Geçtiğimiz Salı günü TÜGVA İzmir Yaz Okulu Finalini Efes Antik Kentinde izleme şansına sahip oldum.
Gerçekten şanslıydım çünkü bu final, sadece bir yaz okulu finali olmanın çok ötesinde, bu toprakların asıl sahibinin kim olduğunu tarih sayfalarına bir kez daha altın harflerle kazıyan dünya çapında bir organizasyondu.
Binlerce yıllık Efes’te duyulan Kur’an-ı Kerim tilaveti ve salavatlar, adeta Batı hikâyesinin sona erdiğini ve yeni bir devrin başladığını haykırdı.
Bu topraklarda asırlardır bastırılmak istene o asil Türk-İslam ruhu bir kez daha şahlandı.
Aydınoğlu Umur Bey’in leventlerinden beri bu sahillere Türk-İslam mührünü vuran bizlerin asıl ev sahipleri olduğunu, TÜGVA gençliği Efes’te bir kez daha gür bir sesle hatırlattı.
Kalbimi titreten bu tarihi anlara şahitlik ederken Malazgirt’ten bu yana Anadolu’yu bize yurt kılan iradenin, bu toprakların harcını adaletle, irfanla ve tevhid bilinciyle kardığını bir kez daha gururla düşündüm .
“Vatan” sınırları kalemle çizilmiş toprak parçası değil, şühedanın kanıyla sulanmış, dualarla harçlanmış ve adalet ile tanzim edilip milli şuur ve bağımsızlık iradesiyle yoğrulmuş mukaddes bir emanettir.
Vatanı, vatan yapmanın olmazsa olmazı ise o toprakları inşa ve imar ederken yeni neslin ihyasını, ahlakını ve gelişimini ihmal etmemek; gençliğin milli şuurla, tarih bilinciyle, mukaddesat sevgisiyle teçhiz edilmesidir.
Çünkü vatanı yaşatan da, geleceğe taşıyan da o topraklara kök salan nesillerdir.
TÜGVA’nın Türkiye genelinde yüz binlerce gencimize ve çocuğumuza ulaşarak yapmak istediği de budur;
Bu hayati tehlikeye karşı sağlam bir milli mukavemet hattı örmek; gençleri sadece geleceğin bir nesnesi değil, bu vatanın yarınlarına dikilmiş en sağlam fidanlar hâline getirmektir.
İşte tam da bu yüzden, Efes’te yükselen o sesler yalnızca bir yaz okulu finalinin coşkusu değil aynı zamanda bu değerleri bin yıl daha yaşatma iradesinin gür bir ilanıydı.
Bu tarihi buluşmada, TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan’da yaptığı konuşmasında aynı hassasiyetle ve aynı şuurla bu hayati gerçeğin altını çizdi.
Bilal Erdoğan, Efes’in o tarihi atmosferinde gençlere, bizi bu coğrafyaya perçinleyen, aramızdaki kardeşlik hukukunu diri tutan kadim değerlerimizi tıpkı geçmişte olduğu gibi önümüzdeki bin yılda da kararlılıkla yaşatmak zorunda olduğumuzu, aksi halde bu topraklara öyle kolayca vatan demeye devam edemeyeceğimizi hatırlattı.
Bizi biz yapan o manevi harç çözüldüğünde vatanı muhafaza etmenin imkânsızlaşacağını belirterek, asıl vatan savunmasının gençliğimizin kalbine bu imanı ve milli şuuru nakşetmekten geçtiğini vurguladı.
Biz Malazgirt’ten bu yana, tam bin yıldır bu topraklarda bir varlık mücadelesi veriyoruz.
Bu mücadele, sadece dışarıdan gelen haçlı ordularına ya da emperyalist emellere karşı verilmedi;
Asıl mücadele, bizim içimizdeki ruhu, bizi biz yapan değerleri ayakta tutma mücadelesiydi.
Eğer bugün Efes’te Kur’an okunabiliyorsa, bu topraklarda bin yıldır sürdürdüğümüz o iradenin sayesindedir.
Bilal Erdoğan’ın da vurguladığı gibi, bu değerleri kaybettiğimiz an, toprağın altındaki harç çözülür, birliğimiz dağılır ve millet olma vasfımızı yitiririz.
Gelecek bin yılda da bu coğrafyada başı dik, bağımsız ve hür bir şekilde yaşamak istiyorsak, bizi birbirimize bağlayan o sarsılmaz değerler sistemini gençlerimizin kalbine ve zihnine ilmek ilmek işlemek mecburiyetindeyiz.
Tabii ki bu muazzam gecenin arkasındaki görünmeyen kahramanları, alın teri dökenleri anmadan geçmek haksızlık olur.
Ege’nin incisi, milli mücadelenin simge şehri İzmir, ne yazık ki uzun yıllardır belirli kalıpların, ideolojik önyargıların ve dayatmalarının hapsedildiği bir şehir haline getirilmek istenmektedir.
İzmir’in o muazzam vatansever potansiyeli, dar ideolojik pencerelere sıkıştırılmaya çalışılmaktadır.
İzmir’de dayatılmaya çalışılan şartlar altında, dünya çapında böyle bir organizasyon yapan böyle meydan okuyan TÜGVA İzmir İl Temsilciliği de bence tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır.
Her zaman ifade ediyorum TÜGVA İzmir İl Temsilciliği ve Başkanı Yiğit Aslanata, Ege’nin kalbinde adına yakışır şekilde tam anlamıyla “YİĞİTÇE” bir mücadele ortaya koymaktadır.
TÜGVA İzmir, bu şehirde “yapılamaz” denilen ne varsa birer birer yapmış,
“Olmaz” denilen her şeyi oldurmuş,
“Söylenemez” denilen mukaddes hakikatleri Efes Antik Kenti’nin ortasında gururla söyletmiştir.
İzmir’de bütün cam duvarları da cam tavanları da yerle yeksan etmiştir.
Bugün küresel ölçekte gençliği kimliksizleştirmeye, ailesizleştirmeye, cinsiyetsizleştirmeye ve kendi köklerinden koparmaya çalışan devasa bir kültürel saldırı ile karşı karşıyayız.
Bu sinsi dalgaya karşı duracak yegâne güç; kendi milli değerlerine dayanan, özgüveni yüksek ahlaklı ve inançlı bir gençlik yetiştirmektir.
Efes’in tarihi atmosferinde yankılanan mukaddes kelamlar, işte bu küresel yozlaşmaya karşı çekilmiş en sert milli resttir.
Efes Antik Kenti’nde gerçekleşen bu kutlu buluşma, Anadolu topraklarının geleceğine dair umutlarımızı katbekat artırmıştır.
İzmir’de imkânsız denileni başaran, yapılmaz denileni yapan ve söylenmez denileni Efes’in antik taşlarına haykıran bu genç ve milli iradeyi yürekten kutluyorum.
Bu topraklar bizim vatanımızdır ve bin yıl daha vatanımız kalmaya devam edecektir!