Diyalize girerken yardımcı doçent oldu

Denizli'de henüz lise öğrencisi iken böbrek yetmezliği teşhisi konulan, böbrek naklinden sonra evinde dinlenirken ders çalışıp üniversiteyi kazanan ve dereceyle mezun olan 37 yaşındaki Nigar Değirmenci, haftanın üç günü diyaliz makinesine girmeye devam ederken, doktorasını da tamamlayarak yardımcı doçent oldu

Diyalize girerken yardımcı doçent oldu
01 Mart 2013 Cuma 16:18

Nigar Değirmenci, Denizli Lisesi'nde öğrenim görürken son sınıfta rahatsızlandı. Değirmenci'ye böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. 1993 yılında diyaliz makinesine girmeye başladı. 1994 yılında şu anda Ankara'da oturan annesi Emine Değirmenci kızına böbreğini verdi. Doktorlar, ameliyattan sonra Nigar Değirmenci'nin iyileşinceye kadar hijyenik koşullarda bulunması gerektiğini söyledi. Değirmenci 6 ay evinden çıkmadı, bu süre içerisinde üniversite sınavlarına çalıştı, aynı yıl Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni kazandı, 1999 yılında üniversiteden dereceyle mezun oldu. Değirmenci, 2000 yılında da asistan olarak PAÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde çalışmaya başladı. Ancak, annesinden aldığı böbrek işlevini yitirince Değirmenci 2007 yılında tekrar diyalize girmeye başladı. Haftanın üç günü diyaliz makinesine girmeye devam eden Değirmenci, bir yıl önce Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Anabilim Dalı'nda doktora yaptı. 'Demokrasi, Siyasal İletişim, Siyasal Katılma, Kamuoyu, Medya ve Siyaset, Siyasal Partiler, Kişiselleştirme, Siyasal Etik, demokrasi, Kadın ve Siyaset ve Siyasal Karikatürler' gibi konularda araştırmalar yapan Nigar Değirmenci, yardımcı doçent doktor oldu. Yrd. Doç. Dr. Değirmenci, "Hayatımın sonuna kadar bilime, insanlığa, öğrencilerime elimden gelen katkıyı vermeye devam edeceğim" dedi.

'Yaşama sevincini hiç kaybetmedim'

Lise son sınıfta okurken yakalandığı hastalıkla 20 yıldır mücadele ettiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Nigar Değirmenci, "Hayatta yaşanılan her an, her saniye ve dakikanın bile önemi büyük. Şu anda mümkün olduğu sürece 5 dakikamı bile boş geçirmiyorum. Uykuda geçirdiğim zamanın dışında neredeyse boş vaktim yok. Sürekli okuyor, araştırmalar yapıyorum. Pozitif düşünce, yaşama sevinci ve sürekli araştırmalar yapmakla hayata tutundum. Yaşamak, okumak, çiçek yetiştirmek, araştırmak çok güzel duygu. Diyaliz hastalarına mesajım; asla umutsuz olmayın. Hayatı, insanları, doğayı, okumayı seviniz. Evimde tek başıma yaşıyorum. Bunun nedeni ailemden kaçmak değil. Tek başıma olduğum zaman rahatsızlığımla daha etkili mücadele ettiğimi düşünüyorum. Hedefim iyi bir kariyer yapmaktan ziyade, sürekli araştırmak-okumak, ülkeme ve dünyaya yararlı olacak iyi öğrenciler yetiştirmek. Hayat çok güzel" diye konuştu.



Kaynak: DHA
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ögrenci - 2 yıl önce
Bu durumu asırı sinirli yapmış.Dersleri rahatsız edici.Sınıftan birisine " kapıyı dısardan kapatırmısın" demeyi marifet sanıyor.Üniverite gibi bir yere yakısmıyor.Derslerinden gecen yok.Hayattan intikamını almaya universiteye parasını odeyip gelen ögrencilerin üzerine nefret kusarak alıyor.