hemen cevap vermek istersin.

Bir eleştiri duyarsın, kendini savunmaya başlarsın.

Birileri seni görmez, değersiz hissedersin.

Birileri onaylar, bir anda iyi hissedersin.

Ve fark etmeden yaşamın, dışarıdan gelen her uyarana verdiğin otomatik tepkilerin toplamına dönüşür.

Ama hiç düşündün mü?

Sessiz kaldığında...

Hiçbir şey yapmadığında...

Telefonu eline almadığında...

Kendini açıklamadığında...

İçinde konuşan o ses kim?

Canım Kadın,

Nörobilim bize beynin enerji tasarrufu yapmak için alışkanlıklar oluşturduğunu söyler.

Tekrarlanan düşünceler zamanla otomatik sinir ağlarına dönüşür.

Bu yüzden bazı insanlar eleştirildiğinde hemen savunmaya geçer.

Bazıları sürekli onay arar.

Bazıları ise herkesi memnun etmeye çalışır.

Çünkü beyin, yıllarca kullandığı yolu güvenli kabul eder.

Oysa farkındalık tam da burada başlar.

O otomatik tepkiyi vermeden önce birkaç saniye durabildiğinde...

Beynin eski devresini değil, yeni bir seçimi güçlendirmeye başlarsın.

İşte gerçek özgürlük de budur.

Canım Kadın,

Psikolojide buna "tepki ile davranış arasındaki boşluk" denir.

O küçücük boşlukta kim olacağına sen karar verirsin.

Çünkü egonun sesi genellikle şunu söyler:

"Beni onaylasınlar."

"Beni haklı görsünler."

"Beni sevsinler."

"Beni reddetmesinler."

Ama daha derindeki olgun benliğin farklı konuşur.

"Olanı açıklamak zorunda değilim."

"Kendi değerimi başkalarının alkışına bırakamam."

"Huzur, haklı çıkmaktan daha kıymetlidir."

İşte içsel güç, bu iki sesi ayırt etmeye başladığında büyür.

Çünkü özsaygı, herkesin seni anlamasıyla oluşmaz.

Kendini anlamanla oluşur.

Ve iç barış, dışarıdaki herkes değiştiğinde değil...

Sen kendi merkezinde kalabildiğinde başlar.

KÜÇÜK BİR EGZERSİZ (İçindeki Sesi Tanıma Çalışması)

Bugün seni duygusal olarak tetikleyen herhangi bir olay olduğunda hemen tepki verme.

Üç derin nefes al.

Sonra kendine şu üç soruyu sor:

"Şu an konuşan ses korku mu?"

"Onay ihtiyacı mı?"

"Yoksa değerlerime uygun olan sakin benliğim mi?"

Cevabı acele etmeden hisset.

Ardından kendine şu cümleyi söyle:

"Bugün tepkilerimi değil, seçimlerimi büyütüyorum."

Bu küçük duraklama bile beynine yeni bir sinir yolu oluşturması için fırsat verir.

Çünkü her bilinçli seçim, eski otomatik kalıpların biraz daha zayıflamasını sağlar.


Canım Kadın,

Olgunluk, hiç öfkelenmemek değildir.

Hiç incinmemek de değildir.

Olgunluk...

İçinde yükselen her sesi hemen gerçek sanmamaktır.

Çünkü sen, zihninden geçen her düşünce değilsin.

Sen, o düşüncelere nasıl karşılık vereceğini seçebilen bilinçsin.

Bugün kendine şu cümleyi hatırlat:

"Ben her duyduğum iç sese inanmak zorunda değilim."

"Ben, bana huzur veren sesi seçebilirim."

Çünkü gerçek güç, daha yüksek sesle konuşabilmekte değil...

İçindeki en doğru sesi duyabilecek kadar durabilmektedir.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin de olabilir bir kadına gönder. Belki de onun ihtiyacı olan şey, daha fazla mücadele etmek değil; önce kendi iç sesini duymaktır.