Engel Bacakta Değil, Zihinde Başlar

Abone Ol

Aydın’ın Köşk ilçesine bağlı Karatepe Mahallesi’nde yaşayan 85 yaşındaki Mehmet Yörük’ün hikâyesini okuduğumda içimden tek bir cümle geçti:
Bazı insanlar eksik doğmaz, biz eksik bakarız.
Çocuk yaşta kangren nedeniyle bir bacağını kaybediyor. O yıllarda sağlık hizmetleri bugünkü gibi değil. Köy yerinde, imkân sınırlı. Ama hayat ona bir cümle kuruyor sanki: “Ya duracaksın ya da yürümenin başka yolunu bulacaksın.”
O, ikinci yolu seçiyor; 78 yıldır tek bacağı ve koltuk değneğiyle dağ bayır çalışıyor. Yüzlerce dönüm araziyi ağaçlandırıyor. Tonlarca incir, zeytin üretiyor. Yedi çocuk büyütüyor. Devletin bağlamak istediği engelli maaşını kabul etmiyor. “Ben muhtaç değilim” diyor. Sigorta primini kendi ödüyor. Emekliliğini kendi alın teriyle hak ediyor. Bu sadece bir azim hikâyesi değil. Bu, zihnin bedene hükmettiği bir duruş hikâyesi.
Peki Asıl Engel Nerede?
Bir istatistik paylaşayım. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre ülkemizde milyonlarca engelli birey yaşıyor. Dünya genelinde ise Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 1 milyardan fazla insan bir tür engelle hayatını sürdürüyor. Yani dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’i.
Bu insanlar toplumun kenarında değil, tam ortasında. Ama ne yazık ki engelli bireylerin iş gücüne katılım oranı hâlâ düşük. Birçok kişi fiziksel engelinden çok, toplumsal bakışın engeline takılıyor. Asıl problem çoğu zaman rampasız kaldırımlar değil; dar bakış açıları. Mehmet Yörük’ün hikâyesi bize şunu hatırlatıyor: Engel, çoğu zaman bedenimizde değil; başkalarının zihninde ve bazen de kendi inançlarımızda başlıyor.
“Çalışmak İnsanın Aynasıdır”
Mehmet Dede’nin şu cümlesi aslında bir hayat felsefesi: “Çalışmak insanın aynasıdır.” Bugün gençlerin önemli bir kısmı umutsuz. “İmkân yok” diyorlar. “Şartlar zor” diyorlar. Evet, şartlar zor. Ama hayat hiçbir kuşağa altın tepsiyle sunulmadı. Mehmet Yörük’ün çocukluğunu düşünün. Ne internet var, ne sosyal destek ağları, ne rehabilitasyon merkezleri. Bir köy çocuğu. Bir ayağı yok. Ama hayata küs değil. Dağa çıkıyor. Ağaç dikiyor. Üretiyor. Toprakla konuşuyor. Doğa ona şunu öğretiyor: Su, kayaya çarptığında geri dönmez. Yolunu değiştirir. Ama akar. Azim de böyledir.


Muğla’nın Dağlarında, Bodrum’un Sokaklarında
Benzer hikâyeleri Muğla’da da gördüm. Bodrum’da bir kolunu kaybetmesine rağmen tek eliyle tekne ustalığı yapan bir adam tanımıştım. Tahtaya öyle bir dokunurdu ki iki eli olan birçok ustadan daha ince iş çıkarırdı. “El değil mesele” demişti bana, “niyet meselesi.”
Muğla’nın kırsal mahallelerinde, ortopedik engeline rağmen arıcılık yapan kadınlar var. Dağa çıkıyorlar. Kovan taşıyorlar. Bal sağımı yapıyorlar. Kimseye minnet etmiyorlar. Bodrum’da görme engelli bir genç, dijital pazarlama üzerine çalışıyor. Ekran okuyucu yazılımlarla dünyaya açılıyor. Onun için ekran karanlık olabilir ama zihni aydınlık. Onların gücünü çoğu zaman fark etmiyoruz. Çünkü biz hâlâ “yapamaz” kelimesine fazla inanıyoruz.
Doğa Kimin Güçlü Olduğunu Bilmez
Doğa kim olduğunuzu umursamaz.nBir ayağınız var mı, iki ayağınız mı?
Zenginsiniz, fakirsiniz? Gençsiniz, yaşlı mısınız? Toprağa tohumu eken çalışırsa ürün alır.
Mehmet Yörük yüzlerce dönüm araziyi ağaçlandırmış. Bir ağaç dikmek sabır ister. Yıllar ister. O ağaç ilk yıl meyve vermez. İkinci yıl da vermez. Ama kök salar. İnsan da böyledir.
Kök salan insan, fırtınadan korkmaz. Bugün birçok genç hızlı sonuç istiyor. Oysa Mehmet Dede’nin hayatı bize şunu söylüyor: Azim, zamana yatırım yapmaktır.
Yardımı Reddetmek Değil, Onuru Korumak
Onu dilenci zannedip para vermek isteyenler olmuş. O ise “Ben muhtaç değilim” demiş. Bu cümleyi doğru anlamak gerekiyor. Bu kibir değil. Bu bir onur meselesi. Çalışabiliyorsam çalışırım. Üretebiliyorsam üretirim. İhtiyacım yoksa almam. Bugün sosyal yardım mekanizmaları elbette gerekli. Ama çalışabilecek durumda olan insanın üretimden kopması, hem bireye hem topluma zarar. Mehmet Yörük’ün duruşu bize şunu hatırlatıyor: İnsanı güçlü kılan kasları değil, karakteridir.
Engelin Psikolojisi
Psikoloji literatüründe “öğrenilmiş çaresizlik” diye bir kavram vardır. İnsan, tekrar tekrar başarısız olduğunda bir süre sonra denemeyi bırakır. Oysa fiziksel engeli olan birçok birey tam tersini yapıyor. Denemeye devam ediyor. Çünkü onların hayatı zaten mücadeleyle başlıyor. Bir basamak çıkmak bile planlama gerektiriyor. Bir kapıyı açmak bile strateji gerektiriyor. Bu da zihni güçlendiriyor. Belki de bu yüzden birçok engelli birey olağanüstü bir problem çözme becerisine sahip. Onların gücünü gerçekten fark ediyor muyuz?
Bodrum’un Rüzgârı ve İnsan İradesi
Bodrum’da rüzgâr sert eser. Yel değirmenleri boşuna kurulmamıştır. Rüzgârı durduramazsınız ama yönünü kullanabilirsiniz. Hayat da böyledir. Engel rüzgârdır. Onu yok edemezsiniz. Ama yelken açmayı öğrenebilirsiniz. Mehmet Yörük koltuk değneğini ikinci ayağı yapmış. Yani eksik olanı bir araçla tamamlamış. Şikâyet yerine çözüm üretmiş. Bugün teknoloji çağındayız. Protezler gelişti, erişilebilirlik arttı. Ama zihinsel tembellik de arttı. Asıl soru şu:
İmkân arttıkça azim neden azalıyor?
İstatistiklerin Ötesindeki İnsan
Türkiye’de engelli bireylerin eğitim ve istihdam oranları hâlâ istenen seviyede değil. Ancak son yıllarda kamu ve özel sektörde engelli istihdamı artıyor. Bu önemli. Çünkü üretime katılan her birey, toplumun gücünü artırır. Ama rakamların ötesinde bir gerçek var:
Her istatistiğin arkasında bir Mehmet Yörük var. Bir ayağı eksik ama umudu tam.
Yaşı ilerlemiş ama üretimi sürüyor. Yorulmuş ama yılmamış.
Gençlere Bir Not
Sevgili gençler,
Bugün iki ayağınız var, sağlığınız yerinde, teknoloji cebinizde. Ama çoğu zaman motivasyonunuz eksik. Mehmet Yörük 85 yaşında hâlâ dağ bayır çalışıyor. Siz 25 yaşında “çok yoruldum” diyorsunuz. Hayat kolay değil. Ama unutmayın: Güç, konfor alanında değil; mücadelede gelişir. Bir ağaç düşünün. Fırtınaya maruz kalmayan ağaç, köklerini derine salmaz. İlk sert rüzgârda devrilir. Zorluk, kök salma fırsatıdır.
Onların Gücünü Hafife Almayın
Engelli bireylere çoğu zaman ya acıyarak ya da aşırı kahramanlaştırarak bakıyoruz. Oysa ikisi de yanlış. Onlar mucize değil. Onlar insan. Ama şunu bilin: Onların içindeki direnç, çoğu zaman sizin sandığınızdan çok daha güçlü. Belki de biz sağlam sandığımız bedenlerimizle daha kırılganız.
Engel Değil, Bahane Üretiyoruz
Mehmet Yörük’ün hikâyesi bize şunu söylüyor: Engel varsa yol da vardır. Yol yoksa açılır. Su nasıl kayayı aşındırırsa, azim de engeli aşar.Muğla’nın dağlarında, Bodrum’un rüzgârında, Aydın’ın incir bahçelerinde aynı gerçek yankılanıyor: Doğa güçlü olanı değil, direnenı ayakta tutar.
Belki de artık şu soruyu sormalıyız: Gerçekten engelli olan kim? Bir ayağı eksik olup üretmeye devam eden mi? Yoksa iki ayağı sağlamken hayata küsen mi? Mehmet Yörük toprağa her bastığında bize bir ders veriyor: İnsan isterse eksikle değil, inançla yürür.
Ve inanın, onların gücünü hâlâ tam olarak bilmiyoruz.