En Derin Yaralar En Çok Şefkat Bekler

Abone Ol

Canım Kadın,

Hayat sana en ağır darbeleri, en güçlü olduğun için değil; çoğu zaman zaten yara aldığını bildiği yerden vurur. Çünkü bazı insanlar, kırılmış bir kalbin kendini daha az savunacağını düşünür. Sessiz kalan bir kadını zayıf sanırlar. Affedeni sınırlarlar. Defalarca incinmesine rağmen sevgisini kaybetmeyeni, dayanıklı değil, kullanılabilir zannederler.

Oysa bir insanın geçmişte yara almış olması, ona daha fazla yük yükleme hakkını kimseye vermez.

Ne yazık ki bazı insanlar, güçlü gördüklerine saygı gösterirken, kırgın gördüklerini daha kolay incitir. Çünkü vicdanları, yaralı olana karşı değil; güçlü olana karşı daha çok çalışır. İşte bu yüzden, geçmişte incinmiş kadınlar çoğu zaman aynı yaraları tekrar tekrar yaşar.

Ama bugün sana başka bir şey söylemek istiyorum.

Geçmişinde kırılmış olman, bundan sonra kırılmaya mecbur olduğun anlamına gelmez. Kimsenin senin yaralarını görüp oraya dokunmasına izin vermek zorunda değilsin. Şefkatli olmak başka şeydir, sınır koyamamak başka.

Unutma; iyileşmek, insanlara seni tekrar incitme hakkı vermek değildir. İyileşmek, artık canını acıtan yere kapıyı kapatabilmektir.

Bugünkü küçük egzersizin:

Bir kâğıda şu cümleyi yaz:

"Geçmişimde en çok hangi davranış beni yaraladı?"

Sonra altına şunu ekle:

"Bugün aynı davranışla karşılaşsam kendimi nasıl korurum?"

Cevabını sadece kendin için yaz. Çünkü farkındalık, sınır koymanın ilk adımıdır.

Canım Kadın,

En büyük gücün, hiç yara almamış olman değil; yaralarına rağmen kendine sahip çıkmayı öğrenmiş olmandır. Kendini korumak bencillik değildir. Kendine gösterdiğin saygının en sessiz hâlidir.

Bugün bu yazıyı, ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına gönder. Belki de onun en çok ihtiyaç duyduğu şey, yaralarının kaderi olmadığını hatırlamaktır.