Bugün 10 Mayıs… Takvimde sadece bir gün gibi duruyor olabilir. Ama bazı günler vardır; tarihten çok vicdana yazılır. Anneler Günü de işte tam olarak böyle bir gün… Ben yıllardır yüzlerce etkinlik gördüm. Sahneler gördüm, kalabalıklar gördüm, alkışlar gördüm. Ama bir annenin gözündeki o sessiz yorgunluk kadar gerçek hiçbir şey görmedim. Çünkü annelik dediğimiz şey aslında görünmeyen bir kahramanlık hikâyesi. Bir insanın kendinden vazgeçip başka bir insan için yeniden doğması…
Bugün modern dünya başarıyı hep büyük şeylerle ölçüyor. Parayla, makamla, takiple… Ama bana göre dünyanın en büyük başarısı gece herkes uyurken sessizce çocuğunun üstünü örten bir annenin kalbidir. Çünkü anneler alkış istemez. Gösteriş istemez. Çoğu zaman teşekkür bile beklemez. Ama hayatın bütün yükünü sessizce taşırlar.
Belki de bu yüzden Anneler Günü bana hep biraz hüzünlü gelir. Çünkü bazı anneler bugün çocuklarına sarılacak, bazılarıysa sadece fotoğrafa bakacak. Bazı çocuklar annelerinin elini öpecek, bazılarıysa mezar taşına çiçek bırakacak. Hayat böyle bir şey işte… Eksik ve tamam arasında gidip gelen büyük bir yolculuk…
Ben özellikle son yıllarda şunu çok daha net görüyorum: İnsanlık teknolojiyle büyüdü ama şefkatle küçüldü. Birbirimize dokunmayı unuttuk. Dinlemeyi unuttuk. Aynı evde yaşayıp birbirimizin ruhuna yabancı olduk. Ama anneler hâlâ dünyanın son gerçek sığınağı gibi…
Geçen yıl Anneler Günü’nde Bodrum Uçurtma Festivali’nde yaşadığım bir anı hiç unutamıyorum. Özel gereksinimli bir çocuğun annesi sessizce kenarda oturuyordu. Herkes eğlenirken o biraz dalgındı. Yanına gittim ve “Yoruldunuz mu?” diye sordum. Gülümsedi. “Yorulmak değil,” dedi… “Sadece bazen görünmez hissediyoruz.” İşte o cümle içime oturdu. Çünkü annelerin en büyük yorgunluğu fiziksel değil aslında… Anlaşılmamak, görülmemek, sessizce mücadele etmek…
O gün festival alanında 20 binden fazla insan vardı. Çocuklar, aileler, uçurtmalar, müzik, kahkahalar… Ama bana göre en büyük alkışı o anne hak ediyordu. Ve sonra sahnede “Yılın Engelli Annesi” ödülü açıklandı. Kadın ağlamaya başladı. Kalabalık ayağa kalktı. İnanın bana, bazı anlar vardır; insanın içindeki bütün sertliği kırar. İşte o anlardan biriydi.
Bence Anneler Günü’nün gerçek anlamı da tam burada başlıyor. Çiçek almak güzel… Hediye almak güzel… Ama bir anneyi gerçekten görmek çok daha önemli. Çünkü anneler yalnızca çocuk büyütmüyor. Toplum büyütüyor. Vicdan büyütüyor. Merhamet büyütüyor.
Bugün psikologlar yalnızlığın dünyanın en büyük problemlerinden biri olduğunu söylüyor. İnsanlar kalabalıkların içinde bile yalnız hissediyor. Ama ilginçtir… Bir insan ne zaman annesine sarılsa biraz çocuk oluyor. Biraz hafifliyor. Biraz iyileşiyor. Belki de anneler bu yüzden dünyanın ilk terapistleri, ilk öğretmenleri, ilk sığınakları…
İstatistiklere bakıyorum… Türkiye’de milyonlarca anne ekonomik zorluklarla mücadele ediyor. Binlerce özel gereksinimli çocuk annesi hayatını tamamen evladına adıyor. Birçok anne kendi hayallerinden vazgeçiyor. Ama buna rağmen yine de “önce çocuğum” diyor. İşte bu cümle bile başlı başına mucize değil mi?
Bugün sosyal medyada binlerce Anneler Günü paylaşımı göreceğiz. Filtreler, fotoğraflar, süslenmiş cümleler… Ama bence en güzel Anneler Günü kutlaması bir annenin yükünü biraz hafifletmektir. Bir telefon açmak, sarılmak, dinlemek, “İyi ki varsın” diyebilmek…
Çünkü bazı insanlar dünyayı değiştirmez… Dünyayı taşır. Anneler tam olarak böyledir. Ve ben bugün özellikle şunu söylemek istiyorum: Hayat bazen çok sert olabilir. İnsan kırılabilir, yorulabilir, kaybolabilir. Ama annelerin sevgisi hâlâ bu dünyanın en güvenli limanı gibi…
Belki bu yüzden insan kaç yaşına gelirse gelsin, canı yandığında içinden ilk o kelime geçiyor: “Anne…”
Bugün hayatta olan annelerin ellerini biraz daha uzun tutun. Kırgınsanız arayın. Uzakta olsanız bile sesini duyun. Ve annesini kaybetmiş insanlara da biraz daha yumuşak davranın. Çünkü bazı yokluklar ömür boyu dinmiyor.
Bugün 10 Mayıs… Belki takvimde sıradan bir gün… Ama milyonlarca insanın kalbinde hâlâ aynı cümle yazıyor: Bir insanın hayattaki ilk evi annesinin kalbidir.Benim de aynen; EVİM ANNEMİN KALBİDİR