GENEL TARIM SAYIMI

Abone Ol

Tarım ve sanayi sektörleri birbirine neden‑sonuç ilişkileriyle bağlıdır. Hiçbir ülkede sanayi faaliyetlerinin tarımdan bağımsız olarak sürdürülmesi mümkün değildir.

Ancak tarım sektörünün sanayi sektörüne destek olması gerekirken, maalesef son yıllarda çeşitli nedenlerle giderek gerilemekte, ülke ekonomisindeki payı düşmekte ve enflasyonun artmasında belirleyici rol üstlenmektedir. Örneğin Ekim ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubu, fiyatları en çok artan grubu oluşturmuştur. Oysa, gıda grubu, düşük gelirli kişilerin harcamalarında önemli bir yer tutmaktadır.

Tarım ve hayvancılıkta planlama yapılmamaktadır. Planlama yapılamamasının bir nedeni de uzun yıllardır Genel Tarım Sayımının yapılmamış olmasıdır.

Nihayet içinde bulunduğumuz yılda gerçek ve tüzel kişiler nezdinde 31 Aralık 2025 tarihinde sonuçlandırılmak üzere Genel Tarım Sayımı yapılmaktadır.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesinde tarım sayımı ve önemi şöyle açıklanmıştır:

“Bitkisel ve/veya hayvansal üretim faaliyetlerine ilişkin arazi, hayvan, alet ve makine varlığı, sulama, iş gücü gibi temel yapısal verilerin derlendiği saha araştırmasıdır.

Tarım sayımı, tarımsal üretimin temel yapısal görünümünü yerleşim yeri bazında ortaya koyan en kapsamlı veri kaynağıdır. Tarım politikalarına ışık tutacak yapısal veriler, tarım sayımlarından elde edilmektedir. Bu veriler sadece politika yapıcılar için değil; üreticiler, üretim kararı verme eğiliminde olanlar ve tarım sektöründe yer alan tüm paydaşlar için de yol göstericidir.”

Genel Tarım Sayımı; toprağın verimini, mahsulün yapısını, çiftçinin toprağa verdiği emeği, mahsulü elde ederken kullandığı ilaç ve gübre türünü, hayvan sayısını, hayvan için gerekli yapının olup olmadığını, toprağı işlerken kullandığı aletleri ve kaç yıldır bu topraklarda çalıştığını araştıran; ekilmeyen alanları tespit eden ve bunların analizini yapan bir sistemdir.

Ancak Türkiye’de genel tarım sayımı, 24 yıl aradan sonra ilk defa yapılmaktadır. Oysa Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Avrupa İstatistik Enstitüsü (EUROSTAT) tarafından verilen tavsiyelere göre tarım sayımının en az on yılda bir yapılması gerekmektedir. Türkiye’de ise 1927, 1950, 1963, 1970, 1980, 1991 ve son olarak 2001 yılında genel tarım sayımı yapılmıştır.

Sayım sonuçları Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ile karşılaştırılacaktır.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı, mera varlığı bile bilinmeden planlama yapılamayacağını; örnekleme yöntemiyle sağlıklı sonuçlar elde edilemeyeceğini belirtmiştir. Zira tarım sayımı kapsamındaki verilerden iş gücü, hayvan barınakları, gübre ve toprak yönetimi gibi uygulamalarda örnekleme yoluyla bilgi elde edilecektir.

Diğer taraftan, sayım şubelerde yapılmaktadır. Oysa yerinde, sahada yapılması daha doğru sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır. Kişiler çeşitli sebeplerle gerçeği bildirmeyebileceklerdir.

TÜİK’in saha personelinin nitelikli olmadığı da eleştiriler arasındadır. Ayrıca saha personelinin birçoğunun bir partinin gençlik kollarına üye kişilerden oluştuğu da bilinmektedir. Saha personelinin insan ilişkileri ve iletişim yeteneklerinin gelişmiş olması, araştırmanın önemi, ciddiyeti ve yöntemi hakkında iç eğitimden geçirilmeleri gerekmektedir.

Ülkemizde yıllardır tarımda sayımın yapılmamasının da etkisiyle tarım ve hayvancılıkta bir politika oluşturulamamış, planlama yapılamamış; genç insanların köyden kente göç etmelerine ve gıdada yüksek enflasyon oranlarının yaşanmasına sebep olunmuştur.

Su, ormanlaşma, hayvancılık, tarımda dış ticaret, pazarlama, kırsal kalkınma, tarımda çalışanların gelir seviyesinin yükseltilmesi, küçük aile işletmelerinin büyük işletmeler karşısında desteklenmesi, tarımsal ürün piyasasındaki istikrarsızlığın giderilmesi, hangi bölgede ve hangi topraklarda hangi ürünün yetiştirilmesi gerektiği gibi politikalar şimdiye kadar oluşturulamamıştır.

Böylece tarımın sanayiye olan desteği de eksik kalmıştır.

Umarız bu çalışma bir başlangıç olur.