Canım Kadın,
Hayatın bir döneminde hepimiz bir maske takarız.
Güçlü görünmek için...
Sevilmek için...
Reddedilmemek için...
Yeterli hissedebilmek için...
Bazen "iyi kız" oluruz.
Bazen herkesi mutlu etmeye çalışan kadın...
Bazen hiç kırılmıyormuş gibi davranan...
Bazen de sürekli güçlü kalmak zorundaymış gibi yaşayan...
Ve zamanla öyle uzun süre o rolü oynarız ki...
Gerçek benliğimizle, hayatta kalabilmek için geliştirdiğimiz kimlik birbirine karışır.
Artık insanlar bizi sevdiğinde bile içimizden bir ses fısıldar:
"Beni değil... olduğumu sandıkları kişiyi seviyorlar."
İşte bu yüzden birçok kadın kalabalıkların içinde bile yalnız hisseder.
Çünkü görünen vardır...
Bir de gerçekten var olan.
Canım Kadın,
Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung, insanın dış dünyaya gösterdiği bu sosyal kimliği "persona" olarak tanımlar.
Persona kötü değildir.
Toplum içinde yaşayabilmek için geliştirdiğimiz doğal bir uyum mekanizmasıdır.
Sorun, o maskeyi takmak değil...
Kendini o maske sanmaya başlamaktır.
Çünkü bilinçaltı tekrar edilen her rolü zamanla gerçek kabul etmeye başlar.
Nörobilim de bunu farklı bir açıdan açıklar.
Beyin, sık kullanılan düşünce ve davranış kalıplarını güçlendirir.
Tekrar edilen her duygu, her davranış ve her tepki sinaptik bağlantıları destekler.
Yani yıllarca "Herkesi memnun etmeliyim." düşüncesiyle yaşarsan...
Bir süre sonra bu sadece bir düşünce olmaktan çıkar.
Otomatik çalışan bir kimliğe dönüşür.
Ve sen seçim yaptığını sanırken...
Aslında eski programın seni yönetmeye başlar.
Canım Kadın,
Gerçek dönüşüm, kendini değiştirmeye çalışmakla başlamaz.
Kendini fark etmekle başlar.
Çünkü bilinçaltındaki en güçlü soru şudur:
"Sevilmek için kim olmak zorundayım?"
Eğer cevabın;
"Hep güçlü olmalıyım."
"Hata yapmamalıyım."
"Kimseyi üzmemeliyim."
"Herkes beni beğenmeli."
ise...
Belki de sevgiyle değil...
Korkuyla yaşamaya başlamışsındır.
Oysa gerçek özsaygı, rol yaptığında değil...
Maskeni yavaş yavaş çıkarabildiğinde oluşur.
Çünkü seni gerçekten özgürleştiren şey, herkes tarafından sevilmek değildir.
Olduğun hâlinle kendini reddetmemendir.
KÜÇÜK BİR EGZERSİZ (Maskeyi Fark Etme Çalışması)
Bugün sessiz bir yere geç.
Bir kâğıda şu soruyu yaz:
"İnsanların beni sevmesi için nasıl biri olmaya çalışıyorum?"
Aklına gelen her cevabı dürüstçe yaz.
Sonra ikinci soruya geç:
"Bu özelliklerin hangisi gerçekten bana ait...
Hangisi ise yıllar içinde öğrenilmiş bir rol?"
Son olarak gözlerini kapat ve kendine şu cümleyi söyle:
"Sevilmek için rol yapmak zorunda değilim."
"Gerçek benliğim görünmeyi hak ediyor."
Bu cümleyi sadece söyleme.
Bedeninde nasıl bir his oluşturduğunu da fark et.
Çünkü bilinçli farkındalık, bilinçaltındaki eski programları değiştiren ilk adımdır.
Canım Kadın,
Hayatının en büyük yorgunluğu belki de yaptığın işlerden değil...
Sürekli oynamaya çalıştığın rolden geliyor.
Çünkü maske taşımak enerji ister.
Gerçek olmak ise cesaret.
Belki bazı insanlar, sen rol yapmayı bıraktığında hayatından çıkacak.
Ama geriye kalanlar...
Seni ilk kez gerçekten tanıyacak.
Ve en önemlisi...
Sen de ilk kez kendinle tanışacaksın.
Bugün kendine şu cümleyi hatırlat:
"Ben, insanların onayladığı kişi olmak zorunda değilim."
"Ben, kendime sadık kaldığım sürece yeterliyim."
Çünkü gerçek özgürlük, herkes tarafından kabul edilmekte değil...
Kendi özünü saklamadan yaşayabilmektedir.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin de olabilir bir kadına gönder. Belki de onun ihtiyacı olan şey, yeni biri olmak değil; yıllardır taktığı maskeyi sevgiyle çıkarabilmektir.