GELİR ADALETİ (ADALETSİZLİĞİ)

Abone Ol

Forbes, 01/04/2025 tarihinde 39. Dünya Milyarlar Listesini yayımlamıştır. Dünyada dolar milyarderi sayısının %8,8 oranında artarak 3.028 kişinin dolar milyarderi olduğu, geçen yıla göre 47 kişinin listeye eklendiği ve milyarderlerin servetlerinin yüzde 13 oranında artarak, 16,1 triyon dolara ulaştığı, bu tutarın ABD ile Çin dışındaki tüm ülkelerin GSYİH’sinden fazla olduğu, bunun da bu kişilerin dünya gelirinin %14’ünü aldıkları anlamına geldiği belirtilmiştir.
Ekonomilerin büyümesine ve ortalama servetin 200 milyon dolar artmasına rağmen, bu büyüme hanehalklarına yansımamıştır. Aynı adaletsiz dağılım Türkiye için de geçerlidir.
12/03/2024 tarihinde yayımlanan AB İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre Türkiye gelir dağılımı eşitsizliğinde Avrupa’da ilk sıradadır.
TÜİK’e göre bu eşitsizlik Gini katsayısı ile ölçülmekte, Gini katsayısı bir ülkede ne kadar küçük ise gelirin paylaşımı da o kadar adaletlidir. Oysa, Türkiye’de Gini katsayısı 2022 yılı rakamlarına göre 42,6 iken, AB ortalaması 29,6’dır. Dünyadaki 130 ülke arasında ise 28. sırada. Eşitsizlik 2023 yılında daha da artmıştır. Türkiye’de gelir dağılımı bazı Afrika ülkesinden bile kötü durumdadır.
Gelir dağılımındaki eşitsizlik, sosyal adalet ve toplumsal barışın önünde en büyük engeldir. Ülkemizde yoksul daha yoksul iken zenginler servetlerini daha da artırmaktadır.
Bu nedenledir ki asgari ücretin belirleneceği bu günlerde çoğunluğun gözü kulağı belirlenecek asgari ücrete çevrilmiş olmakla birlikte umutsuz bekleyiş içindedirler.
Açlık sınırının 30 bin civarında olduğu ülkemizde, 22.104,20 TL. ile geçinmeye çalışan ve nüfusun yüzde ellisine yakın kesimi için zam oranı ne yazık ki %20 ile % 35 arasında beklenmektedir.
Bu durumda, yüzde 20 oranında zam yapılması halinde net asgari ücretin 26 bin 524 TL.,
Yüzde 25 oranında zam yapılması halinde net asgari ücretin 27 bin 630 TL.,
Yüzde 27 oranında zam yapılması halinde net asgari ücretin 28 bin 72 TL.,
Yüzde 29 oranında zam yapılması halinde net asgari ücretin 28 bin 515 TL.,
Zam oranının yüzde 33 olması halinde 29 bin 399 TL.,
Yüzde 35 olması halinde ise asgari ücretin 29 bin 841 TL. olacağı öngörülmektedir.
Yani yüzde 35’lik artış bile 4 kişilik bir asgari ücretli ailenin yine aç kalması anlamına gelmektir.
Zaten yıllık enflasyon kasım ayı sonu itibariyle yüzde 31,07 olarak geçekleşmiştir. Bu artış oranları asgari ücret ve ona yakın ücret alan çalışanları açlık sınırından kurtarmayacaktır.
2025 yılı ocak ayında açlık sınırı TÜRK-İŞ’in araştırmasına göre 22.131,06 TL’dir. Bu duruma göre asgari ücretle çalışanlar zaten bir yıldır açlık sınırı altında yaşamakta olup, anlaşılan bu 2026 yılında da devam edecektir.
Ülkemizde ücret artışları yaşanan enflasyona gör değil, hiçbir zaman tutmayan enflasyon hedeflerine paralel olarak belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu da asgari ücretin OVP’ye göre hedeflenen %16 enflasyon oranına ya da TCMB’nin hedeflediği %13 ile %19 oranlarına göre belirleneceği, yani asgari ücretin 25.640 TL. ile 26.304 TL. arasında gerçekleşeceği anlamına gelmektedir.
Umarız önümüzdeki yıl enflasyon hedefleri dikkate alınmaz.